Akdeniz’de yeni Rum oyunu: Rumların İsrail ile dansı

Kıbrıslı Rumların ne derece güvenilmez, iyi niyetten uzak ve Makyavelist oldukları her geçen gün ortaya çıkmaya devam ediyor. Rum Yönetimini “Makyavelist” olarak nitelendirmemin nedeni, amaca ulaşmak için her yolu meşru görmelerinden kaynaklanıyor. “Düşmanımın düşmanı dostumdur” anlayışını içeren bu sığ dış politika anlayışı, uzun dönemde kaybetmeye mahkumdur.

Gelelim Kıbrıslı Rumların güvenilmez ve ikiyüzlü dış politikalarına. Bu dış politika üslubunu yakın zamanda Amerikan diplomasisinde de gördük. Kendilerine muhbirlik yapan sayısız yazar, devlet adamı ve politikacıyı nasıl aşağıladıkları, ülkelere ve devlet başkanlarına nasıl lakaplar taktıkları, bilgisizlikleri ve küstahlıkları, WikiLeaks sızıntılarıyla bir kez daha ortaya çıktı. Avrupa İkiyüzlülüğü üzerine yazmış olduğum bir dizi yazının WikiLeaks belgelerinde açığa çıkması karşısında ise hiç şaşırmadım. Şaşırması gerekenler, AB ve Çözüm çığlıkları ile kendilerini aldatanlardır.

Kıbrıs adasını bir Rum devletine, Akdeniz’i bir Rum denizine ve ileride bir Helen adasına dönüştürmek için oyun üstüne oyun oynayan Rum diplomasisi, bir yandan “Federal Kıbrıs” için masa başı taktikleri ile zamana oynarken, diğer yandan da İngilizler, Ruslar, Arap ülkeleri ve son olarak da İsrail ile gizli anlaşmalar peşinde koşuyor.

Akdeniz’i Rum kontrolündeki bir denize dönüştürme ideali peşinde koşarken ayağının tökezleyip kafasının üstüne çakılacağını akıl edemeyen Rum mentalitesi, 1974’de yediği ağır darbeyi unutmuşa benziyor. İngiltere ve Rusya ile stratejik ortaklık anlaşmaları imzalayan Rumlar, aslında bu güçler tarafından kullanılmaya çalışıldığının farkında değiller. İşin diğer yanı, bu güçlerin Rumların güvenilmez olduğunu bildikleri için göstermelik anlaşmalar imzalamakla yetindikleri, asla Rum diplomasisine güvenmedikleridir. Rumların traji-komedisi ise şudur: Hem İngiltere ile hem de Rusya ile stratejik ortak olamazsınız. Rus ve İngiliz çıkarları, özellikle Akdeniz konusunda taban tabana zıttır.

Aşırı pragmatist Kıbrıs Rum diplomasisinin şimdiki hedefi ise Türkiye ile ilişkileri “geçici olarak” gerginleşen İsrail ile Türkiye karşıtı politikalar temelinde uzlaşarak bazı anlaşmalar imzalamaktır. Diplomasisini ince oyunlar ve gelecek projeksiyonlarına bağlı yürüten İsrail için bu durum kaçırılmayacak bir fırsattır. Kıbrıslı Rumları kullanarak Kıbrıs sorunu temelinde Türkiye’yi yeniden kazanmak uğraşısındaki İsrail, bu olmazsa Türkiye’ye gözdağı verebilecek noktaları yakaladığını da göstermek niyetindedir.

Kıbrıs Rumlarının dış politikasının ana hattı, aşırı pragmatist biçimde her konuyu Kıbrıs Türkleri ve Türkiye aleyhine kullanmaya çalışmak üzerinde şekillenmiştir. Rum maceracılığının son örneği, Rusya ve İsrail ile yakın ilişki içine girerek bu bağlantıları sayesinde Kıbrıs sorununda kendi lehine ilerlemeler kaydetmek biçiminde gelişiyor.

Güney Kıbrıs Rum Yöentimi; Mısır, Lübnan ve Suriye ile tek taraflı anlaşmalar imzalayarak Akdeniz’de kendi münhasır ekonomik alanını ilan edip bu ülkelerle Akdeniz’i paylaşmaya çalıştılar, ancak Türkiye’nin üst düzey müdahaleleri nedeniyle bu girişimlerinden somut bir sonuç alamadılar. Rumların yeni oyunu, İsrail ile aynı girişimi tekrarlamak oldu. Rum Yönetiminin tek taraflı olarak Kıbrıs adasında “münhasır ekonomik alanlar” ilan ederek buralarda petrol ve doğalgaz arama konusunda Akdeniz’e komşu ülkelerle Akdeniz’i paylaşım girişimlere başlaması, sonuç alınmayacağı baştan bilinen tehlikeli ataklardır.

Rum medyasının haberlerine göre, Türkiye’nin tepkisi nedeniyle Kıbrıs Rum yönetiminin Doğu Akdeniz’i paylaşma tekliflerini önceleri reddeden İsrail, geçtiğimiz günlerde sürpriz biçimde adaya üst düzey bir teknik heyet gönderdi. Rum yönetiminin Tel Aviv Büyükelçisi Tasos Conis’in eşlik ettiği İsrailli yetkililer, 3 gün kaldıkları Güney Kıbrıs’ta Rum yönetimi ile İsrail arasındaki deniz alanını paylaşan harita üzerinde çalıştılar ve belli konularda anlaşmaya vardılar. İsrail ile Rum yönetimi arasındaki gizli anlaşmanın son halini aldığı ve hükümetlerin imzasının ardından yürürlüğe gireceği tahmin ediliyor. Ancak, bunun İsrail’in Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için uyguladığı bir taktik olduğunu görmek gerekiyor. Bu oyunda Rumlar, İsrail’in oyununa gelmekte, İsrail tarafından açık açık kullanılmaktadır. Türk Kurtuluş Savaşı’nda çok ağır bir yenilgiye uğrayan Yunanistan, nasıl İngilizlerin oyununa gelip bir savaş kaybettiyse, bugün Rumların da İsrail oyununa gelme noktasında olduğu açıkça görülüyor.

İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimini kullanarak Türkiye ile eski ilişki düzeyini yakalamaya çalışırken, Türkiye’nin hassas noktalarından birisini kullanıyor. Akdeniz’in doğal kaynaklarının paylaşılması konusunda Rumlar ve İsrail arasında bir anlaşma imzalansa bile, bunun uygulanmasına Türkiye’nin asla izin vermeyeceği biliniyor. Bu durumda Rumlar, güvenilmez ve ikiyüzlü dış politikalarının yeni bir hüsranını yaşayacaklar. Rum Yönetimi, son hamlesi (!) ile İsrail’in oyununa gelmektedir. Ancak bu oyun, hem İsrail hem de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi açısından “kaybedecekleri kazanacaklarından çok fazla” olacak, geri dönülmez sonuçlar yaratacak çok tehlikeli bir oyundur. Bu konuda bütün tarafları sağduyuyla dikkatle hareket etmeye çağırmak istiyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.