ALMANYA’DAN… Aleviler ile sorunlu olanlar

Adanın kuzeyinde kendilerini “en Kemalist” ilan edenlerin, adadaki örgütlü Alevilerin “en doğal” hakları olan siyasal tercihlerini
açıklamalarının ardından verdikleri tepki utanç verici. Bir yandan “Mustafa Kemal’in ve laiklik ilkesinin” kendilerinden daha fazla
kimsenin bu derece “radikal” savunamayacağı iddiasında olanlar öte yandan tüm bu iddiaları ile açıkca çelişerek Aleviler hakkında öylesine yayınlar yapıyorlar ki, bu tarzını en “yobaz” kesimler bile yapmadı.

Neden? Çünkü Kuzey Kıbrıs’ta adanın kuzeyinde iyi bir “network” oluşturmuş ve Avrupa’daki Alevi örgütleriyle sıkı bir işbirliği
içinde olan ve de bir dernek çatısı altında birlikte tavır alan Aleviler’in sevilen ve aynı zamanda dernek başkanı olan Özdemir Gül
CTP-BG adayı olacağını açıkladı! Alevileri “koyun” sanan bir grup hemen gazetelerinde “çamur atmaya” başladı. Neymiş Aleviler bu adaylık için “100 Milyar” bağış almışlar! Ayrıca benim adım da bu işe karıştırılarak “belden aşağı” yalanlarla Aleviler karalanmaya çalışıldı. Tek suçları en demokratik hakları olan “tercihlerini” açıklamak.

Almanya’da olsaydı “toplum içinde nifak tohumları saçan ve insanları başkalarına hedef olarak  gösteren” bir yayın organı “demokrasinin beşiğinde bile” Anayasa’ya aykırı olduğu için yasaklanırdı. Türkiye’de bu kafa yapısında olanların “Silivri’de” olduğu da bilinen bir gerçek. Kuzey Kıbrıs’ta ise “arkalarında aslında Türkiye Aleviler’inin en güvendiği bir kurumun olduğu” iddiası ile Kıbrıslı Aleviler’e saldırmakta bu kafa yapısında olanlar!

Ne mutlu ki Kıbrıslı Aleviler’e, onların içinden çıkmış bir değer olan Özdemir Gül’e CTP, ÖRP, UBP, TDP ve diğerleri adaylık
önerdiler. ÖRP Başkanı bunu bizzat dernek üyeleri içinde kamuoyuna açık yaptı. Bu durum elbette Alevi dostları çok onurlandırdı. Bir kez daha bu güzel Kuzey Kıbrıs toplumu içinde yaşama şansına sahip oldukları için mutlu oldular. Avrupa’daki ve Türkiye’deki tüm Alevi dostlar “Kıbrıslıları” kıskandı! Aleviler’in dünya genelinde özelemnini duydukları bu ortamın Kuzey Kıbrıs’ta olması çok güzeldi. Ama ardından “çirkin saldırılar” geldi. Üstelik yalanlar ile donatılmış olarak.

Evet! Kuzey Kıbrıs’ın Alevilerinin örgütlü olduğu derneğe devlet bugüne kadar Avrupa’nın “en büyük cemevi” inşaatının yapılabilinmesi için arazi verdi. Üstelik bu işlemler hem UBP hem de CTP döneminde gerçekleşti.

Evet! Bu dönemde temeli atılan ve bu nedenle dernek üyesi her bireyin “son model bir araç” aldığı için değil, cemevine birikimini
yatırdığı için “had safhada borçlandığı” bir ortamda derneğe biraz olsun rahatlayabilmesi için 80 Milyar bağış yapıldı. Bu bağışa ek olarak ÖRP, UBP, CTP gibi partilerin yaptığı ek bağışlarla ulaşılan rakam 100 Milyar’a yaklaştı. Yani “Aleviler’in demokrasik tercihi” ile sorunlu çevrelerin iddia ettiğünün tersine “adaylık ile ilgisi olmayan dönemlerde” Avrupa’nın “en büyük cemevi” hedefine herkes el attı. Çünkü bu gerçekleştiğinde Lefkoşa’ya bir “artı” olacak olan ve farklı dinlerden insanların kardeşçe yaşamasının sembolü olmaya aday bir eser söz konusu!

Özdemir Gül gibi “onurlu ve mütevazi” bir insanın bir başkasının etkisi altında kalarak bir partiye aday olduğu iddiası ise bu
yazıları yazanların aslında “Alevileri koyun” gibi gördüklerinin en açık kanıtı. Eğer Gül onların seçtiği bir partinin adayı olsaydı
şimdi onu öve , öve bitiremiyorlardı. İşte onların demokrasiden anladıkları ya da hiç bir zaman anlayamayacakları budur!

Dernekteki dostlar başkanları Gül’e yönelik adaylık teklifleri nedeniyle demokratik bir süreci başlattılar. Sayısız toplantılar
yaptılar. Başta Gül olamak üzere bir çok gece çoğu uyuyamadı. Bir yandan “herkese eşit konumlarını” sürdürmek istiyor diğer yandan ise bugüne kadar dünyanın hiç bir ülkesinde olmamış bir şekilde kendilerine gösterilen ilgi ve sunulan parlamenter temsil olanağı nedeniyle de sorumluluklarının büyük olduğunu biliyorlardı. Öyle iddia edildiği gibi dernek dışından kimse bu karara karışmadı. Benim özelimde iddia edildiği gibi “CTP-BG” tercihi konusunda tek bir telkin olmadı. Çünkü Avrupa’da ve Türkiye’de çıkarılan dersler vardı. Aleviler hiç bir partinin “cepte olduğuna” inandığı “seçmen” kitlesi değildi artık. Bilinçli bir şekilde ve de politik çıkarları doğrultusunda karar veren bir toplumun bireyleri olarak çok uzun bir süreye ihtiyaç duydular ve sonunda kararları CTP-BG oldu. Bu partinin Sosyalist Enternasyonal üyesi olması, sosyal demokrat çizgiyi benimsemesi ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın “çözüm çabalarını” destekliyor olması sanırım belirleyici oldu. Ama benzeri nedenlerden dostlarım başka bir parti için de karar verseler şaşırmazdım!

Alkışlanacak bir disiplin ile demokratik karar verme sürecini gerçekleştiren dernek üyelerini ve kendisine şahsen yapılan
önerilere hiç bir şekilde şahsi çıkarlarını ön planda tutarak yaklaşmayan başkanları Özdemir Gül’ün dernek tabanının kararına
gösterdiği saygıyı örnek olarak göstermek gerekirken onlara “satın alındılar” tarzı çirkin bir karalama kampanyası yapanların
yazdıklarını tüm Avrupa genelinde okuyan Aleviler okuduklarına inanamaktalar. Bu güzel Kıbrıs toplumunda bu tarz yayınların
olabileceğine inanmak istemiyorlar. Hepsi hem derneğin tavrıyla hem de verilen karar sonrası aday Özdemir Gül ile gurur duyuyorlar.

Milletvekili Özdemir Gül eminimki Avrupa’dan çok davetiye alacak ve Kuzey Kıbrıs Gerçeği’ni çok sık olarak anlatmak zorunda kalacak. Kim bilir?  Belki o zaman ona bugün çamur atanalar utanırlar mı? Aslında bunu hiç sanmıyorum. Onlar karanlık dünyalarında “siyahın içinde” yaşamlarını sürdürürler herhalde. Çünkü utanmak da bir erdemdir ve rengi kırmızıdır!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

19 + 4 =