Ah şu mal varlıkları

açıklayamadıkları sürece, kimseye bu ülkede politikanın bir erdem mesleği olduğunu ve politikacıların da dürüst insanlar olduğunu kabul ettiremezsiniz.


Hangi parti iktidara gelirse gelsin ve iktidarda bulunan siyasetçiler ne denli  dürüst olurlarsa olsunlar; mal varlıklarını, çıkıp halkın karşısına gereken ortamlarda gümbür gümbür şeffaf biçimde açıklayamadıkları sürece, seçmen ve halk indinde, inandırıcı ve güvenilir insan konumunda olabilmeleri mümkün değildir.


Tabi ki mal varlığını açıklamaktan kaçınan her siyasetçinin, dürüst olmadığı şeklinde yargıya varmak doğru olmaz. Her meslekte olduğu gibi politikada da, şaibeli ve güvenilmezler yanında, gerçek anlamda dürüst politikacılar var. Ancak şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz, siyaset kulvarında haklarında şaibe olmayan düzgün insan diyeceklerimizin sayısı, ne yazık ki çok fazla değil.


Son birkaç gündür ülke gündeminde, soğuk hava ve kar yağışı dışında, siyasetçilerin mal varlıkları tartışması var. Yeni Şafak Gazetesi’nin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın açıkladığını ileri sürerek, isim belirtmeden bir partinin ve genel başkanının 150 milyon YTL olduğu ileri sürülen mal varlığı konusunda yapmış olduğu haber, kamuoyunda epeyce yankı yaptı.


Haberde, CHP’nin ve Baykal’ın ima edildiği şeklinde ki yorumlarına karşın; Deniz Baykal’ın yapmış olduğu balyoz gibi kesin ve kararlı açıklama, Maliye Bakanı ve Yeni Şafak Gazetesi’ni bir hayli zor duruma düşürdü. Haberi yapan muhabir bilgiyi Unakıtan’ın verdiğinde ısrar etmesine karşın, Unakıtan, bu yönde her hangi bir açıklama yapmadığını ileri sürdü.


Muhabirin mi, yoksa Bakan’ın mı gerçek dışı konuşmuş olduğu gelinen aşamada kamu vicdanına bırakılmış durumda. Biz, doğrusunu söylemek gerekirse bu ülkenin sıradan bir vatandaşı olarak muhabirin doğru söylediğine, Unakıtan’ın hafızasının kendisini yanılttığına inananlardanız. Madem iş vicdani kanaata kaldı, ülkede kanaat ve düşünce özgürlüğü var, bizim kanaatımız bu yönde…


Neyse…
Konumuz Maliye Bakan’ının olayda gerçek dışı konuştuğu ya da konuşmadığı üzerine değil, Bakan’ın siyasetçilerin mal varlıklarının açıklanmasına yönelik yapmış olduğu açıklaması ve bu yönde ki düşüncesiyle ilgili…


Deniz Baykal, kendi şahsi parasının miktarını kamuoyuna açıkladıktan sonra, Başbakan’a ve Maliye Bakanı’na ülke kamuoyu önünde;
“Ben bankada ki paramı açıkladım, buyurun siz de açıklayın şahsi paranızın ve mal varlığınızın durumunu!” şeklinde çağrıda bulunmuştu.


Unakıtan’ın dünkü yazımızda da belirttiğimiz gibi çağrıya yanıtı şöyle:
“SİYASETÇİLERİN MAL VARLIKLARINI AÇIKLAMALARI, SİYASETİ ZEDELER” Şeklindeydi. (Vatan-25 Ocak 2006)


Sayın Bakan; Başbakan’ın, Maliye Bakanı’nın, bakan ve milletvekillerinin sahip oldukları mal varlıklarını açıklamaları, siyaseti neden zedelesin ki? Uzaktan yakından alakası yok. Ancak, nasıl ve nereden edinildiği açıklanamayan, para, mal, mülk varsa, tabi o takdirde açıklamak zorunda kalmış olan siyasetçinin siyaseti ZEDELENİR.


Hadi diyelim ki, Bakan’ın anladığı manada bir zedelenme söz konusu olsun, bu zamana kadar zedelene zedelene sağlam tarafı kalmamış siyaset, bir de mal varlıkları konusunda zedelense, ne olur ki?


Bu satırların yazarı gibi, okurlarımızda İran Vatandaşı değil.
Bizler Türk’üz ve bu ülkenin vatandaşı olmaktan her zaman onur duyuyoruz.
Birçok Türk vatandaşı gibi, biz de İran’lı olmadığımız halde, komşu bir ülkenin başında bulunan devlet yöneticisinin mal varlığının ne olduğunu biliyoruz.


Ahmedinejat’ın mal varlığını bir çırpıda söyleyelim:
Müstakil bir ev, 1979 model Peguet binek araba ve Üniversite hocalığı nedeniyle almış olduğu aylıkların karşılığı bankada ki parası.


Nereden biliyoruz?
Basında çıkan haber ve açıklamalardan…   
İran yasalarına göre, göreve yeni başlayan devlet başkanı ve üst düzey görevliler,  göreve başladıklarında mal varlıklarını yargı erkine açıklamaları (bildirmeleri) gerekiyor.


Ancak, bizde ki gibi kimsenin görmeyeceği ve yıllarca dokunulmayacak kapalı zarflarda sonsuza değin gizli kalacak şekilde değil. İran’nın komşu ülkelerinin sokaktaki insanlarının bile, basında çıkan haberlerden kolayca öğrenebileceği şeffaflıkta…


Ne garip değil mi? Komşu ülkenin devlet başkanının mal varlığını biliyoruz, bırakın kendi Başbakan’ımızınkini, bakanlarından, milletvekillerinden ve genel müdürlerinden tekinin bile  mal varlığı nedir bilmiyoruz. Fakat hepsinin de deklare edilmiş ilgili birimlerde kapalı zarflarda saklı bulunan beyanları var. Ancak,  kapalı zarflar içerisinde, doğru yanlış beyan edilmiş mal varlıklarının ne olduğunu nelerin beyan edilmiş olduğunu hiç kimse hiçbir zaman bilmeyecek.
Görülmeyen, denetlenmeyen mal beyanı alınmış olsa ne olur alınmasa ne olur?


Şimdiye değin hiçbir hükümet döneminde;
Devleti yönetenlerin, siyasetin içerisinde olanların, bürokrasinin başında bulunanların mal varlıklarının akla ve vicdana uygun şeffaf kriterlerde beyanı konusunda, ne hikmetse tek bir yasa ve mevzuat düzenlemesi yapılmadı!
Bundan sonra da yapılacağına inanmıyoruz!


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.