Acı Kaybımız; Endüstriyel Ekonomi Çağı

Acı Kaybımız; Endüstriyel Ekonomi Çağı

0
PAYLAŞ

Değişen çevre şartlarına en hızlı uyum sağlayanlar yaşarlar, diğerleri ölürler. Öznenin insan, hayvan, bitki, ülke ya da başka bir şey olması sonucu değiştirmez.

Dünya üst üste krizler yaşıyor ve ekonomik göstergeler bir türlü düzelmiyor. Bunun nedenini ekonomilerde mi aramak lazım, yoksa değişen ekonomi unsurlarında mı? İşte cevap verilmesi gereken esas soru bu.

İtalya’nın iflas edeceğini söyleyen Moody’s ve S&P bir anda “ tu kaka” şirketler oldular. Bu da yetmezmiş gibi S&P, Amerika’nın kredi notunu AAA’dan AA+’a çevirdi. Avrupa ve Amerika 3. dünya ülkelerinin kanlarını bu şirketlerin verdiği notlar sayesinde emerken, durum ne kadar şendi halbuki.

Bazı teorisyenler, yaşadıklarımızın, ulus devletlerle global sermayenin kavgası sonucu olduğunu, global sermayenin 11 Eylül’de ulus devletlerin başlattığı savaşın rövanşını gerçekleştirdiğini söylese de, durum biraz farklı olabilir.

Dünyadaki ekonomik sistemlerin gelişimini şöyle bir ele alalım. Önceleri son derece basit bir ekonomi sistemi vardı. Doğal ekonomi yöntemiyle yaşanıyordu. Aile, kabile, aşiret, sülale, avcı toplayıcı toplumun dayattığı kurallarla yaşıyordu. Bu dönemde önemli olan sadece topraktı. Toprağın potansiyeli, ekonominin temelini oluşturuyordu.

Derken toprağın işlenmesine başlandı. Bu yeni düzen, toprağın değerini arttırırken, işgücüne olan ihtiyacı da arttırıyordu. Monarşilerin, feodalizmin ve imparatorlukların yükseldiği bu dönemde, artık yiyecek depolanabiliyor, nüfus artışı düzenli bir şekilde sürdürülebiliyordu. Herkesin ava çıkmaya ya da meyve toplamaya ihtiyacı yoktu. İnsanlar yaptıkları işte uzmanlaşmaya ve bu uzmanlıklarını değerlendirmeye başladılar. İnsan öğesi arazi potansiyelinin önüne geçmiş, insan öğesinin çokluğu toprağı elde etme ve kullanmada esas unsur haline gelmişti.

Ve endüstri devrimi gerçekleşti. Toprak ve birey, yanlarında birikime yer açmak zorunda kaldılar. Uzmanlaşmalar, alt uzmanlaşmalar doğurmuş, endüstriyel ekonomiler, devletlerin hayatlarını sürdürme metotları haline gelmişti. Komünizm, sosyalizm ve kapitalizm endüstriyel çağın ekonomik sistemlerini oluşturdular. Ulus devletler ve şirketler dönemi yaşanmaya başladı. Kapitalin büyüklüğü, diğer öğeleri bir anda değiştirebiliyordu. Bu dönemde zaman zaman devletler ve şirketler karşı karşıya geldiler, kapitali güçlü olan kazandı.

Şimdi ise, bu üçlünün yanına yeni bir ortak geldi. Uzun zamandır oyunda olan ama kendisini gösteremeyen bu kardeş, zaman içinde irileşti, irileşti ve karşı konulamaz şekilde ortaya çıktı. Ailede, babanın uzaklarda yaptığı bir çocuk gibiydi. Varlığını ve önemini kimse reddetmiyordu ama hiçbir zaman diğer kardeşlerle aynı masaya oturamıyordu. Onu görmezden gelmek, işleri eskisi gibi idare etmek, herkesin işine geliyordu. Çünkü var olan bütün standartlar, adeta hiç değişmeyecek gibi ortaya konmuştu. Bu gayrı meşru kabul edilen kardeşin adı; bilgiydi.

Diğer üç oyuncudan daha güçlü ve hepsini değiştirebilecek düzeyde olmasına rağmen henüz hakkının verilmeye hazır olunmaması, günümüz krizlerini yaratıyor. Ekonomi dünyasındaki bu allak bullaklığın nedeni, makinistin de trende yapılan eğlenceye katılmak istemesi. Artık elinde uzaktan kumanda var ve lokomotifteki aksaklığı an be an kontrol edebilir durumda. Eğlenceden payını almak istiyor. Oysa eğlencedekiler, yemek artıklarını göndererek besledikleri birini masada istemiyor. Mesele şu ki, bilgi çok güçlü ve diğer kardeşlerim hiç biri onun masaya oturmasını engelleyebilecek durumda değil.

Şu anda eski ekonomik sistemlere ait bütün birimler, net olarak birbirleriyle değiştirilebilir durumdalar. Birbirlerine olan orantıları belli. Vasıfsız işgücünü nerede, ne kadara satın alabileceğiniz (kapital – insan), bir toprağı herhangi bir şekilde değerlendirmek için kaç kişinin kaç saat çalışması gerektiği (toprak – insan), bir adamın belirli bir miktar toprağa sahip olmak için kaç saat çalışmasının lazım olduğu (kapital – toprak) birbirlerine kolayca çevriliyor. Ama bilginin, özellikle de henüz elde edilmemiş bilginin değerini ölçmek şu andaki değer ölçüleriyle imkansız. Çünkü bilgi, bir dönümden yüz kilo ürün alınabilirken bunu yüz kırk kiloya çıkarabilecek, beş kişi çalışırken bunu üç kişinin çalışmasıyla hallolacak şekle getirebilecek, 100’e mal olurken 60’a indirebilecek öğe. Üstelik ortaya çıkaracağı bu artı değeri de, başka artı değerlere çevirebilme ve onlarda da yeni artı değerler sağlama şansına sahip. Yani siz bilgiyi doğru analiz edebildiğiniz sürece, satrançtaki gibi çok ilerdeki hamleleri saptayarak, buna göre konum alabilecek durumdasınız.

Henüz materyal karşılığı belli olmayan, diğer birimlere çevrilirken konulmuş bir kıstası bulunmayan (toprak – insan – kapital) bilginin, gelecek projeksiyonlarına göre değerini biçmek ise olanaksız. Üstelik bilgi denilen öğe, kullanıldığı zaman dilimi içinde, büyük getirisi olmasına karşın, zamana karşı çok dayanıksız. Çalınmadan saklanabilmesi çok büyük maliyetler gerektiriyor. Öyle bir öğe ki, saklandığı zaman diliminde bir başkası tarafından da bulunabilir ya da alternatif başka bir bilginin etkisiyle kullanılmaz hale gelebilir.

İşte şu anda yaşanan kaosun nedeni. Bilgi masadaki yerine oturdu. Üstelik diğerleri gibi herhangi bir ülkeye, kişiye, şirkete ya da olguya bağlılığı yok. Şimdiye kadar verdiklerinin değil ama bundan sonra vereceklerinin karşılığını istiyor. Masanın eski hakemi “endüstriyel çağ” ölmüş durumda. Masanın yeni hakemi, adı belirlenmemiş olmakla birlikte, sınırsız iletişim ve sınırsız açıklık taraftarı. Bilgiyi ortaya çıkaranın, hak ettiğini almasından yana. Masanın eski sahipleri, bu hakemin önderliğinde, bilginin verdiklerinin, kendi değerlerinde olan karşılığını saptayacaklar. Hiç kolay bir pazarlık değil bu. Yaşıyor, görüyoruz. Eninde sonunda bu pazarlık sona erecek ama süreç uzadıkça daha çok kriz yaşayacağız. Sonu nereye uzanacağı belli olmayan krizler.

En ölümcül savaşlar, masaya yeni oturan birinin kabullenilme sürecinde yaşandı. İlk masada neanderthal ortadan kalktı, ikincisinde biraz daha yumuşak geçiş yaşandı ve süreç sadece 2 Dünya Savaşı ile atlatıldı. Umarız üçüncüsü daha hafif bir hasarla biter.

(devam edecek)

Not: Bu yazı www.diflek.com da yayınlanmıştır.

BİR CEVAP BIRAK

one × 3 =