Ailenin önemi

Aile bir toplumsal kurumdur, öncelikle türün sürerliğini sağlamakla yükümlüdür. Aile öncelikle baba anne çocuk ekseninde kurulmuş bir kültür ortamıdır. Toplumsal ve iktisadi yaşam koşullarına göre yerde ve zamanda azçok değişik özellikler gösteren aile kurumu toplumun kültür yapısına göre biçimlenirken bir yandan da toplumun kültür yapısını biçimler, böylece toplumun temel değerlerini taşıyan canlı ve etkin bir toplumsal birim olur. Aile örnek bir kurumdur. Ailede bireylerin belli hakları ve belli ödevleri vardır. Buna göre aile dayanışık bir birimdir. Bu dayanışma yalnızca yarara göre değil aynı zamanda yüce değerlere göre düzenlenmiştir.  Bu yüzden aileyi soğuk ve donuk bir “yuva” kavramına sığdırıp çıkmak yanlış olur. Aile yavruların yaşama hazırlandığı ve geriye dönmemek üzere doğaya salındığı kuş yuvalarından daha çok bir şeydir. İnsan bireylerinin insan olma koşullarında yetiştirilmesi aile kurumunun başlıca amacıdır. Sağlıklı ailelerde bireyler kaba değerler göz önünde tutularak değil yüce değerler öngörülerek yetiştirilir.

Ailede bireylerin çıkarları ailenin ortak çıkarları çerçevesinde korunduğu zaman yaşam verimli olur. Sağlıklı ailelerde bireyler çıkarlarını öbür bireylerin çıkarlarına denk düşürmek hatta onların çıkarlarına göre düzenlemek isterler. Bireylerin öbür bireyleri hiçe sayarak kendilerine daha büyük yarar payı sağlama çabaları aile bütünlüğünün dağılmasına yol açar. Ne koparsam iyidir anlayışıyla bireyler aileyi bir sömürü ortamına döndürebilirler. O gibi ailelerde bireyler moruk ölse de parasına konsak diyecek kadar bencilleşebilirler. Bu gibi ailelerde kavga çekişme yalan dolan eksik olmaz. Ailede yalnızca kendini düşünen bireyler başkalarının mutluluklarını tehlikeye atarken kendi mutluluklarından da olurlar. Toplumlarda olduğu gibi ailelerde de bir mutsuzluk birçok mutluluğu yokeder. Başkalarının mutsuzluğu pahasına mutlu olmaya çalışmak aptallıktır. Bu durumda baba ve anne yetkesi katı ve kırıcı olmadan her şeye karşın adaleti sağlayabilirse azçok verimli koşullar ortaya çıkabilir. Hep birlikte iyiye yönelme bilinci aileyi ayakta tutan en sağlam dayanaktır. Aile gücünü adaletli hak ve ödev paylaşımından olduğu kadar özveriden, bu arada duygu ortaklığından ve düşünceye saygıdan alır. Aileyi yiyip bitiren etkenlerin başında aşırı bencilliğin koşulladığı istekler vardır. Bencillik hayvanda doğrudan doğruya yaşama ve korunma içgüdüsüyle ilgiliyken insanda kötü eğitimden gelen bir hastalıktır.

Anneler ve babalar çocuklarının dikkatini maddi değerlerden çok yüce değerlere yani ahlak değerlerine ve estetik değerlere yöneltebilirlerse onları gerçek insan olma yolunda yüreklendirmiş olurlar. Bu yüzden annelerin ve babaların gündelik yaşamın dalgalarında boğulup gitmemeleri, düşüncelerine ve davranışlarına özen göstermeleri, çocuklarının iyi yetişmesi için sağlam insan örneği oluşturmaları beklenir. Ailede örnek tutumların ve davranışların azlığı genç bireylerin duygu ve düşünce dünyasını olumsuz etkiler. Hafiflikler yapan, yalanlar söyleyen, değer tanımayan, çıkar adına başkalarını zedeleyebilen anababaların çocuklarından olumlu bireyler olmalarını beklemek akılsızlıktır. Çocuklar kişiliklerini oluştururken öncelikle büyüklerini örnek alırlar. Anneden ve babadan çocuğa yansıyan değerler çocukta daha da gelişerek topluma geçecek, toplumsal yaşama katılacak değerlerdir.

Anababalar ahlak değerlerine saygılı hatta sıkı sıkıya bağlı görünürken çıkar adına zaman zaman o değerlere ters düşecek tutumlar aldıklarında çocuklar bir değer kargaşası yaşayacaklardır. Çocukların böyle bir etki altında sağlam kalmaları ve iyi yetişmeleri olası mıdır? Yaptıkları yanlışları göremeyen aile büyükleri ilerde çocuklarının olumsuz davranışlarına tanık olduklarında belki büyük acılar çekecekler belki de doğrudan çocuklarını suçlayacaklardır. Onlar aile ortamının bir öykünme ve özdeşleşme ortamı olduğunu düşünemedikleri için çocuklarını bozan nedenleri olmadık yerlerde ararlar ama bunda kendi paylarını görmek istemezler. Ailede dış dünyayla ya da toplumsal ortamla ilgili olarak geliştirilen çeşitli kirli gizli karanlık tasarımlar çocukları kötülüğün güzelliğine inandırabilir: çocuklar babalarının iyilikleriyle dürüstlükleriyle efendilikleriyle de dolandırıcılıklarıyla yalancılıklarıyla üçkağıtçılıklarıyla da övünebilirler.

Kötüden etkilenmeyen çocuk azdır ya da yoktur. Babası vaktiyle kafası kızdıkça karısını dövüyordu, şimdi o da babası gibi yapıyor ve karısını dövüyor. Tembelliklerimiz güvensizliklerimiz güvenilmezliklerimiz yalancılıklarımız bizi yetiştiren ortamlardan geliyor daha çok. Biz onun hep iyi insan olmasını istemiştik derler. Öyle mi? Gerçekten istemiş miydiniz? Kolaya kaçıyorsunuz. Bunu istemiş olsaydınız ona göre davranırdınız ona göre çaba gösterirdiniz. Oysa siz kendi yanlışlarınızı çocuklarınıza aktardınız bir güzel.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × two =