AÇIK GAZETE’DEN… Peki kim kazançlı çıktı?

AÇIK GAZETE’DEN… Peki kim kazançlı çıktı?

0
PAYLAŞ

The Independent, İran’daki gözaltındaki askerlerin serbest bırakılmasının arkasındaki gerçeklerin ancak 30 yıl sonra, resmi belgelerdeki gizlilik sınırının kalkmasıyla anlaşılabileceğini yazdı. İngilltere basını genel olarak gizli bir anlaşma yapıldığı kanısında… “Peki kim bu olaydan kim kazançlı çıktı?” sözünü de The Independent nereden baktığınıza bağlı diyor…

İngiltere’deki The Times gibi sağ, The Financial Times gibi muhafazakar ve The Guardian gibi sol basının ortak bakışına göre İran, İngiliz askerlerini haksız yere gözaltına almıştı ve askerlere gösterdiği merhametle de kostümlü piyes, tiyatro ya da şov yaptı…

Krize en sağ duyulu İngiltere Dışişleri Bakanlığı yaklaştığı söylenebilir. Geleneksel olarak Ortadoğu’da denge politikası izleyen ve zaman zaman Başbakan Tony Blair ile de çelişen Dışişleri Bakanlığı’nın iki önemli başarısından biri ABD’nin şahin politikasına uymaması, ikincisi de direk iletişim kurmasıdır…

Dışişleri yetkilileri 13 gün boyunca “rehine” kullanmaktan kaçındı. ABD Başkanı George Bush’un bu ifadeyi iki kez kullanarak, 1979-1981 arasındaki İran Amerikan rehine krizinin anılarını akla getirmesine de aldırmadı… Eski Tahran Büyükelçisi Richard Dalton da dün, “Bu rehine krizi değil. İran bu olaydan belirli çıkarlar sağlamaya çalışmıyor” diyerek Dışişleri’nin krizi çözmekten yana doğru tavrını yansıttı.

İran, krizin derinleştiği günlerde aracılara gerek olmadığını, sorunu çözmek için bir komisyon kurulmasını belirtmişti. Kamuoyuna karşı ısrarlı bir şekilde Başbakan Tony Blair’in denizcilerin İran karasularını ihlal etmediğini ve İran’ı haksız gösteren tatlı sert mesajlarına karşı, Dışişleri son 48 saate girildiğinde sessizlik isteyerek İran’a gönderdiği “Bir daha karasularınızın ihlal edilmeyeceğinden emin olabilirsiniz” mesajına jestli yanıt bekliyordu…

İngiliz Dışişlerinin ince politasıyla denizciler serbest bırakıldı.

İRAN ZEKİCE YOL İZLEDİ

İngiltere basını, “Her iki ülke de olası büyük krizlere karşı birbirlerinin sabrını ölçtüler” diye değerlendirse de İran soğukkanlı bir politika izledi. İran öncelikle İngiltere ve ABD dostu aracı ülkelerin krizden nemalanmasına izin vermedi. Ayrıca, İngiltere’nin ABD’nin de teşviği ile sorunu AB’ye ve BM’ye götürmesine hiç gerek olmadığını söyleyerek İngiliz Dışişlerini masaya çağırdı.

The Independent’in dediği gibi perde arkası 30 yıl sonra açıklanabilecek görüşmeler (ya da gizli anlaşma) sonrasında da askerleri serbest bıraktı. Serbest bırakırken yine ince bir politika ile Başbakan Tony Blair ve hükümetinin krizin sona ermesinde payını küçümsemek için de İngiliz halkına saygıyı öne çıkardı.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, düzenlediği basın toplantısında, 15 İngiliz askerinin İran karasularını ihlal etmeleri nedeniyle gözaltına alındıklarını anımsatarak, “Bu konuda haklı olduğumuz ve onları yargılama hakkına sahip olduğumuz halde, Hz Muhammed’in öğretisine dayanarak, 15 İngiliz askerini İngiliz halkına bir hediye olarak affettiğimizi açıklamak istiyorum” dedi.

İngiltere’de giderek artan Müslüman karşıtlığı ve İran ile yaşanan krizde de İran karşıtlığının yükseldiği gözönüne alınırsa askerlerin bırakılma gerekçesinin yükselen bu grafiği aşağıya çekeceği öngörülebilir…

İran’ın kazanç hanesindeki en büyük madde ise ABD’nin kadim dostu İngiltere’yi ABD’den ayrı olarak düşünmeye ve davranmaya zorlayarak bunu da başarmış olmasıdır… Bir anlamda karşı cephede çatlak oluşturdu…

İNGİLTERE SONUÇ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR?

– İngiliz Genel kurmayı başından bu yana Irak’tan Afganistan’a güç kaydırılmasından yana… İngiliz askerlerinin Afganistan’da ödenek ve techizat sorunu yaşandığı ve güç şartlarda savaşıldığı geçen yıl basına yansımıştı. İran krizinin siyasi olarak çözülmesi askerleri sevindirdiği söylenebilir…

– İngiliz Dışişleri, Irak’taki gelinen noktayı değerlendirdiğinde “Keşke hiç başlamasaydık diye düşündüğü” öngörülebilir… Irak işgali yavaş yavaş Arap ülkelerinde de rahatsızlık yaratmaya başladı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud El Faysal, dün Kral Abdullah’ın Irak’taki ABD varlığını ‘gayrımeşru yabancı işgal’ nitelemesini restekleyerek, ‘İşgal değilse nedir?’ diye sordu…

İngiltere Ortadoğu’da İsrail yanlısı politika izlemesine karşın Arap dostlarını küstürmemeye özen gösteriyor. Nasıl küstürsün ki? Yalnızca İngiliz savunma sanayi şirketi BAE Systems’in yine yalnızca Suudi Arabistan’a sattığı milyarlarca Sterlinlik silah anlaşması için 60 milyon Sterlinlik rüşvet fonu kurulduğu ortaya çıktı.

Ortadoğu’da kriz üstüne kriz istenilmeyecek bir durumdu… İngiliz Dışişleri derin bir soluk aldığı düşünülebilir…

– İngiliz vatandaşlarında ise savaş karşıtlığı giderek artan bir ivme gösteriyor. İktidardaki İşçi Partisi’nin lideri ve Başbakan Tony Blair geçen ay basına verdiği özeleştiri de Irak küskünlerinin kendisinden sonra barışacağını öne sürdü. Bu küslerin oranı giderek artıyor. Son kamuoyu yoklamalarında ilk kez İşçi Partisi muhalefetteki Muhafazakarların yüzde 8 oranında altına düşürek yüzde 31 seçmen desteğine geriledi. Oysa Blair, İngiltere’nin kanayan yarası Kuzey İrlanda sorununu çözmeyi başarmış ve İRA’yı silahsızlandırmıştı… Buna rağmen seçmen Irak’taki işgalindeki macerayı öne çıkardı ve Blair’i cezalandırdı. Böyle bir tabloda yeni bir maceraya girilmeden İran krizinin çözülmesi İngiliz halkını da sevindirdiği söylenebilir…

13 günlük gözaltı krizi sonrasındaki değerlendirmede yine de “Peki kim kazançlı çıktı?” sorusunun yanıtı ise, Başbakan Tony Blair’in ilk açıklamasında gizliydi. Blair, İran’la bazı “ilginç iletişim hatlarının açıldığını” söyledi. Umarız bu hattan nükleer sorun da çözülür.

Bana göre; krizle beraber yükselen petrol fiyatlarının düşmesiyle sokaktaki insandan, açılan iletişim kanalıyla Ortadoğu’da kurulacak sürekli bir barışa kazanan pek çoktu…

BİR CEVAP BIRAK