ALMANYA’DAN… ‘Sen Padişah mısın’diyene bak!

ALMANYA’DAN… ‘Sen Padişah mısın’diyene bak!

0
PAYLAŞ

Bu satırlarımı kaleme alırken partisinin tüm seçim yenilgilerinin tek sorumlusu, Türkiye’de sosyal demokrasinin neredeyse dibe vurmasının baş mimarı, AK Parti’nin muhalefetsiz bir ortamda iktidar partisi olmasının ana nedeni ve Türkiye Sol’unun darmadağınık bir vaziyette olmasına neden olan adam, CHP Başkanı Deniz Baykal, CHP Kurultay’ında sadece kendisi tarafından anti-demokratik bir şekilde belirlenen delegeleri karşısına almış bana Kuzey Kore’nin ünlü bir liderini hatırlatan tarzda havalarla konuşmakta.

“Sen padişah mısın?” diye sormakta TC Başbakanı ve AK Parti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a. Bu soru haklı bir soru olabilir ama kimin sorduğuna bağlı! CHP içinde demokrasiyi tamamen ayaklar altına alan ve bir diktatör gibi parti yönetimini elinde tutan bir parti padişahı soruyor bu soruyu. Herkesin kendisine sorduğu soruyu sorduğunun farkında olmayacak kadar yaşlı olmadığı inancındayım. Hatta hızını alamıyor ve “Kimse beğenmediğine çek git diyemez” diye devam ediyor CHP’den onlarca ünlü sosyal demokratı afaroz eden ve binlerce partiliyi tek bir kararla partiden uzaklaştırtan ve de işine gelmeyeni kurultay delegesi seçtirtmeyen zat! CHP’e her kendisini eleştirene “çek git diyen” adamın başkalarına soracak hesabı olabilir mi? İnandırıcılığını yitirmiş bir Deniz Baykal’ın sorduğu hesaptan ne umulur!

Aslında bugün Kahraman Maraş Katliamı’na ayırmak istemiştim köşemi. Ancak Deniz Baykal’ı dinledikçe Kahraman Maraş!ları anmanın aynı zamanda Baykal gibileri de teşhir etmek gerektirdiğini gördüm. Bugüne kadar lütfedip de Sivas’ta onlarca insanın katline mezar olan Madımak Oteli’ne gitmemiş CHP Başkanı yerel seçimler öncesi gene “kendi söyleyip kendi kendini alkışlamakta”. Hükümeti eleştirdiği alanlarda karnesi “0”! Bugüne kadar Sivas’a uğramamış. Aleviler söz konusu olduğunda onların gerçek temsilcilerini milletvekili adayı olarak seçilebilecek hiç bir sıraya koydurtmamayı prensip edinmiş. Hrant Dink katledildiğinde tüm sosyal demokratlar Şişli’de cenazedeyken o belli milliyetçi çevreler nedeniyle cesaret edip cenazeye katılmamış. Kıbrıs’ta çözüm için canla, başla çalışan CHP’ye kıyasla gerçekten sosyal demokrat olan CTP’nin Sosyalist Enternasyonal’e üye olması sürecinde özellikle yardımcı olmamış (hoş belki de iyi olmuş, çünkü Avrupalı sosyal demokratlar artık utandıkları milliyetçi Baykal’ın desteklediği bir partiye destek vermekte zorlanabilirlerdi). Ama şimdi kurultayda “demokrasi havarisi”.

İşte Türkiye’nin acı kaderi!

1978 yılında Kahraman Maraş’ta gericiler. yobazlar ve ırkçılar insanları aynı nazilerin Almanya’da yapmış olduğu gibi saldırı öncesi evlerini işaretleyerek sadece ve sadece za Alevi ya da solcu oldukları için katlettiler. Yaşlı, genç, çocuk, kadın hiç farketmedi. O dönemde 17 yaşındaydım. Ecevit, Başbakandı. Katliam gecesi istanbul’da toplandık. Genç insanlardık. Hepimiz bir okulu seçti. Ben lisem Behçet Kemal Cağlar’ın benim gibi bıyığı terlememiş delikanlıları ve gözü pek kızları ile Galatasaray Lisesi işgalindeydim. Maraş Katliamı canileri serbest gezerken bizler okullarda kuşatma altındaydık. Üç gün dayandık. Sonunda pazarlık yaptığımız dürüst bir polisin “sen delikanlı bir çocuksun, dürüstçe söylüyorum hemen teslim olmazsanız biz çullanacağız. Ayrıca haberin olsun teslim olduğunuzda da üstleriniz arayacağız” demesinin ardından Maraş Katliamı’na kamuoyunun dikkatini çekmek için işgal ettiğimiz okulu terk ettik. Çok dayak yedik. O tarihte Ecevit dönemimde bizim için Selimiye Kışlası’nı açtılar. Koğuşları boşaltırlarken biz de bekledik. Bizim içim bir onurdu Yılmaz Güney’in de yatmış olduğu koğuşlara girmek. Oysa 17sinde bizi Selimiye’lik yapan katliam Türkiye’nin utançlarından biridir.

24 Aralık 1978 günü kara bir Çarşamba Günü’nin ardından katliama tepki veren ben o gün arkadaşlarıma ufak bir çocukken bir Kanlı Pazar Günü hayatından endişe ettiğimiz babamı evde nasıl beklediğimi anlatmıştım. Türkiye artık bu acı günerli anarken geleceğe umutla bakabilmeli. Geçmişiyle hesaplaşarak yarınını el birliğiyle kurabilmeli. Ama bu ancak anti-demokratik kafa yapıları ile Türkiye’yi sürekli gerileten “yaşlı” liderlerin meydanı gençlere terk etmesi ile mümkün olacak. İşte CHP’de bu uğurda bir kurultay daha kaybedildi!

BİR CEVAP BIRAK