Alevilerin sol kanadından 4 talep

Alevilerin sol kanadından 4 talep

0
PAYLAŞ

Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri kurucu üyesi araştırmacı yazar Ali Rıza Aydın, “Biz demokratik Alevi örgütlülüğü olarak Diyanet’in ve zorunlu din reslerinin kaldırılması, özür ve cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınmasını istiyoruz” dedi.



Ali Rıza Aydın 78 kuşağından… 12 Eylül 1980’de 5 yıl yattığı cezaevinde Alevilik üzerine araştırmalar yaptı. “Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri” kurucu üyeleri arasında yer aldı. Halen Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Merkez Yöneticisi olan Aydın, İngiltere Alevi Enstitüsü Girişimi’nin konuğu olarak bir süredir Londra’da bulunuyor… Alevilerin sol kanat örgütlülüğü diye tanımlanabilecek “Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri” 1976’da kuruldu, 1980’de kapatıldı ve 1988’de de yeniden kuruldu. Türkiye’de 36 şubesi bulunuyor.


– Aleviler bir süre önce demokratik hakları için sokaklardaydı. Aleviler talepler konusunda kendi içlerinde bir birliktelikleri var mı?
– Biz kendimizi “Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri” olarak demokratik Alevi örgütlülüğü olarak tanımlıyoruz. Bunda Hacı Bektaş Veli Birlikleri var. Bağımsız dernekler var… Demokratik Alevi hareketi 9 Kasım’da “Eşit Yurttaş Hakkı İçin Alevi Talebi” mitingi yaparak Türkiye’deki demokrasinin, laikliğin ve özgürlük hareketlerinin sorunlarının dile getirilmesini istedik. Pek çok sivil toplum ödgütü ve sol hareket bizi destekledi. Adana’daki bütün demokratik kitle örgütlerinin de katılımıyla ilk defa dünyada Maraş Katliamı’nı protesto eden 30 bin katılımlı bir miting de yaptık. Bunu gösterge olması açısından örnek veriyorum.


– Alevi örgütleri arasında demokratik taleplerdeki farklar nedir?
– Biz 9 bakanlığın bütçesinin toplamından daha fazla ödenek alan, yalnızca Sünni dininin ihtiyaçlarını karşılayan ve ülkedeki şeriat halk zeminini oluşturan Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın istiyoruz. Türkiye’de herşey özelleşiyor. Din işleri de özelleştirilsin istiyoruz. Birincisi buydu… İkincisi 12 Eylül’de getirilen zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyoruz. Bunun için de Türkiye’deki yasal süreçleri tamamladıktan sonra AİHM’e bireysel olarak yapılan başvuruları kazandık. Türkiye, AİHM’in bu kararlarını uygulamamakta direniyor. Bunun üzerine Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu son merkez kurulu toplantısında konuyu Avrupa Bakanlar Kurulu’na götürmeyi kararlaştırdı. Şimdi oradan bir karar bekleniyor…


– Hükümet sürekli Alevi açılımından söz ediyor. İnandırıcı mı?
– Aleviler hem Osmanlı hem Cumhuriyet de sürekli ezilmiş, horlanmış ve katliamlar görmüştür. Bu katliamların en sonucusu 2 Temmuz Sivas Madımak Oteli’ndeki katliamdır. Biz hükümetlerin popülist açıklamalarına karşın şimdiye kadar yapılan haksızlıklara karşı bir özür bekliyoruz. Madımak Oteli’nin kamulaştırılması bunun iyiniyetli bir göstergesi olabilir. Bunun dışındaki lafların bir önemi yoktur… Bu üçüncü bir talepti. Dördüncü olarak da yasaklanan din olan Aleviler Cemevleri’nde ibadet eder ve Alevilere ait sorunları konuşulur. Eskiden yasaklı olan Cemevleri’nin şimdi ibadet yeri olarak tanınmasını istiyoruz. Bize yarı şaka “Siz Cemevi’nde saz çalıyorsunuz. Olmaz” diyorlar. Ya biz Hak için çalıyoruz. Sizin için çalmıyoruz ya… Bizim ibadet yöntemimiz bu… Türkiye’de camilere arazi kamu tarafından verilir. Cemevlerine kamu şimdiye kadar hiç yardım etmemiştir… Ama biz diyoruz ki Türkiye laik olmalı, devletin dine yatırım ve finansman sağlamasına karşıyız. Biz dini bir kurum olarak bir mekan satın alıp cemevi yapmışsak da bunu da ibadet yeri olarak tanıyın.


– Sorunları çözmek için nasıl bir yöntem öneriyorsunuz?
– Bir hasta doktora gittiğinde ağrıyan yanını söyler di mi? Bağıran çağıran hasta olan biziz, hükümet başkanı ve yetkililer de yani doktorlar da “Bizim böyle bir sorunuz yok” diyorlar. Sizin açınızdan da yok zaten… Mağdur olan biziz…


– Peki siz Aleviler olarak kendinizi iyi aktarabildiğinize inanıyor musunuz? Yine de kısa dönem çözümü konusunda iyimser misiniz?
– Çok iyimser değilim. Bunun ötesinde endişelerimiz de var. Biz kendimizi iyi anlatıyoruz. Biz Pir Sultan Dernekleri ya da Alevi Bektaşi Birlikleri olarak Alevi hareketinin son derece billurlaşmış bir bilincini oluşturuyoruz. Son derece bilinçli bir kadromuz var. Adımlarımızı geçmiş deneyimlerimize göre atıyoruz.


– Türkiye’de kaç Alevi yaşıyor?
– Değişik rakamlar var. 25 milyon da deniliyor, 30 milyon da… Aleviler solcu, aydın insanlar. “Nesiniz” diye sorduğunuzda “Aleviyim” demiyor ama “Solcuyum” diyor, “Demokratım” diyor, “Cumhuriyetçiyim” diyor… Geçenlerde eski bir CIA üyesi Türkiye’yi anlatan kitabında 30 milyon demiş…


– Demokratik Alevi örgütlülüğü tanımınızdaki örgütler Alevilerin ne kadarını arkasına alabiliyor?
– Bize üye olanlar var, bir de seslendiğimizde sesimizi duyanlar var. Bu mitinglerde görülüyor. “Çoğu bizi destekliyor” diyebilirim. Bir de devletin desteği ile ayakta kalanlar var. Mesela bunlardan biri Cumhuriyetci Eğitim Vakfı (CEV)… Adlarını da takiyye yapmışlar CEM’i andırıyor. Hükümetten para istiyorlar. Hükümet de bu talepleri yerine getirince sorunları çözecekmiş görünüyor. Bizim Alevilerin geleneğinde dedelerin maaşlı olması diye bir şey yok. İşin özü şöyle bir şey; Türkiye’de laiklik, demokrasi ve insan haklarının olmasını istiyoruz. Bunlar almazsa olmaz. Laik bir ülkede devlet dine karışmamalı. Çocuklarımız sünniyse süni, Alevi ise Alevi olmalı, ateist ise de ateist olmalı. Bizim ve ateistlerin çocuklarına zorla din dersleri var…


– Türkiye’de Alevi nüfusu kaldırırsanız Türkiye’nin Pakistan’dan Suriye’den farkı kalmaz. Türkiye’de insan hakları, laiklik ve demokrasinin gelişmesinden yanayız. Bizim hareketimiz bunlarla örtüşüyor.


– Siyasi taleplerinizi gerçekleştirmek için siyasi parti kurmayı düşünüyor musunuz?
– Hayır parti kurmayı doğru bulmuyoruz. Maraş Katliamı sonrasında Aleviler tercihli oy kullanarak partilerin alt sıralara koydukları Alevileri seçmişler. Biz parti kurmaktan ziyade Alevilerin kendilerini ifade edebilecekleri partilerdeki demokratik işleyişin hayata geçirilmesini istiyoruz.


– AB’nin Türkiye’ye demokratikleşme baskısından memnun musunuz?
– Biz bunun bilincindeyiz fakat bunun yeterli olmadığı, “Alevi hareketini onların da bilinçli olarak görmemezlikten geldiği” gibi endişelerimiz var. İngiltere’de Alevilere tanınan hakların Türkiye’de tanınmasını istiyoruz. Bu açıdan Türkiye’nin yüzünü Avrupa’ya döndürmesinden, Avrupa’nın da Alevileri dikkate almasından yanayım.


– Türkiye’de örgütlü bir toplum yaratamadığımız sürece demokrasinin olduğu bir ülkenin Anayasasını getirseniz bile Türkiye’ye demokrasi gelmez. Biz örgütlü toplumsal mücadelemizi sürdüreceğiz. Halkın taleplerini dile getireceğiz. Demokrat çevrelerin bizi izlemelerini ve bize kendi deneyimlerini aktarmalarını istiyoruz. Bir de Aleviliğin olmazsa olmazı “72 millete bir nazarla bakmaktır.” Alevilik için kabe insandır. Alevilik evrensel bir yaşam tazıdır. Batının da Alevileri incelemesi ve yararlanması gerekir diye düşünüyorum. 


– İngiltere’deki arkadaşları nasıl buluyorsunuz?
– Ben olumsuz buluyorum. Avrupa’daki toplumsal mücadele Türkiye’den gelen arkadaşları da ilgilendirmeli. Buradaki politik hayata girmeleri gerekir… Ben bugün Cemevi’ne gittim. Kadınlarla erkekleri ayırmışlar. Böyle bir şey Aleviliğe yakışmaz. Biz kendimizi burada misafir kabul etmemeliyiz, “dünyalıyız” diyebilmeliyiz. Aleviliğin Avrupa yaşam tarzına katabileceği çok şey var.

BİR CEVAP BIRAK