Adalet kavramı değişirken…

Adalet kavramı değişirken…

0
PAYLAŞ

Demek ki, iyi gözlem yapamıyoruz, eğer o ön yargı üzerimizde var ise.
 
Adalet önce söz ile başladı ama söz her yöne çekildiği için, toplumlar bu sözü yazıya dökmüştür. Yazı en iyi sözden daha adaletli olduğunu tarih kanıtlamıştır. Adalet dediğimiz şey, yazılı olduğunda, eşit uygulanabileceğini düşündüğümüz bir kurallar bütünüdür.
 
Adalet, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır. Hak ve haksız kavramı toplumların birikimi ile toplum tarafından ortak olarak algılanan şeylerdir. Toplum benliğidir bir anlamda adalet. Toplum benliği ise değişken olduğu kabul edilmez, fakat biliyoruz ki, toplum benliği zaman içinde değişir ve hak ile haksızlık kavramı da göreceli bir anlama dönüşebilir. O yüzden adalet kavramı içinde kurallarda zamana uyum göstermek zorundadır, toplumların gelişmişliği ve dünyayı algılayışıyla direkt ilişkilidir.
 
Adaleti yerine getirebilmek için toplumlar, ona göre mekanizmalar geliştirmiştir. Fakat bu mekanizmalar zaman içinde gerici olma özelliği ve toplumun gelişmesi önünde engel olabilmektedir. Başlangıçta ilerici olan adalet kavramı, zamanla gericileşmektedir. 
 
İlişkiler ve suçlar karmaşıklaşmıştır. Bu karmaşık ilişkiler ve suçların nerede başladığı ya da sonlandığını kimse tam olarak tespit edemez. Adalet kavramı zaman içinde de bir çok kara deliklerin açılmasına sebep olmuştur. Suç aynı olmasına rağmen, konumu, durumu ve kişisel özellikleri gibi nedenler ile suç olmaktan çıkabilmektedir.
 
Adalet kavramının yazılı olması ile birlikte, en kötü rejimler altında dahi ilerici özellik göstermiştir. Çünkü en kötü rejimlerde astığı astık, kestiği kestik bir yöneticiye dur diyen işte bu yazılı metinlerdir. Fakat bu metinlerin o kadar güçlü olduğunu söylemek abartı olur, çünkü yırtılma ve değiştirilme özellikleri de vardır. En azından evrensel mahkemeler o erki elinde bulunduranı zaman içinde yargılayabilmektedir. Adalet evrenseldir, evrensel olduğu için de, işlenen suçlar sabit görülebilir. Her ne kadar kendi adalet mekanizmasını yok edenler, dokunulmaz olarak yaşıyor olmuş olsalar da.
 
Adalet kavramı kurumlaşmayı yanında getirmiştir. Kurumlaşan adalet hantallaşmıştır. Suç zaman aşımı kavramı ile tanışmıştır. Çünkü, zaman adalet mekanizmasının işleyişi yüzünden  o kadar uzar ki, kişinin acısı yok olur, suçlu olup olmadığını bilmediğimiz sanıklar, zaman içinde suçun değerinin ortadan kalkması ile yok olur, fakat burada da bir sorular yaşamın içinde durur, çünkü o süreç içinde suçlu görünenler gerçekten suçlu muydu, suçsuz ise onun kaybettikleri, kişinin hakkını ortadan kaldırmıyor mu? Ve ona kaybettirenler suç işlemiş olmuyorlar mı? Kavramlar içinde suç nerede başlar ve nerede biteceği artık belli değildir.
 
Adaletin bu kadar karmaşıklaşması sonucu kara deliklerin içinde yaşam alanı yaratmıştır. O görünmeyen noktalarda işlenen her suç, suç değildir, çünkü kimse o kara noktada olanları bilemeyecektir. O, kara noktaları yaşam alanı seçenler, kendilerini derin devlet olarak tanımlayabilirler, çünkü o derin ilişkiler içinde her şey olağandır ve doğaldır.
 
Adalet dağıtanlar, adaletten sorumlu olanlar ise, yaptıklarından dolayı suçsuzdurlar ve yargılanamazlar, sorgulanamazlar. Bu ne yazık ki, bu şekilde devam eder. Kafalarına estiği gibi davranamasalar da, kendilerine özgür alan seçerler, o alan içinde her dediklerini yapabilirler. Evrensel hukuk kuralları onlarında yetkilerini kısıtlamış olmasına rağmen, onların bu hatalarının telafisi zaman aşımına takılma olasılığı yüksektir. Zaman aşımı adaletin kara deliğidir.
 
Adaletin hakkaniyet ölçüleri içinde işleyişinden sorumlu olan kişi ay da kişiler, o ölçüleri kendi çıkarları yönünde değiştirirse ne olur? Bugün yaşadığımız süreç işte bu süreçte ne olacağını göstereceği yıllar olacaktır.


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

BİR CEVAP BIRAK

10 + eight =