Açılım… Açılım… Açılım…

Açılım kelimesini üç defa yazdım, çünkü üç açılım bugün gündemimizi belirliyor. Kürt açılımı adını değiştirdi, demokrasi açılımı oldu, sonuçta açılım yer aldı. Alevi açılımı, çalıştay ile başladı, sonunda açılım kelimesi yer aldı. Üçüncü açılım ise, Ermenistan sınırının açılımı oldu, sonuçta diğerleri gibi açılım kelimesini barındırdı. Sonuç olarak, üç açılım yaptı hükümet ama açılım kelime olarak kaldı bugünlük!

Bu açılımlar ile hükümet, adı anılmayan açılımları kapattı.

Hükümetin yaptığı esas açılım, ZAM açılımı olarak adlandırılabilinir. Elektriğe, sağlık sektörüne, gıdaya, taksi ücretine, dolmuş ücretine, yaşam kalitesini etkileyen her şeye zammın açılımı yapılmaktadır. Zam beklentisi yaratılarak bu açılımlar gerçekleştirildi / gerçekleştirilecek!

Açılım lafını ortaya atıp, sonra açılım ortamın olgunlaşmasını beklemek hükümetin politikasıdır. Politikasız demek aldatıcıdır, çünkü hükümet yapacaklarını önce açıklar, sonra koşullar uygun olduğunda hayata geçirir. Sağlık alanında yapılacak açılmalar, Sosyal Güvenlik Kurumu ile özel hastaneler arasındaki protokoldeki açılımdır ama bu açılımın kimin lehine olduğunu söylemek gereği var mıdır?

Memur, zam beklentisi ile gidip o pazarlık masasına oturdu ama orada bir açılım ile karşılaşmadı. Bütçe kaynaklarının ve politikasının açılmaması karar veren hükümet, bu konuda açılım yapmayacağını ilan etti.

Sendikalar hükümetten açılım bekledi ama açılım olmadığı gibi, hükümet taraftarı sendikalarda üye artışı olmaya başladı. Hükümetin açılımı sendikal örgütlülük konusunda AB tarafından söylenen yasal düzenlemeler düzeyinde olmadı. Hükümet işine gelen konularda açılım yapmakta maharetini gösterirken, demokratik ve örgütlenme alanında yapılacak olan açılımları zamana yaymış durumdadır. AB ve ABD tarafından hükümete yapması gereken açılımların listesi verilmiş, hükümet kurmayları da o listeye uygun ama zaman konusunda uygunsuz hareket etmektedir.

Açılım konusunda en cüretkar açılımı gerçekleştiren Ajda Pekkan’dır. Bacağını bir açtı, medya o bacağa odaklandı! Hükümet bir sanatçının gösterdiği açılım cesaretini gösteremiyor, çünkü gelen tepkilere göre açılımın kapısının ne kadar açacağını düşünmektedir. Elinde hazır reçetesi olmadan yol aldığı içinde, önce önünü görmeye çalışıyor. Sonra adımlarını temkinli atmak için, ayak ucu ile zemine dokunuyor, sonra içinde korku düştüğünde hemen açılımın yönünü ve adını değiştiriyor. Her kesin kabul edeceği söylemler ile yol alırken, nihai hedefini de, oynadığı rolü de en iyi şekilde oynamaya çalışıyor, çünkü hükümet gelecek olan baskın erken seçim için kamuoyu yoklamalarına devam ediyor. Her açılım lafından sonra yapılan kamuoyu araştırmaları bu yönde atılan adımlardır. Eğer, hükümet gerekli açılımın etkisini oy olarak sandıkta göreceğine inandığında, açılım lafı altında seçim sandığı bir anda seçmenin önüne gelebilir. Açılımın sınırını belirleyen işte bu ince çizgidir.

Hükümet bugüne kadar ciddi olduğunu söylediği üç açılım yaptı, üçünden de şimdilik bir sonuç çıkmadı. Bu arada laf ile hükümet nasıl idare edildiği konusunda güzel örnekler sunmaya devam ediyor. Kim demişti, laf ile peynir gemisi yürütülmez! Peynir gemisi yürütülmez ama…


——————
www.cemoezkan.de adresini kapatıyorum bundan sonra benim ile bilgilere blog sayfalarımdan ulaşabilsiniz…
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.