Amerika orada… (I)

Yazacaklarım Amerika’ya başka bir gözle bakıp gerçekleri görmenizi sağlayacak, size yol gösterecek hiç değinilmeyen konular hakkında sizi aydınlatacak.


AMERİKA 1-


Uçaktan indiğimde çok şaşıracağımı kendimi bambaşka bir dünyada bulacağımı sanmıştım. Sizler de bir Amerika büyüklüğü hayali içindeyseniz yazdıklarımı okumadan önce bana hak vermeniz olanaksız. B


ir adaya sıkışıp kaldığını düşünen sizlere anlatacaklarım limon kolonyası ferahlığı verecek. Amerika’daki yaşama, yaşananlara inanamayacaksınız. Birbirinden güzel, kültürlü ve zengin yaşamı olan insanların dolaştığı ülke hayalleriniz sönecek, ama Amerika’yı görme arzunuz asla kaybolmayacak Amerika’da bambaşka bir dünya bulma arzusuyla yola çıkmıştım. Bu yüzden de dünyanın her tarafını aşağı yukarı gezmeme rağmen uzun ve pahalı yolculuğu sona bırakmıştım.


Şans diye bilinen Lotarry çekilişinden Green- Card kazanınca gitme hazırlıklarına başladık. Uçakta yol boyunca hostes hanımlarla sohbet edip Türkiye’yi konuştuk. Rahat etmemiz için ne gerekirse yapıyorlardı. Televizyondan izlediğimiz filmler, dergiler bizi eğlendiriyordu. Aktarmasız Amerika yolculuğu nasıl çekilir bilemem.


Amsterdam Havaalanında transfer için indiğimizde en az üç defa televizyon sunumuyla bize öğretilen, bir kuğunun tüy ıslatmasının, boynunu dinlendirmesinin sergilendiği spor hareketlerini yaparak; elimi kolumu çalıştırdığım için rahattım. Kendimi yorgun hissetmiyordum.


Siz Avrupa’dan Amerika’nın batı sahillerinden Kaliforniya’daki saati bilmek istediğinizde benim gibi hesaplayabilirsiniz. Saatinize baktınız öğleni biraz geçmiş, yani 14.00; bir geri gidin, Amerika’daki saat 13.00. Avrupa sabahı yaşadığına göre, Amerika’da gece yarısını geçmiş durumda.


AMERİKA YOKTU


Seyahatimin hemen hemen ikinci gününde olmayan bir yere gitmeye çalıştığımı anladım. Amerika benim düşlerimde çok farklıydı. Düşlerimdeki Amerika yoktu, ben henüz ulaşamamış da olabilirdim. Karşımda duran bulduğum Amerika’ydı.
Aradığım yeri daha sonra da bulamayacaktım… Daha sonraki günlerde de hayalimdeki Amerika’nın ötesinde bir yere ulaşacağımı bilemezdim.


Çok şaşırmıştım.


İlk uçaktan indiğimde bir köye geldim sandım.. Los Angeles’in güzel bir şehrinde Torrance’de kalıyorduk. Çok büyük bir evdeydim. Yıllar önce olsaydı o evi size süper lüks diye anlatabilirdim. Evde bir çamaşırhane, altı tuvalet olduğunu söyleyip buna sadece bize ayrılan yüz metre karelik bir odadan söz edersem kaldığım yerdeki yaşam koşullarımızı anlayabilirsiniz. Evde Türk misafirperverliği ile ağırlanıyoruz. Türk yemekleriyle beslenip, Türkçe müzik dinliyoruz. Bu şartlar altında para da ödememiz gerekmiyor. Türkçe konuşuyoruz. İstanbul’dan, Bodrum’dan, Kapalıçarşı’dan, Eminönü’nden; kuş gribinden söz ediyoruz. Otuz yıldır Amerika’da yaşıyorlar, bir gece bile Türkiye’nin, Avrupa’nın hayalini kurmadan uyumadıklarını söylüyorlar. Bu bize gurur veriyor; ama Amerika nerede’

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − five =