ALMANYA'DAN… Aşksız nikah

Çarşamba Akşamı ADA TV'de canlı yayınlanan ve YOL TV'nin de bir hafta sonra tekrar olarak üstlendiği 'Ozan Ceyhun'la AB'den Bakış' çok saygı duyduğum ve takdirle izlediğim bir şahsiyeti konuk olarak ağırladı.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat canlı yayın konuğumdu. İki saate yakın süren sohbetimizde Mehmet Ali Talat birçok alanda 'dobra, dobra' konuştu dersem en doğru şekilde özetlemiş olurum aslında. Brüksel'den 'deneyimli gazeteciler ' Zeynel Lüle ve Vakur Kaya'nın ve de KTTO Brüksel temsilcisi Mualla Çıraklı'nın AB başkentinin tansiyonunu bize aktardığı yayında Almanya'dan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Başkanı Turgut Öker ile de Avrupa'daki Türkiyeliler'in Kuzey Kıbrıs'a her geçen gün arttırarak sundukları desteği konuştuk. İtiraf etmeliyim bu sohbet bir şekilde Ayşemden Akın'ın teşvikiyle ve sadece 'fahri' olarak gerçekleştirdiğim gazetecilik ve televizyonculuk maceramda en keyif veren aksiyonlardan biri oldu! 

KKTC Cumhurbaşkanı Talat özellikle kendisine yönelik Rum Kesimi tarafından sürekli dile getirilen sataşmalara çok açık ve net cevaplar verirken görüşme detaylarına değinmeden kendisi ve Hristofyas arasında bu konuda gündeme gelen bir diyaloğu da ilk defa kamuoyu ile paylaştı. Mehmet Ali Talat görüşmelerin gidişatı üzerine konuşurken haklı olarak sitem etmekteydi. Kendisi kalıcı bir çözüm konusunda samimi bir şekilde çabalarken Rum Kesimi ve özellikle Hristofyas 'soğuk savaş' taktiklerini hatırlatan demeçler vererek ortalığı 'bulandırmaya' çalışmaktalar. Hatta Mehmet Ali Talat'ın da belirttiği gibi 'Talat görüşmede başka, dışarıda başka konuşuyor' propagandası ile Kuzey Kıbrıslı Türkler'in belli bir kesiminin kafasını karıştırarak KKTC Cumhurbaşkanı'nı zor durumda bırakmayı amaçlıyorlar. Çok ustaca yürüttükleri 'gerçek dışı iddialar kampanyası' ile neden oldukları 'bilgi kirliliği' sayesinde zaman kazandıklarına inanıyorlar büyük bir ihtimalle. 

Güney Kıbrıs kaynaklı 'kafaları bulandırma operasyonu'na' AB düzeyinde de destek bulmaları zor olmuyor. AB üyesi olmalarını ustaca istismar ediyorlar. Avrupa Parlamentosu'nun ya Türkiye, Türkler ve Kuzey Kıbrıs konusunda 'kemikleşmiş' derecede ön yargılı ya da gerçekten 'çok saf' milletvekillerini kolayca 'doldurup' kullanabiliyorlar. Bir bakıyorsunuz sadece Kıbrıs'ın güneyini gezen üç milletvekili hayatta görmedikleri kuzeyden 'kaçak göçmenler' geliyor gibisinden 'gerçekleri çarpıtıcı' bir raporu AP İç İşleri Komisyonu'na sunup bir de orada kabul ettirebiliyorlar. Sahillerini çok sıkı koruyan ve oralardan 'kuş uçurmayan' Rum Kesimi nasıl oluyorsa Kuzey Kıbrıs ile olan sınırı hiç koruyamıyor! Hadi diyelim ki Kuzey Kıbrıs göz yumuyor! Peki Güney Kıbrıs'a geçmek bu derece mi kolay. Bu kadar üniformalı ve üniformasız muhafız güneyde boşuna mı maaş alıyor? Ya da Rum polis ve muhafızlarının eğitimi bu derece kötü de Yeşil Hat'tan tellerin üstünden 'zıplayan' kaçak göçmenleri peşlerinden koşup yakalayamıyorlar? 

İşin ilginci AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu'nun bu tarz raporları destekleyen bazı milletvekilleri bu derece 'saf' olabilirler mi? Hiç mi sormuyorlar kendi kendilerine 'yahu bu kaçaklar nasıl oluyor da bu kadar kolay Kıbrıs Cumhuriyeti'ne girebiliyor?' diye! 

İşte daha bu ve buna benzer engellemeler, bilgi kirliliği ve 'soğuk savaş ayak oyunları' Mehmet Ali Talat'ın haklı kaygı ve sitemine neden olmakta. Rum Kesimi'nin bir yandan 'Hristofyas geldi, her şey güzel olacak' palavrasının aslında sadece ve sadece kendilerinin 'çözümü engellediğini' kamufle etme amaçlı olduğunu teşhir etmemiz gerekiyor. AB genelinde Rum Kesimi'nin bu 'ikiyüzlü politikasını' anlatmayı başarmak zorundayız. AB, Rum Kesimi'nin sürekli kışkırttığı gibi Türkiye'ye değil aslında bizzat Rum Kesimi'ne baskı yapmak zorunda olduğunu anlamalı. Eğer gerçekten bir çözüm istiyorsa!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.