‘AB’ye yaklaştıkça saldırılar artacak’

‘AB’ye yaklaştıkça saldırılar artacak’

0
PAYLAŞ

3 Ekim’e kısa bir süre kalan Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye bakışında değişimler yaşanıyor.


Ermeni meselesi


27 Haziran 2005 tarihinde, bir grup Türk İskoçya’ya gitti. Daha doğrusu gitmek zorunda kaldılar. Çünkü Edinburgh Belediye Meclis Üyeleri, Türkiye aleyhine bir karar vermeye hazırlanıyorlardı. Yaklaşık yüz yıl önce “Ermeniler’in katliama uğradığını” düşünen Belediye Meclisi, bu doğrultuda bir karar verme arefesindeydi. Türk grubun ziyareti sonrasında Meclis, iki tarafın görüşlerinin de dinlenilmesi gerektiğine karar vererek, ‘soykırım’ iddialarını şimdilik beklemeye aldı.


Ortada bir konu varsa iki tarafın da dinlenilmesinin en doğal hak olduğunu düşünürüm. Tarihin bir döneminde iyileşmemiş bir yara varsa, bunun da mutlaka konuşulmasından yanayım. Türkler’in tepkisini de çok yerinde buldum. Ancak burada şunu da belirtmek zorundayım ki, Edinburgh’da olanlar büyük resmin sadece küçük bir parçasını meydana getiriyor ve bu büyük resim, gözden uzak tutulmamalıdır.


İngiltere Parlamentosu’nda gündem dışı bir konuşma


Bu arada İngiliz Parlamentosu’nda ilginç bir olay daha yaşandı. 20 Haziran tarihinde Parlamento’daki “sağlık ve ulaşım” konulu oturumda, Muhafazakar Parti Milletvekili Bop Spink söz alarak görüşlerini açıkladı. Toplam altı dakika gündemle ilgili konuşan Spink, konuşmasını şöyle bitirdi: “…


Sonuç olarak, Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgal etmesine gelirsek… Türkiye’nin  Kıbrıs’ın bir kısmını işgal yoluyla elinde tutması, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük suçu meydana getiriyor. Bu işgal ile adada etnik temizlik yapıldı. İki yüz bin insan evlerinden atılmak suretiyle göçmen olarak yaşamak zorunda kaldılar ve halen de evlerine dönemezler. AB ve uluslararası güçler artık Türkiye’ye yaklaşmaktan geri durmalıdır. Türkiye’nin Avrupa’ya yaklaşması da, buna bağlı olarak durdurulmalıdır. Ta ki Türkiye bu güzel adadan kendiliğinden ve dostça çekilene kadar”.


Bu konuşma Meclis tutanaklarına girerek kayıtlara geçti. Bu satırları okuyunca önce sağlık ve ulaşım konusunun konuşulduğu bir toplantıda, Kıbrıs ve Türkiye nasıl gündeme geldi diye düşündüm. İkinci olarak seçilmiş bir milletvekilinin yarım yamalak bilgisiyle, çok önemli bir platformda ve yine çok önemli bir konuda kesin yargılarda bulunmasını hayretle karşıladığımı kabul etmeliyim.


Kuzey Kıbrıs reklam yasağı ve mahkeme kararı


Öte yandan İngiltere Yüksek Mahkemesi Temmuz ayının son günlerinde Kuzey Kıbrıs için çok önemli bir karar vererek, Londra ulaşım sisteminde (TfL) bir süredir uygulanan Kuzey Kıbrıs reklam yasağını kaldırdı.


Reklam yasağı Barnet ve Camden bölgelerinden Muhafazakar Parti Londra Belediye Meclis üyesi Brian Coleman’ın mektubu ile başladı. Ve mahkeme tutanaklarına da yansıyan bu mektupta, TfL’ye emir veren Coleman şu ifadeleri kullanıyor:


“…Biliyorsunuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhiriyeti’ni bizim ülkemiz tanımaz. Ayrıca, Türkiye dışında da dünyada da tanıyan ülke de yoktur. Türkiye tanıyor, çünkü Kuzey Kıbrıs’ı işgal ederek zorla elinde tutuyor…” 


Bizlerin de vergileriyle çalışan resmi bir kuruluş, sadece bir insanın mektubuyla karşı tarafa söz hakkı tanımadan yasaklama kararı çıkarttı. Ayrıca bu tek taraflı ve yanlı görüş, yüksek mahkemeye kadar taşındı. Reklam yasağının devam etmesini isteyenler, reklamların politik nedenlerle verildiğini ileri sürdüler. Fakat mahkeme, reklamı veren kurumun bu ülkede yasal olarak, çalışan bir şirket olduğunu göz önünde tutarak, herkes kadar onların da reklam ve tanıtım yapabileceklerine karar verdi.


Sonuç olarak Bay Coleman ve yandaşlarının “Kuzey Kıbrıs reklamları politiktir” görüşü, Yüksek Mahkeme tarafından kabul görmedi.


Ayrıca tarihi bir karar veren mahkeme, reklamlara yasaklama getirenlerin politik davrandığına ve oy avcılığı yaptığına göndermede bulunarak, tüm iddialarını itiraz yolu kapalı olmak üzere redetti.


Hıristiyan lobi grubu ve diğer güçler saldırılarını artıracak


Tüm bu olaylar birkaç ay gibi kısa bir dönemde ortaya çıktı. İngiltere Hükümeti’nin Avrupa Birliği Başkanlığı’na başladığı, Türkiye, İngiltere ve Kıbrıs arasında önemli görüşmelerin yaşandığı bir zamanda ortaya çıkması da tasadüf olmamalı. Konuştuğum birçok insan Türkiye’nin 3 Ekim’de AB ile müzakerelere oturması öncesinde her taraftan saldırılar geldiğine dikkat çekiyorlar.


Şunu bilelim ve kabul edelim ki, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs, Avrupa’ya yaklaştıkça bu tür saldırılar, gerek Hıristiyan lobi gerekse başka kanallardan artarak devam edecek. Kıbrıs reklamlarının yasaklanması, yerli yersiz parlamento konuşmaları ve yüzyıllık Ermeni sorunu gibi konuların bir biri arkasına bu dönemde ortaya atılması tesadüf olmamalı.

BİR CEVAP BIRAK

two + 13 =