AKP’nin Alevi sınavı…

AKP’nin Alevi sınavı…

0
PAYLAŞ

BİR YUSUF YAVUZ RÖPORTAJIDIR*…
Bir süredir kamuoyunda tartışılan AKP’nin Alevi açılımında gözler, 11 Ocak’ta Ankara’daki Bilkent Otel’de düzenlenecek olan ve Başbakan Erdoğan’ın da katılacağı duyurulan Muharrem İftarı Toplu Yemeğine çevrildi. Tartışma, Alevi toplumunun Hacı Bektaşi Veliden sonra  en önemli velisi olarak kabul edilen Abdal Musa’nın, Antalya/ Elmalı’ya bağlı Tekke köyündeki türbesinin bulunduğu alana,  Baba ve Dedeleri eğitecek  bir Alevi Enstitüsü kurulması girişimiyle başlasa da, Alevi toplumu içinde bir süredir devam eden ayrışmaların da açığa çıkmasına neden oldu. İddialar, AKP’nin sahte Alevi örgütleri kurduğundan tutun da Bilkent Otel’deki yemeğin “Hızır Paşa sofrası” olduğuna kadar uzandı. Bazı Alevi örgütleri iftara katılacak olanlar için “Düşkünlük Meydanı” kuracağını açıkladı.  AKP’nin Alevi kökenli milletvekili tarihçi Reha Çamuroğlu’nun sözcülüğünü yaptığı ‘Alevi açılımı’na parti yetkililerinden Alevi toplumunu tatmin edici bir destek gelmezken, Alevi toplum önderlerinin büyük çoğunluğu yemeği protesto ediyor ve katılacak olanları yoldan sapmakla suçluyor.


MADIMAK OTEL ÇİÇEKÇİ DÜKKANI OLSUN!


AKP’nin   açılımıyla  Tekke  köyünde  kurulacağı  söylenen  Alevi  Enstitüsü’nde  ilahiyatçılara denk düzeyde Dede ve Baba yetiştirileceği, Dede ve Babaların; en az bir yabancı dil bilen, antropoloji,  sosyoloji gibi dallarda eğitim gören, dünyayla entegre olmuş insanlar olarak mezun olacağı iddia ediliyor. Tartışmanın odağındaki isimlerden olan Abdal Musa Vakfı başkanı ve Tekke Köyü Muhtarı Ali Tören’e göre “bundan daha doğal güzel bir şey” olamaz. Ancak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de “ilgileneceği” sözünü verdiği bu açılımda tartışmalar pek biteceğe benzemiyor. Alevi toplumunda saygınlığıyla bilinen halk ozanı  ve  Dede Hüseyin Gazi Metin, “bizi yönetenlerin işi mezhepleri körüklemek değil, işsizlere iş bulmak, fabrika kurmak” diyor ve ekliyor: “Sivas’ta yakılan 37 insanımızın anısına ne bir çelenk koydular ne de müze taleplerimize bir yanıt verdiler.”  Et lokantası olduğu için tepki çeken Madımak Otel’in müze yapılmasıyla ilgili tartışmalara son noktayı dün koyan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise, yönetmelik gereği teknik olarak Madımak’ın müze yapılamayacağını  ancak  çiçekçi  dükkanı gibi başka iş kollarına devredilmesi konusunun takipçisi olacaklarını açıklamıştı.


Her yıl Haziran ayında yapılan anma törenlerinde 300 bin kişiyi ağırlayan Tekke köyündeki Abdal Musa türbesi çevresinde başlayan, sonrasında Türkiye ve Avrupa’daki bütün Alevileri içine alarak iyice alevlenen AKP’nin Alevi açılımını, tartışmanın başladığı yer olan Tekke Köyünde konuştuk. Bölgedeki Alevilerin çoğunluğu bu açılımı samimi bulmadıklarını ifade ederken, ağız birliği etmişçesine Pir Sultan Abdal ve Hızır  Paşa  arasında  yaşanan  ünlü “Haram Sofrası”  olayını hatırlatıyorlar. İşte AKP milletvekili Reha Çamuroğlu  ile Cumhurbaşkanı  Gül’e Alevi Enstitüsü projesi sunan ve ardından 11 Ocak’taki Muharrem İftarı Toplu Yemeğine Başbakan Erdoğan’ı davet ederek Alevi toplumunun şimşeklerini üzerine çeken Abdal Musa Vakfı Başkanı Ali Tören, Alevi Dedesi- Ozan Hüseyin Gazi Metin ve bölgede organik tarımla uğraşan Alevi girişimci Serdar Tanal’ın ağzından AKP’nin Alevi açılımı tartışmaları…


YEMEĞİN AMACI HAZRET-İ  PEYGAMBERİMİZİN  TORUNLARININ KATLEDİLİŞİNİ ANMA…


Ali Tören ( Abdal Musa Vakfı Başkanı ve Tekke Köyü Muhtarı):


– Bu proje nasıl başladı?
– Burada 1820’lere kadar bir vakıf varmış zaten. Anadolu ve ülke dışına din adamları yetiştiren bir tekke, vakfiye. Biz de Abdal  Musa  vakfiyesinin  devamı olan vakfımızla onun zamanında yapılan işleri yeniden hayata geçirmek istiyoruz.


– Sormak istediğim şu; bu proje sizin Ali Tören olarak, Tekke köylüleri olarak, Abdal Musa Vakfı olarak hazırladığınız bir proje mi yoksa AKP milletvekili Reha Çamuroğlu’nun size yüklediği bir misyon mu? Alevi kamuoyunda böyle bir tartışma var.
– Hayır. Bu  Reha Çamuroğlu’nun projesi değil. Üç yıldır bizim böyle bir düşüncemiz vardı.


– Daha önce her hangi bir resmi ya da sivil kuruluşa bu projeyi sundunuz mu? Örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim, ya da Kültür Bakanlığına… Böyle bir girişiminiz olmadı mı?
– Hayır olmadı. Zaten yeni başlıyoruz bu şeye. Projelerimizi hazırlayıp, aşevimizi yapmaya başlamıştık. Altyapısını kendi imkanlarımızla yaptık. Biz kendi olanaklarımızla 150 bin YTL gibi harcama yaptık.


– Proje için nereden destek aldınız peki?
– İstanbul’da bizim vakfımızın yöneticisi olan kişilerden teknik destek aldık ve vakfa ait olan araziler üzerinde bu projelerimizi hazırlattık. Biz projeyi daha önce ne hükümete sunduk ne de… Bizim düşüncemiz aşevini bitirince okula başlamaktı.


ANTROPOLOJİ BİLEN DEDELERİŞMİZ OLSUN…


–  Enstitüdeki eğitimin içeriği ne olacak. Bunu siz mi öngördünüz. Yoksa size böyle bir açılım mı sunuldu?
– Bizim bilim adamlarımız, Prof. İzzettin Doğan gibi akademisyenlerimiz var. Bizim dedelerimizden babalarımızdan öğrendiklerimizi çocuklarımız bilmiyorlar. Çünkü kulaktan dolma öğreniyorlar, eğitim alamıyorlar. Ehlibeyti, 12 İmam’ı bilmek söylemek yeterli değil. Bizim çocuklarımıza eğitim verecek olan dedenin tatmin edici olabilmesi için en azından yabancı dili olması, sosyolojiyi, antropolojiyi bilmesi lazım. Ekonomiyi  bilmesi lazım. Çünkü Batıdaki Kiliselere, Sinagoglara baktığınızda hepsinde akademisyen kişiler var. Neden bizim de olmasın diye düşünüyor gençlerimiz. Biz de burada bir okulumuz  olsun  da  bu cehaletten sadece Aleviler olarak değil ülke olarak kurtulalım diye düşündük. Burada ders verecek kişiler de akademisyen niteliğinde olsun ki dinlediğimizde bizi tatmin etsin diye. Bundan daha doğal, güzel bir şey olabilir mi?  Projemizi sayın cumhurbaşkanımıza sunduk. Cumhurun başı dedik, götürdük.


– AKP milletvekili Reha Çamuroğlu da size aracılık yaptı öyle mi?
– Evet. Biz cumhurbaşkanına gittiğimizde sayın cumhurbaşkanımız bize “bundan daha güzel bir şey olabilir mi.  Bu ülkemizin güzellikleridir. Bu projelerin taklipçisi olacağım” dedi. Sonra Ankara da bir yemek düzenledik. Hem bu projenin takipçisi olsun hem de Alevilerle devlet arasındaki soğukluk bitsin, sıcak bir ilişki başlasın düşüncesiyle başbakanı  da  davet ettik. O da kırmadı ve 11 Ocak’taki yemeğe katılacağını söyledi. Bundan daha güzel doğal bir şey olabilir mi?


– Köyünüzdeki  insanlara bir öncelik tanınacak mı enstitüde. Alevi dedesi olmak isteyen herkes kayıt yaptırabilecek mi. Yani gerekli koşulları taşıyan Alevi ya da Sünni her kesimden söz ediyorum Bu konuda bilginiz var mı?
– Bu konu bizim köyün boyutlarını aştı. Sadece bizim köyün değil, ülke genelinde olan bir şey. Anadolu’daki bütün Alevi inanç önderlerinin burada eğitimini tamamlayıp, diplomalarını alıp öyle dağıtımı yapılması gerek.


– Şu an varolan Dedelik kurumuna etkisi ne olacak bunun?
– Bizim dedelerimize karşı en küçük bir saygısızlığımız olamaz. Dedelerimizin hiç okula gitmemiş çocukları var. Dede soyundan, ocaktan gelmiş eğitimsiz çocuklarımız var. Bunların yetişmesi gerekiyor. Ben Alevi-Bektaşi dedesi olacağım diyen girer okula. Eğitimini tamamlayıp diplomasını alır. Bir üniversite neyse, ilahiyat fakültesini bitiren  ilahiyatçı  neyse burası da öyle olmalı.


– Yemekten  sonra Alevi toplumundan, CHP’den ve genel olarak soldan  size yönelik eleştirilerin artacağını düşünüyor musunuz.  AKP,  diğer siyasi partilerden daha mı çok sarıp sarmalayan bir politika izledi size karşı?
– Bize ne söylerlerse aynen cevabını alırlar. CHP bize ne sorabilir. ‘Buna neden ilgi gösterdiniz’ mi diyecek…?’


– Yani bu açılımın siyasi malzeme haline getirileceği yönünde eleştiriler var…
– Ben 15 senedir bu mücadelenin içindeyim. Bu yıl Tekke Köyü’nde  22’nci ulusal, 2’nci uluslar arası Abdal Musa’yı  anma törenleri yaptık. Burayı hiçbir siyasetçinin, partinin siyasi nüfuz alanı haline getirtmedik. Anma törenleri sırasında 300 bin kişiyi ağırlıyoruz. Sadece kendi köyümüzde 60- 70 bin kişiye ev sahipliği yapıyoruz. Biz laik cumhuriyetin kurucusuyuz. Buna gölge düşürttürmeyiz. Bizim çizgimiz bunun dışına çıkamaz. Elbette buraya siyasiler gelecekler. Siyasiler de bizim vazgeçilmez bir kurumlarımızın bir parçası. Ancak burada hiçbir siyasi partinin bayrağını dalgalandırtmadık. Biz bu kültürümüzü siyasete alet etmiyoruz. Dedelerimize hep söylediğimiz bu. Bir Dedenin görevi, kamil insan yetiştirmek. Siyaseti siyasiler yapsın. Bir Alevi Dedesi siyasete karışırsa, para işlerine karışırsa diğerlerinden farkımız kalmaz bizim de.


– Diğer siyasi partilerden örneğin CHP’den sizinle iletişim kuran oldu mu bu tartışmaların ardından. Ya da siz bu projeyi AKP dışında sivil toplum örgütleri aracılığıyla gündeme getirmeyi düşündünüz mü?
– Bundan yaklaşık bir yıl  önce  sayın  İzzettin Doğan da dahil olmak üzere Alevilerin hakları konusunda sıkıntılarımızı dile getirdik. İzzettin Doğan’ın  önderliğinde  devleti mahkemeye bile verdik. Ancak iktidar ya da muhalefetten hiçbir siyasi parti programına almadı bu sorunları. Mecliste bu konuda önerge veren bir parti duymadık. Elbette din işi ayrı devlet işi ayrıdır.  Ama  bunu yapıyorlar. Sünni din adamlarına yapılan neden bize yapılmıyor?


– Bir de şunu sormak istiyorum; vakfınızın, geçmişteki Abdal Musa Vakfiyesine ait olan  Rodos, Girit ve Finike Ovasındaki arazilerini geri almak için hukuki girişimde başlayacağını belirtmiştiniz. Ayrıca bu malların geri alınabilmesi için AİHM’ne dava açacağınızı  da  dile getirmiştiniz. Bu konudaki son gelişmeler nedir?
– Biz Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivlerinden araştırdık, Abdal Musa Vakfiyesinin Girit ve Rodos adalarında 3 bin dönüm arazisi  olduğunu öğrendik. Ayrıca Finike’de de 1000 dönüm arazi olduğunu tespit ettik.  Bunu da sayın İzzettin Doğan’a ilettik. Bu konuları zamanla çözmeye çalışacağız. Konusunda uzman hukukçularla bu süreçte gerekeni yapacağız. Daha o aşamaya gelmedik. Bir işe başladık ve fırtınalar koptu. Bize Aleviler asimile ediliyor diye karşı çıkanlar asıl kendileri asimile olmuşlardır. Ali’siz Aleviliği savunmaya başlamışlar. Biz yemeğimizde, kendisini Aleviliği İslam’ın dışında görenlere davetiye göndermedik. Alevileri azınlık gören  kişilere  davetiye vermedik. Bizim yemeğimizin amacı,  Hazret-i Peygamber efendimizin torunları, Hazret-i Ali’nin çocukları olan Hasan ve Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişinin anma merasimidir. Biz devletle yıllardan beri süren soğukluğu ve  kopukluğu yeniden sıcak hale getirebilir miyiz diye uğraşıyoruz. Bundan daha doğal  ve  güzel bir şey olabilir mi?
 
İZZETTİN DOĞAN’LA GÖRÜŞMEDİM…

– Prof. İzzettin Doğan, konuşmalarında bu açılıma temkinli baktığını söyledi. Oysa sizin söylediğinize göre size danışmanlık yapıyor, destek veriyor. Bu bir çelişki değil mi. Yemeğe davet edildi mi İzzettin Doğan?
 – Çok önemli bir noktaya değindiniz. Sayın İzzettin Doğan’a  daha önce teklifimizi götürdük. Doğan,  bizim vakfımızın kurucu üyesi. Ayrıca Cem Vakfı’nın  7-8 üyesi de bizim kurucularımız arasında. Sayın  Doğan daha önce böyle bir girişim başlatmıştı ancak bir netice alamadı. Şimdi de hükümet içerisindeki bir isim olan Reha Çamuroğlu  bir girişim başlattı ve belli bir noktaya getirdi.  Sanıyorum İzzetin Doğan, “neden Cem Vakfı değil de Abdal Musa Vakfı bu işin merkezinde?” diye düşünüyor sanıyorum. Ve bu açıklamaları kişisel düşüncesinden dolayı yaptığını düşünüyorum. Bizim İzzettin Doğan’ın taleplerinden farklı bir talebimiz yok ki.


– İzzettin  Doğan  bu süreçte sizinle birlikte hareket etmiyor ama. Size göre başka bir beklentisi mi var?
– Kendilerinin de kurucusu  olduğu  bu vakfa sahip çıkması lazım. Abdal Musa Vakfı, bir kulüp değil. Dergahı, külliyesi olan ve  ta 1300’lü yıllardan  bu yana bilim insanı yetiştiren bir kurum. Bana göre sayın Doğan hocanın da  bu  çabaya  omuz vermesi gerek. 


– Peki siz bu süreçte görüştünüz mü kendisiyle?
– Ben görüşmedim ama sayın milletvekilimiz Reha Çamuroğlu görüştüler. Kendileri evinde sayın Doğanla çok güzel ve  sıcak ilişkiler içerisine girdiler. Çıktıklarında ikisi de kamuoyuna saygı sevgi mesajları verdiler. Tabii kendi aralarında kişisel çelişki mutlaka olmuştur. Ama bu gündeme yansımadı. Ancak sonra sayın İzzettin Doğan bir takım Dedeleri toplayarak yemeğe katılmama kararı aldı. Bu tavrın kişisel düşüncelerinden kaynaklandığına inanıyorum. 


AKP’NİN GİRİŞİMİ İYİ NİYETLİ DEĞİL…


Serdar Tanal ( Alevi girişimci. Bölgede organik tarım yapıyor ):


– Bölgenize Alevi Enstitüsü kuruması düşünülüyor. Siz ne diyorsunuz bu tartışmalara?
– Alevileri belirli kalıplara sokarak asimile etmeye çalışıyorlar. Sivas’ta 37 insanımızı yakanlarla aynı düşünceye sahip olan bu insanların  Aleviliği yücelteceğine inanmak akıl dışıdır. AKP milletvekili Reha Çamuroğlu’nun girişimleriyle bunlar tartışılmaya başlandı.


– Bunun Reha Çamuroğlu’nun projesi olduğunu mu söylüyorsunuz?
– Tabii ki. Kendi canlarını, yoldaşlarını yakan insanların partisinden milletvekili  olmaktan  daha büyük bir onursuzluk olamaz ki? Bu celladına aşık olmak gibi bir durum. Tayyip Erdoğan’ın zihniyeti, tarihi belli. Bu insanlardan bize hiçbir zaman iyilik düşünebilirler mi? Bunu beklemek safdillik olur. Aleviliğin varolma nedeni, Selçuklu’dan  Osmanlı’ya kadar otoritelere boyun eğmemesidir. Aleviler tarih boyunca inançları uğruna kelle verdiler ama asla onurlarından fire vermediler.
 
– Köylülerin bu açılıma destek  verdiği  yönünde açıklamalar oldu. Sizin bu konudaki gözleminiz nedir?
– Aleviler’in  yılardan beri devletten talepleri vardı. Cem evleri ibadethane olarak kabul edilsin, Aleviliğin varlığı kabul edilsin, Diyanet  bütçesinden  Alevi din adamlarına ödenek ayrılsın gibi…  AKP’nin Alevi açılımı denilince güya bu  isteklerin  verileceğine dair bir inanç oluşturulmaya çalışıldı. Sanki devlet yılardır yaptığı hataları anlayıp, herkese eşit mesafede duran gerçek bir laik cumhuriyet olacakmış görünümü veriliyor. İnsanlara böyle duyuruluyor. Buradaki insanların bilgi birikimi ne peki? Kaç kişi günlük gazete, kitap dergi okuyor? Olaylara bilimsel şekilde, objektif bakabiliyorlar. Ben bu konuda Aziz Nesin gibi düşünüyorum! Mark Twain’in dediği gibi, ‘cahil bir insanla kitap okumayan bir insan arasında fark yoktur’ Sadece Alevilik meselesinin değil, Türkiye’nin en büyü sorunu bu bana göre.


– Vakıf Başkanı Ali Tören’in Bilkent Otelde düzenlenen Muharrem İftarının bütçesiyle ilgili açıklamaları oldu. 40 – 50 bin YTL gibi bir bütçeden söz ediliyor ve bu parayı  vakıf yöneticileri arasında  topladıklarını açıkladılar. Vakıf bu yemeği üslenecek kadar zengin mi?
– Vakıf yöneticileri daha önceki görüşmelerimizde, vakfın düzenlediği Abdal Musa’yı anma etkinliklerinde her yıl  10-12 bin YTL arasında zarar ettiklerini söylüyorlardı. Bu kadar parayı kendilerinin karşıladıklarını sanmıyorum. Ayrıca vakfın bu kadar paraya sahip olduğunu da düşünmüyorum.


– Sizce vakıf yönlendiriliyor mu?
– Evet. Evet. Aleviliği her dönemde yeniden yorumlamaya kalktılar. Önce ‘siz Seyyid’siniz, peygamber  soyundan geliyorsunuz, Arap’sınız’ dediler. Ardından Türk- İslam sentezi içinde değerlendirdiler. Sonrasındaysa ‘Orta Asya’dan, Şamanizm’den getirdiğiniz inançlarınızı Anadolu’yla harmanladınız ve Alevilik ortaya çıktı’ dediler. Bir süre de böyle gitti. Bizim ritüellerimizin ne Arap yarımadasında ne de Orta Asya’da bir benzeri yok. Alevilik Anadolu’ludur. Bu kadar bellek silme, asimilasyondan sonra bunları yeni görmeye  başlıyoruz. Bütün bu çabaları organize bir yok etme oyunu olarak görüyorum. Aleviler şu anda bir boşluk içinde. Hem siyasi olarak hem de örgütlenme açısından bocalamalar var. Bu konuda AKP’nin açılımının  iyi niyetli bir girişim  olduğuna asla inanmıyorum.


SATILIK DEĞİLİZ…


Hüseyin Gazi Metin ( Alevi Dedesi- Halk Ozanı):


– AKP’nin Alevi açılımı kapsamında Tekke köyünde açılması düşünülen Alevi Enstitüsü hakkında ve 11 Ocak’ta Başbakan Erdoğan’ın da katılacağı duyurulan Muharrem İftarı Toplu Yemeği hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
– Hacı Bektaşi Veli  ve Pir Sultan Abdal  derneklerinin genel merkezlerinde uzun yıllar görev yaptım. Bu kuruluşların hiç biri bu çalışmalara evet demedi.  Bırakın evet demeyi, bu kurumların başı olan Alevi Dernekleri Federasyonu çağırılmadan, görüşülmeden  ve  muhatap alınmadan hiçbir yere, hiçbir projeye evet dememiz mümkün değil. Bu girişimlerin amacı, asırlardır asimile edemedikleri Aleviliği AKP kanalıyla asimile etmektir.  “Azrail oğlan dağıtıyor” demişler. Oğlumu elimden almasın da ben oğlan dağıtmasını istemiyorum.  Bizi yönetenlerin görevi; Aleviliği  ve  diğer mezhepleri körüklemek değil. Bu insanların görevi, ülkeye  fabrika kurmak, işsizlere iş bulmak. Üniversite bitiren çocuklarımız şu anda iş bulamıyorlar. Bizim devletimizin adında cumhuriyet var. Demokrasiyle yönetiliyoruz. Laiklik diyoruz. Bir kere laik  bir  devlette  din hizmetleri olmaz. Bizim yıllardan beri talebimiz diyanetin ve  zorunlu din derslerinin kaldırılması. Coğrafya, tarih ve diğer dersler zorunlu değil de neden din dersi zorunlu?


– Ali Tören de böyle bir talepleri olduğunu dile getiriyor.
– Böyle bir talep olduğu zaman Türkiye ve Avrupa’daki  alevi örgütlerin de çağırılması gerekiyordu.  


– Bu konuda tek taraflı mı hareket edildi size göre?
AKP, kendisine yakın bulduğu gruplarla bir şeyler yapmaya çalışıyor. Biliyorsunuz Sivas’ta Alevi’si,  Sünni’siyle aydınlarımız yakıldı. AKP’lilerin Madımak otele gidip bir çelenk koymasını bırakın, orası et lokantası oldu, insanlar kebap yiyorlar. Defalarca Madımak’ın müze olmasını talep ettik. Bakın, Almanya’da beş tane Türk vatandaşımız yandı, Almanya burayı derhal müze  yaptı. Bizim başbakanımız Almanya’ya geldiğinde bu müzeye çelenk koyuyor ama 37 insanımızın yandığı Sivas’taki Madımak Otel’e ne bir çelenk koyma ne de bir müze yaptırma girişimleri yok.


– Bu size göre bir ikiyüzlülük mü?
– İnsanlığın kütüphanesi olan Aleviliği bitirmeye çalışıyorlar. Burada bizim  tek  beklentimiz bir maaş mıydı yani. Biz satılık mıydık? Pir Sultan, İmam Hüseyin satılmadı, bizim yedi sülalemiz satılmadı.  Ancak satılanları da ‘yol düşkünü’ ilan edeceğimizi de  yazmanızı  rica ediyorum.


____________


* yusuf_yavuz2004@yahoo.com


DİĞER AYAKÜSTÜ SOHBETLER:


– “Çerkes Adil Paşa’nın tahsildarlık günleri”
– Sıra şeytanda…
– Selek: Feminist kitabevi Amargi bir okul…
– İstanbul’un turizmi bu atölyede şekilleniyor
– Neden Patara ve neden şimdi?
– ‘Terörün panzehiri ekonomik gelişmedir’
– ‘Türkmenlerin hakları, bizim Kürtlere de tanınmalı’
– ‘Mahalle baskısı değil, ideolojik baskı’
– ‘Meclis’teki partilerin kadın politikası yok’
– Ersümer: Merkezde bir yeniden yapılanma olmalı…
– Fotoğrafın büyücüsü: Aykan Özener
– Savaş karşıtı eylemlerin fotoğrafçısı: Hüsnü Atasoy
– Ufuk Uras: Desteği için Baykal’a teşekkür ediyorum!
– ‘AKP’yi sola karşı yaratanlar yok edecek’
– ‘Muhabirlerin telifle çalıştırılması yasalara aykırı’
– Yeşiller bağımsızları destekleyecek
– Türkiye sağlık turizminde atakta
– ‘Hayallere tanık olmak istedik’
– ‘İngiltere’de işkence yaptılar…’
– ‘Kürtler, Türkler’i ikna etmeli…’
– ‘Düşünceye militarizm de engel…’
– Boyalı bank nöbetini terkeden ‘sosyalist’ asker
– ‘Kategorizesiz bir dünya hayalim’
– ‘Toplumsal varlıklar elimizden kayıp gidiyor’
– Ermeni tarihçi: Asıl sorumlu emperyalizm
– Hrant Dink: Ruh halimin güvercin tedirginliği
– ‘Vicdansızlığın İslamcısı, solcusu olmuyor…’
– ‘İsrail bir devlet değil, bir projedir’
– Orhan Suda: Yaşasın edebiyat
– Türkiye’nin Papa’ya sormayı unuttukları!
– Sol Kendini Arıyor VII: Ömer Laçiner
– Sol Kendini Arıyor VI: Hayri Kozanoğlu
– Sol Kendini Arıyor V: Aydemir Güler
– Sol Kendini Arıyor IV: Oğuzhan Müftüoğlu
Sol Kendini Arıyor III: Aydın Çubukçu
– Sol Kendini Arıyor II: Çiğdem Çidamlı
– Sol Kendini Arıyor I: Mihri Belli:
– Hayalet yazar Hüdai Nabit
– Çitlembik ağacıyla söyleşi
– ‘Çocuğa şiddet, çok yaygın’
– İran PKK’yi neden bombalıyor?
– Serdar Denktaş: Mal mülk davaları en zor sorun
– ‘Kıbrıs’ta kısa dönemde çözüm olmaz’
– Tayvanlı yazardan ‘Sıcak bir öpücük’
– Kavakçı: Başörtü, dini bir mesele
– Perinçek: MHP tabanını dışlayarak solculuk yapılmaz!
– ‘Tek dileğim iki dengeli bir dünya…’
– ‘Beni en çok korkutan: Google’
– ‘Sorunumuz Yahudiler’le değil, siyonizmle’
– O bir ‘peynir avcısı’
– ‘Çernobil’den ders çıkarmadık’
– Bir kültür taşıyıcısı: Aydın Çukurova…
– Afşar Timuçin ile insana dair ne varsa…
– 12 Eylül iddianamesine ne oldu?
– Akın Birdal: Evren yargılanmalı!
– Hitler ile söyleşi…
– ‘Baş örtüsünü ilk kez Sumerliler taktı’
– ‘Türk solu titreyip kendine gelmeli’ 
– ‘Hepten pusulasız olmadığımız kanaatindeyim…’
– ‘Siyasi güç, her zaman kendi hukukunu yaratır’
– ABD işdünyasında çöküş
– ‘ABD Anayasası Patara’dan’
– Çocuklar öldürülmesin!
‘- ‘Bir Gün Mutlaka’
– ‘Derin devlet sorunları çözmek istemiyor’
– Kaş’taki gözyaşı
– ‘Son 15 yılda bilinçte sıçradık’
– Piref. H. Ökkeş ile ‘dörtköşe’ sohbet…
– Sorgun Ormanı’nı kurtaralım
– Devrim Bize Yakışırdı!
– G-8 protestosundan gözlemler…
– Başkaların hayalleri…
– Hurafeler gölgesinde Gelibolu…
Çokuluslu tekellere karşı ‘Adil Ticaret’
– Kuzey çikolata, Güney ekmek derdinde
– Fokları, katliamdan kurtaralım!
– Nükleer denemelerin faturası: Doğal felaketler
-Türkiye’de de nükleer silah istemiyoruz!
– İsrail dünyanın 6’ncı büyük nükleer silahına sahip!
– Faşizm neden Almanya’da kök saldı?
– Demirel davasında tekelci medya da suçludur


 

BİR CEVAP BIRAK

16 − 5 =