ALMANYA’DAN… KKTC AKP’nin Arka Bahçesi mi ?

ALMANYA’DAN… KKTC AKP’nin Arka Bahçesi mi ?

0
PAYLAŞ

Sevip saydığım bir gazeteci benim son aylardaki KKTC ile ilgili gözlemlerim ışığında KKTC’deki “imam hatipliler operasyonu” hakkındaki düşüncemi sorduğunda ilk tepki olarak “kelin merhemi olsa kendi başına sürerdi” dedim.

Yalan mı?

Türkiye’nin sorunlarını çözmekten aciz bir AKP iktidarı KKTC’in iç işlerine el atarken “baskına uğradı”. Türkiye’nin sorunlarını çözsün diye TBMM’ye gönderilen “dişli” birileri KKTC otellerinde medyadan takip ettiğim kadarıyla “evlere şenlik” operasyonlar yürütmüşler.

Hafta sonu kısa bir süre de olsa Magosa, Lefkoşa ve Girne’deydim. Konuştuğum herkes KKTC’deki “suni hükümet krizinden” yakınmaktaydı. Haklıydılar.

KKTC’nin benim açımdan en güzel yanı bu ülkenin Türkiye’nin İzmir’inden farksız olmasıdır. İslam Dini’ni politik amaçları için istismar edenler barınamazlar orada kolay, kolay.

Ancak korkarım şimdi orayı da değiştirmek için çok çalışılmakta. AKP’nin Türkiye’de hükümeti oluşturduğu ilk günden bugüne KKTC’deki camilerin sayısında bir patlama olmuş. Eskiden düşünülemeyecek bir şekilde kara çarşafa bürünen kadınlar da artık yolda gözlemlenir olmuşlar. Durup dururken din dersi tartışmaları başlamış.

Daha da acısı bana AKP’nin  bir çok alandaki “amatörlüğünü” hatırlatan “imam hatipliler operasyonu’nun tam anlamıyla fiyasko olmasının” baş aktörü bir din adamının söyledikleri bence. KKTC’nin modern insanlarını ve gençlerini neredeyse “dinsizlik ve imansızlıkla” suçlayan ve bu nedenle daha önce partisinden milletvekili adayı olduğu Serdar Denktaş ve babası Rauf Denktaşı’da ülkeyi “dinden, imandan uzaklaştırmaktan sorumlu tutan bu din adamı sanırım KKTC’yi “Taliban Afganistan’ı” gibi bir ülke yapmak niyetinde.

KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Talat’ı milletvekilliğim döneminde Yunanlı milletvekili ve Kıbrıs Rum Kesimi gazetecilerini kızdırarak KKTC Başbakanı kimliği ile Avrupa Parlamentosu Basın Salonu’nda ağırlarken bir ilki gerçekleştirmenin gururunu yaşamış biri olarak onun bu “imamlar cuntası ile işbirliği yaptığı” iddialarına inanmak istemiyorum.

Ancak AB ile Türkiye arasında her geçen gün daha fazla ortaya çıkan bir gerçek var: 17 Aralık günü verilen bir sözün Türkiye’de seçime 14 ay kala bu sözü verenler tarafından tutulamayacak olması.

Bu durumda bu sözün KKTC’de iktidarda olanlar tarafından sorumluluğu da üstelenilerek tutulmasını planlayanlar bence KKTC’nin duyarlı kamuoyunu unutmuşlar. Evdeki hesap çarşıya uyacağa benzemiyor.

AKP’nin yapamadığını CTP ve birkaç milletvekilinin oluşturduğu bir koalisyonun yapabileceğini sananlara hatırlatmak lazım. Kıbrıs’ın Rum Kesimi’nde Türk olduğundan emin oldukları insanlara yönelik ırkçı saldırıların arttığı bir dönemde ve sağcı ve de solcusu ile Rum politikacıların başta Annan Planı olmak üzere her türlü barışçıl ve belki de kalıcı çözümü ret ettiği bir ortamda tek taraflı “hediyeleri vermek” imkansızdır. Çünkü bu tarz politikanın bedelini ödemek ağır olur.

Türkiye’de atmaya cesaret edemedikleri adımları Lefkoşa’da başkalarına attırmak için KKTC’yi “arka bahçeyi karıştırır gibi karıştırmak da” uluslararası politik arenada hem Türkiye’ye hem de Kıbrıs’a zarar verir.

Enossis’e karşı çıkıp sonra da Ankara’nın keyfine ve çıkarlarına göre KKTC’de hükümet değiştirmek çelişiyor.


 

BİR CEVAP BIRAK