‘AB üyeleri işbirliğinde gönülsüz’

AB liderleri de bugün Brüksel’de başlayıp iki gün sürecek bir zirvede bir araya gelip, küresel mali krizi ele alacak.

The Financial Times’ta tam sayfa yayınlanan Tony Barber imzalı bir analizde, birlik üyesi ülkelerin kriz karşışında işbirliğinde gönülsüz oldukları öne sürüldü.

Gazeteye konuşan Danimarka’nın eski başbakanlarından Poul Nyup Rasmussen, Avrupa’nın önündeki tehlikeyi şöyle aktardı:

“Avrupa George Bush’u, küresel düzeyde liderlik göstermemekle suçlamıştı. Ancak Avrupa bugün dünyanın geri kalanınca suçlanma riskiyle yüz yüze.”

Financial Times’a göre, Avrupa’nın resesyonla mücadele için borçlanmayı artırmamasının nedeni, birçok ülkenin kamu finansmanının çok hassas bir dengeye dayanması.

Yapılan bir araştırmaya göre para birimi olarak euro kullanan en büyük 4 ülkenin toplam bütçe açıklarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı, 2010’da yüzde 6,4 olacak. Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya’nın kamu borçlarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı da önümüzdeki yıl yaklaşık yüzde 83’e yükselecek.

The Financial Times tüm bu rakamların, 90’lı yıllarda Euro bölgesinin istikrarı için üzerinde anlaşılan sınırların üstünde olduğunu öne sürdü.

SSCB SONRASI EN BÜYÜK BUNALIM

Öte yandan gazetenin yazarlarından Stefan Wagstyl da, Orta ve Doğu Avrupa’nın, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana en derin resesyona doğru gittiğini yazdı.

Wagstyl’ın aktardığı rakamlara göre Rusya, Türkiye ve Ukrayna da hesaba katılırsa, Doğu Avrupa’da bankaların yurt dışına toplam borcu, 1 trilyon 700 milyar dolar.

YABANCI YATIRIMLAR DÜŞECEK

Yine Rusya ve Türkiye de dahil olmak üzere, gelişmekte olan ülkelere yapılan yabancı yatırım da 2009’da, 254 milyar dolardan 30 milyar dolara düşecek. Ancak Financial Times yazarı Stefan Wagstyl’a göre tüm bunlara karşın Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri için umut ışığı da var. Yazar bunun nedenlerini şöyle özetledi:

“Polonya’nın bu yıl yüzde 1 büyüyeceğinin sanılması, Doğu Avrupa ülkelerinin işyerlerinde daha esnek uygulamalara gidebilmesi, bu ülkelerde aile desteğinin hala önemli bir faktör olması, Doğu Avrupa’da hane halkının borç düzeyinin Batı Avrupa’dan az olması ve en önemlisi de kalifiye iş gücünün maliyeti daha ucuz olduğundan, Doğu Avrupa’nın rekabet avantajına sahip olması.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seventeen + three =