Ahlaklılar ahlakçılar

Ahlakçı teriminin biri olumlu biri olumsuz iki anlamı vardır. Ahlak bilgisiyle ilgilenen hatta bu bilgiyi üreten kişiye ahlakçı diyoruz, bir takım çıkar hesaplarıyla ahlak yargıları üreten kişiye de ahlakçı diyoruz. “La Rochefoucauld ve Vauvenargues çağımızın iki büyük ahlakçısıdır” derken ahlakçı terimini olumlu anlamında kullanmış oluyoruz. “Şaban bey çıkarları sarsıldı mı ahlakçılığa başlar” derken de sözcüğü olumsuz anlamında kullanmış oluyoruz. Olumsuz anlamında ahlakçılık ahlaksızlığa kadar açılabilir. Olumlu anlamında ahlakçılık da ona buna ahlak kuralı yazdırmak anlamına geldiğinde tehlikeli ve can sıkıcı olabilir. Gerçek ahlakçı ahlak önerilerini her zaman bence böyle kaydıyla bildirir. Kimse kimseden ahlak öğrenmek zorunda değildir. Bu arada her sözcüğü tek anlamlı sanmak yanlıştır. Enine boyuna tartışmadığımız için, kavramların doğru içeriklerine ulaşmış olmadığımız için yanlış bilgiler üretebiliyoruz. Bir yandan özensizliğimiz öte yandan kötü eğitilmiş olmamız kavram içeriklerimizin eksikli hatta gerçeğe uymaz olması sonucunu getiriyor.

Ahlak değerlerini ve estetik değerleri yüce değerler diye tanımlıyoruz. Bu değerler insan yaşamına temel anlamını kazandırırken insanı gelecek zamanlara açan değerlerdir. Bu iki değer alanını niteliksel yapıları bakımından apayrı alanlar saysak da ikisinin birbirine belli ölçülerde bağlı olduğunu da unutmamalıyız. Ahlak değerleri estetik değerler karşısında öncelikli olmasalar da onların estetik değerler üzerinde azçok belirleyici bir gücü vardır. Estetik değerler ahlak değerlerinden bağımsızdır ama onlar ahlak değerleriyle çelişen ya da onlara ilgisiz olan değerler değildir. Bu arada ahlak değerleri de estetik değerlerin uzağında değildir hatta estetik değerlerin yokluğunda ahlak değerlerinin eksikli kalacağını düşünebiliriz. Kuru ahlak bir yaptırım ahlakıdır. Yani her iki değerler dizgesi iki ayrı kavrayış alanı oluşturmakla birlikte apayrı iki dünya oluşturmaz. Her iki alanın içerikleri insanı amaçlıyor olmakla ortak özellikler gösterir. İyi’de güzel’i duyuran bir yan varsa güzel’de de iyi’yi açıklayan bir yan vardır. Bunun en basit anlamı şiirden nefret eden resimle ilişkisi olmayan müzikle alay eden adamın ahlakla ilişkisinin sınırlı ya da sorunlu olacağıdır. Demek ki estetik değerler ahlak değerlerinin oluşturduğu temel üzerinde daha zengin daha güçlü anlamlara ulaşırlar. Ahlak değerleri de ancak kendilerini estetik inceliklerle ortaya koydukları zaman insanın özüne dokunabilirler. Yalnızca “hoş” olanı ya da belli bir biçim yetkinliği ortaya koyanı estetik diye belirleyebilmek zordur.

Ahlak değerleri çıkar değerlerinden ya da yarar değerlerinden yani iktisadi değerlerden etkilenmezler. Ama çıkar değerleri ya da yarar değerleri ahlak değerlerine alttan alta yasalarını yazdırmak isterler. Böyle bir tutum ileri biçimlerinde ahlakdışı yargılar üretmek gibi bir sonuç getirecektir. Ahlaklılıktan olumsuz anlamda ahlakçılığa geçişin bir koşulu da ahlak değerlerini çıkar ya da yarar değerlerinin altına koyma tasarısında kendini gösterir. Çıkar ya da yarar dünyasının da varlığını ahlaki tutarlılıkla sürdürmesi beklenir. Ahlakçı çıkar ya da yarar değerlerini gerçek değerler olarak, buna karşılık yüce değerleri yararsız tasarımlar olarak göstermek ister. Böyle bir ahlakçı için ahlak başkalarına çevrilmiş bir saldırı silahı olduğu kadar kendi açıklarını örtmekte kullanılan bir savunma silahıdır. Ahlakçılığı alışkanlık edinmiş olanlar ahlak terimlerini ileri geri kullanırlar ya da daha doğrusu kötüye kullanırlar. Ahlakçılık en ileri uygulamalarında bireylerin özerkliklerine saldırı düzeneği olur. Ahlakçılık çok zaman toplumu ya da toplulukları bildiği gibi kullanma adına geliştirilmiş yöntemleri içerir. Özellikle ileri ölçülerde bilinç yetmezliği çeken toplumlarda bu yöntemler çok sık ve başarıyla kullanılır.

Ahlak insanlara ölçüler ve sınırlar önerir. Bunlar kısıtlayıcı olmakla birlikte özgürlüğümüzü koruyan ölçüler ve sınırlardır. Ahlaktan ne anlarsak anlayalım bize hiçbir görev hiçbir yükümlülük hiçbir sorumluluk başkalarını şeyleştirme yani eşyaya indirgeme hakkı vermez. Sağlıklı insana sen hastasın diyerek çıkar sağlayan hekim ahlaksızdır. Birilerini bilir bilmez gammazlayan ve zorda kaldığı zaman da ne yaptımsa yurdum için yaptım diyen adam ahlaksızdır. Çürük malını sağlam diye pazarlayan satıcı ahlaksızdır. Anababalar çocuklarını şu bilinçle yetiştirmeliydiler: Kim olursan ol hiçbir güç hiçbir kural hiçbir yasa hiçbir dünya görüşü sana başkalarının ruhu ve bedeni üzerinde eylemde bulunma hakkı vermez, başkalarını öldürme yaralama incitme hatta bile bile üzme ya da küçük düşürme hakkı vermez. Bunu yaptığın zaman kendini aşağılamış ve bu arada insanlık suçu işlemiş olusun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.