ABD’nin Rusya sorunu

Sovyetler Birliği’nin içindeki yapay devlet birimleri ayrılmada direnç yaşamadılar. Sovyetler Birliği’ni çevreleyen Varşova Paktı ülkeleri de Sovyetler Birliği’nden kolayca çözülüverdiler. Sovyetler Birliği yanında üç ayrı ülke ensona kalmıştı: Belarus, Ukrayna ve Kazakistan. 1991 Mart’ında Rusya Federasyonu seçimlerinde, Rusya Federasyonu’nun, açıkça, Sovyetler’den bağımsızlık isteyen Boris Yeltsin’in seçimi kazanmasıyla Sovyetler Birliği’nin sonlandığı açıktı. 1991 Ağustos’unda bir avuç Sovyet yanlısı, ayaklanma da sayılamayacak bir saray darbesi benzeriyle yönetime el koymayı denemişti. Rus halkı, Sovyet değil Rus olma yanlısı olduğunu, yönetime elkoyma girişimindekileri yalnız bırakarak gösterdi.

25 Aralık 1991’de, Kremlin’de, Sovyetler Birliği’nin orak-çekiçli bayrağı indi ve yerine Rusya’nın bayrağı yükseltildi. 25 Aralık öncesinde 8 Aralık 1991’de, Rusya, Belarus ve Ukrayna, gününde de önemi anlaşılmayan birliktelik oluşturdular. İki yıl içinde Baltık ülkeleri dışında kalan tüm Sovyet ülkeleri bu gevşek birlikteliğe üye oldular.
Rusya için, Belarus sorun olmayan bir ayrılıktı ve birlikteliği de sıradandı. Ukrayna ise, tarihsel ve toplumsal yönden sorun idi. Sovyetler Birliği donanması Kırım’da idi ve görünürde, Ukrayna olan o yörede, Ukrayna nüfusu ya da tarihselliği Ukrayna’dan çok Rusya sayılırdı. Ukrayna ve Kazakistan’da nükleer ve uzay birimleri konuşluydu. 1991 koşullarında Kazakistan da, Ukrayna da sorunsuz nükleer ve uzay olanaklarını Rusya’yla tartışma konusu yapmadı.

Sovyetler Birliği’nin temel siyasi geleneği her Sovyet Cumhuriyeti’ne Rus nüfus taşımak olmuştur. Yoğun ve egemenlik arayıcı olacak ulusallıkları dağıtmak da tamamlayıcı işlerlik olmuştu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ilk getirisi etkisiz bağımsızlıklarla birlikte azınlık ve dışarıdan taşınmış Rus nüfusunun geriye çekilmeleri oldu. Belarus ile Ukrayna’da bu geriye çekiliş yaşanmadı. Bağımsızlıkla kazanılmış özgürlüklerden olan serbest dolaşımla, özellikle Ukrayna’dan ABD’ye ve Avrupa’ya doğru göç yaşandı. Bu göçler de nüfus dağılımlarını etkileyebielecek düzeyde önemli olmadı. 143 milyonluk Rusya’nın dibinde, 9 milyonluk Belarus sorun olamazdı; olmadı da. Oysa, Ukrayna 45 milyonluk ve geniş bir alana yayılmış bir ülke idi; ayrıca, 10 milyona yakın Ukrayna’lı kendini Rus sayıyordu.Ukrayna’nın Batı’sında Ruslar daha az ve Doğu’da ise daha yoğun olduğundan, Ukrayna ile Rusya sınırının yapaylığı kendiliğinden açıktaydı.

Kırım’da Ukrayna varlığı hem nüfus olarak, hem de tarih olarak önemli bir nicelik ve nitelik göstermiyordu. Kaldı ki: Kırım, Ukrayna içinde de özerk ve ayrı görünümdeydi.
ABD ile AB, Rusya’yı ve Rusları bir biçimde zorlayacak ve küçültecek desteklerden uzak durmadılar. Rusya, 1991’le başlayan süreçte küçülen ülke konumundan yerleşik ve kararlı sürekliliğe vardı. 2013’de Rusya’nın geleceği noktaya varmadan Rusya’nın içten ve dışarıdan yağmalanması sürdü. Rusya’da, özellikle, Kafkas halklarının tarih içinde yokolma noktasından, yeniden Rusya’yı zorlamaya başlamasıyla, Rusya’nın güçlü devlet konumunu yitirmesiyle küçülmekten öteye barış, huzur ve refah içinde yaşamayacağı bilinci gelişti. Putin’in Rusya’da güç olmasının ilk sonucu: Rusya’nın içindeki azlıkların, dışarıdan desteklerle, Rusya’yı küçültmesini geriletmek oldu.

Rusya’nın küçülmesini kendi güvenlikleri açısından zorunlu ve gerekir gören ABD ile AB Ukrayna’da durduruldu. Rusya, küçülmenin, Rusya’nın güvenliğini tehdit edici saydı. ABD, bu noktada, AB desteği olmadan, Rusya’nın küçülmesini zorlayamaz. Rusya da, ABD ve AB’yi durdurmanın ötesinde genişleyemez.

1989’un durdurulması neredeyse, yirmibeş yılı buldu. Gelen yirmibeş yıllar bu durma noktasının çevresinde nice “çözüm” arayışları ile yaşanacaktır diyebiliriz. Rusya, Ukrayna’yı tümden “ilhak” yolunu zorlasa: Ukrayna içinde Rusya’ya direnecek ve ABD ile AB’nin silahlandırcağı güçlü direniş yaşanır. Rusya’nın Kırım’ı alması genişleme ve yayılma görünümünden çok , Rusya’nın daha küçülmeyeceğini gösterme gücüdür.

ABD açısından olaya yaklaşım, her olayda olduğunca, öncelikle, 2014 seçimleriyle 2016 seçimlerinde öne çıkacak adaylar düzeyinden bakışla; onlarca etkili uzmanla ABD güvenliğinin gereklerini tartışmak oluyor.

Demokrat Başkan Obama, ABD’nin küreseldeki önder konumunu koruma kararlığı yönünde güç gösterisinden eksik durmuyor. Başkan Yardımcısı Joe Biden de, Rusya’nın saldırgan, yayılmacı olduğu yönünde Obama’yı desteklerken, 2016’da aday olduğunu ve ABD çıkarlarının savunucusu görünümünü dile getiriyor. 2016’nın, neredeyse, tek adayı değilse, en öndeki ve kazanabilirliği en yüksek adayı Demokrat Hillary Clinton ise, Soğuk Savaş günlerinin Cumhuriyetçi söyleminin sözcüsü görünümünde ödünsüz güç gösterisinde. Cumhuriyetçi tepkiler ise, eksiksiz, ABD’nin güçlülüğünün, Demokrat Başkan Obama’nın zayıflığından gerileyebeileceği noktasında yoğunlaşıyor.

ABD’nin, Rusya ve Putin güç gösterilerinden zayıf göründüğü ise uzmanların ortak kanısı. ABD’nin yeniden güçlü görünmesinin yolu ve yöntemi konusunda ise akıl karşıklığı da ortak görünüm diyebiliriz.

ABD’nin, uzun süredir gerilerde kalmış, Rusya diye bir sorunu olduğu açık gerçeklik olarak ortada duruyor. İran ve Suriye ile Afganistan ve Irak sorunlarında, yeniden yönlenmeler olması ABD için önemli sorunlardır. ABD, Ukrayna’dan çok, Rusya ile ilişkileri ve küreselde önüne yeni konan engel olarak yaşıyor ve görüyor Kırım’daki Rusya oldubittisini.

_____________

Salih Yurttaş, 19 Mart 2014.
http://salihyurttas.blogspot.com/
http://faculty.cse.tamu.edu/yurttas/y99/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

7 + 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.