ALMANYA’DAN… Kıbrıs ve Talat Paşa

ALMANYA’DAN… Kıbrıs ve Talat Paşa

0
PAYLAŞ

Hakikaten ne ilgisi var değil mi? Kıbrıs ve Talat Paşa?

Maalesef! Atatürkçülük konusunda konuştuklarında “kendilerinden daha laik olunamayacağı” iddiasında olanlar “köktendinci içerikleri en kalitesiz şekilde dile getiren” kanalların programlarında “Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır” diyerek kocaman koltuklara oturup “kahramanlık” öyküleri anlatıyorlar.

Yine aynı kişiler “Talat Paşa Komitesi” isimli “garip” oluşumlarda başrolde yer alıyorlar.

“Irkçılık ve milliyetçilik arasında bocalayan” bir takım çevreler onları el üstünde taşıyor.

Niçin?

Kıbrıs ve Kıbrıslı Türkler ile ilgili “herşeyi yanlış yaptıkları için mi?” Hayır! Tam tersine “Kıbrıs Sorunu’nun Kıbrıslı Türkler açısından bugünkü içinden çıkılmaz” hale gelmesini sağladıkları için “dönme olmadıklarını tabanca, kuran ve bayrak tutarak söylediklerinde “En hakiki Türk” olduklarına inanan birileri de bu “başarısızlığı” kahramanlık olarak alkışlıyor.

Oysa “kral çıplak”. Kuzey Kıbrıslı Türkler bugün izolasyon sorunu ile karşı karşıya iseler bu sadece Rum Kesimi’nin milliyetçi politikasının bir ürünü değil.

“Rum Barbarlığı’na” karşı gerçekten kahramanca savaştıklarından en ufak bir şüphe duymadığım bir dönemin Kıbrıs Türk liderleri ne yazıkki diplomasi ve politikadaki beceriksizlikleri, inatçılıkları ve belki de ufuksuzlukları nedeniyle bu durumla ilgili olarak büyük sorumluluk taşımaktalar.

Üstelik şimdi Kuzey Kıbrıslı Türkler tarafından seçilmiş iktidarın başarılı çalışmalarını normalde hiç bir gerçek “Atatürkçü’nün” bir dakika bile bakmayacağı kanallarda eleştiriyorlar. Bunu yaparken de “Atatürkçülük adına Annan Planı’na karşı olduklarını” iddia ediyorlar.

Kıbrıs ile ilgili başarısızlıklarını “Talat Paşa “Komiteleri” başında İsviçre’lere giderek örtbas etmeye çalışıyorlar.

Birilerinin onlara Ercan’a direk uçuşların, Kuzey Kıbrıs’ın altında inim inim inlediği izolasyonun “Talat Paşa Komiteleri’nde 301’i savunarak” sağlanmayacağını anlatmasında fayda var. Ya da belki de onların böyle meşguliyetler sayesinde Kıbrıs’a “gölge etmemeleri de” yararlı olabilir diye de düşünmek mümkün.

Ancak bir gerçek var ki o da: Türkiye’deki “301’e Hayır!” demenin öneminin farkındaki SOLcuların ve sosyaldemokratların Kuzey Kıbrıs’ta Talat’ları, Soyer’leri yani Kuzey Kıbrıs’ta iktidarda olan sosyaldemokratları desteklemesi gerekiyor.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki “sol milliyetçi koalisyona” karşı Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta SOL ve sosyaldemokrat ittifak ile açık tavır almak gerekiyor.

Kuzey Kıbrıs’ta sosyaldemokrasi’nin başarılı olması sadece Rum Kesimi’ndeki milliyetçileri değil aynı zamanda Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki “her tür milliyetçileri” rahatsız etmekte.

ÖDP, SHP gibi partilerin ve Türkiye’deki var olan “solun sağındakilerle” sorunlu olan sosyaldemokratların Kuzey Kıbrıs’ta CTP-BG ile daha sıkı bir işbirliği yapmasına hem Türkiye’nin hem de Kuzey Kıbrıs’ın ihtiyacı var.

 

BİR CEVAP BIRAK