AB’deki Türk karşıtı kamp

AB’deki Türk karşıtı kamp

0
PAYLAŞ

AB’de Türk karşıtı bir kamp oluşturmak çabaları tam gaz devam ediyor. Bunun başını Chirac ve Merkel çekiyor.


Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, girişimlerinin haklılığı konusunda henüz Avrupalı ortaklarını ikna edemedi. Fransa’nın Kıbrıs konusunda Türkiye’ye baskı yapmaya devam etmesi ve Ankara’nın da geri adım atmayı reddetmesi durumunda  Fransızların elinde teorik olarak bir VETO kozu olacak ama bu koz zaman içinde elde patlayabilecek çok tehlikeli bir bombaya da dönüşebilir.


Merkel’in ise ayağı kaymak üzere. Bana göre Angela Merkel’in artık eski tabirle “Kıymet-i Harbiyesi” kalmadı. Bence kendi kendine gelin güvey oluyor ve Başbakan olması da hayal. Onun için Merkel’in ne söylediği pek önemli değil. Önemli olan Schröder’in ne söylediği ve Türkiye ile ilgili düşünceleri.


Bu ikilinin arkasında birde Avusturya var.


Avusturya’da hükümetin küçük ortağı, aşırı sağcı Özgürlükçüler Partisi (FPÖ), Türkiye’nin AB üyeliğinin reddedilmesi konusunun parlamentoya getirilmesi amacıyla referandum yapılması için imza toplamaya başladı. Girişimleri bayağı ciddi ve 100 bin seçmen “Evet” derse konu parlamentoya gelecek. Referanduma sunulan konuların parlamentoda ele alınabilmesi için, referandumda 100 bin seçmenin desteği yetiyor. Şimdilik imza sayısı 8032 ve 2006 yılı ocak veya şubat ayında referandum yapılması için toplanan bu imzalar İçişleri Bakanlığı’na teslim edildi. İçişleri Bakanı Liese Prokop’un en geç üç hafta içinde FPÖ’nün başvurusu hakkında karar vermesi gerekiyor.


Avusturya’nın bu tavrı tabi ki 2006 sonbaharında yapılacak  genel seçimlere yönelik ve işin ilginç tarafı da Avusturya’nın 1 Ocak-30 Haziran 2006 tarihleri arasında AB dönem başkanlığını üstlenecek olması. İktidardaki sağ koalisyonun seçimlerde gene iktidar olabilmek taktiği tamamen Chirac gibi Türkiye üzerine kurulu.  Bu nedenle hedef, Türkiye aleyhtarı bir hava yaratmak ve Ocak veya Şubat ayında yapılacak referandum ile genel seçimler öncesi etkili bir kampanya sürdürebilmek. Ama bunlar hep 3 Ekimden sonra gelişecek olaylar. Bu nedenle Avusturya’nın tek başına veya Fransa ile birlikte VETO kullanacağını düşünmüyorum.


Şimdilik Türk karşıtı kamp pek fazla taraftar bulamadı ve bayağı azınlıkta kaldı. Kampın taraftarları bu nedenle şimdilik çok güçlü değiller ve erkekçe ortaya çıkamıyorlar. 
İşin ilginç yanı, Kıbrıs’lı Rumlar ve Yunanlılar, bu kampın başını çekmeleri gerekirken, kampın üyesi bile değiller.  Fransa, Türkiye’nin  3 Ekim ışığında tüm davranışlarını değiştirmesi için AB içerisinde güçlü bir ittifak oluşturulması amacıyla Kıbrıs ve Yunanistan’a altın bir fırsat sundu, ama tam tersine,  Fransa’nın,  AB ile Türkiye’nin  ilişkilerini normalleştirmesini önleyen bu tavrından dolayı Rumlar ve Yunanlılar bayağı huzursuz ve bu iş hiç de hoşlarına gitmiyor. Ellerinden gelse bu kampı kapatacaklar.
Rumların ve Yunanlıların yeni hedefleri Cuma açıkça belli oldu. En azından ben teşhisimi kesin olarak koydum.


Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Cuma günü partisinin Merkez Yönetim Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin imzaladığı ek protokolle ilgili  taahhütlerini hatırlatarak  “Kıbrıs Cumhuriyeti’ne” karşı da davranışlarını düzeltmesi gerektiğini ve Türk-Yunan ilişkilerinin tam olarak normalleştirilmesinin yolunun Kıbrıs sorununa yaşayabilir ve fonksiyonel çözüm bulunmasından geçtiğini söyledi. Türkiye’nin 3 Ekimde müzakerelere başlamasını ve bu ortamda bunu engellemeyi hiç düşünmediklerini açık ve net bir şekilde belirtti.


Bu söylenenleri ben aşağıdaki gibi anladım.


Yunanlılar ve Rumlar, Türk-Yunan sorunlarının şimdi çözülmesini istemiyorlar ve bunun siyasi maliyetinin de kendilerine çok pahalıya patlayacağını biliyorlar. İstedikleri ve nihai hedefleri de Türkiye’yi Avrupa kıskacı içine almak.  Bunu başarabilirlerse, Türkiye ile yaşadıkları Kıbrıs ve Ege sorunlarını,  kendileri için çok daha olumlu koşullarda çözeceklerine inanıyorlar.


Bunun dışındaki her hangi bir seçenekte, Kıbrıs sorunu, adanın taksimiyle son bulacak ve Türk-Yunan cephesindeki sorunlar da sonsuza kadar çözümsüz kalacak…


_________________


* Prof. Dr.

BİR CEVAP BIRAK