Ankara Gar saldırısı avukatı: Bunlar son sözlerimiz değil

Yaklaşık 2 yıldır süren 10 Ekim saldırısı davasında karar açıklandı. Mahkeme heyeti 9 sanığa “Anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

Ayrıca bu sanıklara 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 10 biner yılın üzerinde hapis cezası verildi. 9 sanık ise örgüt üyeliğinden değişik yıllarda hapis cezasına çarptırıldı.

Saldırıda 100 kişi hayatını kaybetmiş, 391 kişi de yaralanmıştı.

Aileler ise saldırının tüm sorumluları yargılanmadıkça mücadelelerini sonlandırmayacağını söylüyor.

Yaklaşık 2 yıldır süren ve Ankara Sincan Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde görülen davada 36 sanığın 15’i doğrudan “katliamı örgütlemekten”, yani 100 kişiyi öldürmekten ve 391 kişiyi yaralamaktan, diğerleri ise “IŞİD üyeliğinden” yargılandı. Davayı 100’e yakın avukat takip etti.

IŞİD, 10 Ekim 2015 Cumartesi günü Ankara’da düzenlenecek Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne katılmak için Ankara garı önünde toplanan kalabalığı hedef alan bir intihar saldırısı düzenlemişti. Olay Türkiye tarihinin en kanlı intihar saldırısı olarak kayıtlara geçti.

Olayın ardından yürütülen yaklaşık bir yıllık soruşturma sürecinin sonunda 10 Ekim davası başladı.

‘Bunlar son sözlerimiz değil’

10 Ekim davası avukatlarından Sevinç Hocaoğulları, firarı sanıklar için dosyanın ayrılacağını ve yargılamanın devam edeceğini söylüyor.

Hocaoğulları, bu yargılama sürecinde de ailelerin taleplerinin mahkemeye iletileceğini ve saldırıda sorumluluğu olduğu düşünülen kamu görevlilerin yargılanması için mücadele etmeye devam edeceklerini ifade ediyor:

“Baştan itibaren kamu görevlileriyle ilgili suç duyuruları yapıyoruz ancak bunlar hakkında savcılıkların tavrı çok net. İlk günden itibaren ‘Tek bir kamu görevlisini hiçbir koşulda yargılamayacağız’ tavrını sürdürdüler. Suç duyurusu dilekçelerimiz işleme girer girmez ‘Hayır’ yanıtını alıyor.”

“Fakat önümüzdeki süreçte, şu an hala işlemde olan suç duyurularımızdan zayıf da olsa bir şey çıkma ihtimali var. Ayrıca davanın kararı verilse dahi, hala firari olan sanıklar arasında İlhami Balı gibi direkt katliamı örgütlemekle suçlanan sanıklar var.”

“Firari sanıklar üzerinden bir dosya ayırma kararı verilecek ve o sanıklar üzerinden yargılama devam edecek. Orada taleplerimizi dile getireceğiz. Elbette mahkeme karar verse dahi eksik bulduğumuz hususlarda karar itiraz edeceğiz. Bunlar bizim son sözlerimiz değil.”

‘Soruşturma süreci sakat başlamıştı”

10 Ekim 2015’de saldırının gerçekleşmesinin ardından yaklaşık bir yıl sonra dava görülmeye başladı.

Avukat Hocaoğulları, avukatların bir yıl süren soruşturma ve delil toplama sürecine dahil edilmediğini anlatıyor:

“Hem ailelerden hem de avukatlardan gizlenen bir soruşturma süreciydi. Arka plan siyasi sorumlularının ve bu sürecin gerçekleşmesine neden olan kamu görevlilerinin de açığa çıkması zorunlu olan bir katliamdı, yoksa gerçek anlamda bir adalet sağlanamazdı.”

“Katliamın gerçekleşmesine neden olan, en hafifinden ihmali olan polislerin yürüttüğü bir soruşturmanın sağlıklı olacağını söylemek mümkün değil. Biz Ankara Emniyeti’nin bu sürecin içinde olduğunu düşünüyoruz ama farz edelim ki değil.”

“Farz edelim ki kendi ihmalleri nedeniyle bu katliam gerçekleşti. Ama bu soruşturmayı onlar yürüttüler, onlar delil topladılar, onlar Antep Emniyeti ile iletişime geçtiler ve biz de bu sürece müdahil olamadık.”

“Katillerin yargılanması inancıyla, acımı içime gömüyorum”

Saldırıda oğlu Korkmaz Tedik’i kaybeden Zöhre Tedik, o gün miting alanına tüm ailesiyle beraber gittiğini anlatıyor.

Oğlunun patlamadan kısa bir süre önce yanlarından ayrıldığını ve patlamanın gerçekleştiği yöne doğru ilerlediğini söyleyen Tedik, geri kalan aile üyelerinin metrelerle sağ kaldığını anlatıyor.

Patlama anını sayısız kez aklından geçirdiğini söylüyor ve ‘Keşke oğlumun kolundan tutup o yöne gitmesine engel olsaydım” diyor.

Tedik’in pişmanlığı, bundan öteye gitmiyor. Barış için orada olduklarını söylüyor ve “Keşke o miting gerçekleşseydi” diyor:

“Ben Antalya’dan, oğlum Denizli’den, ablası da Ankara’dan gelip mitingde buluştuk. Birbirimizi bulduk, sarıldık. Biraz ilerde arkadaşları Korkmaz’ı çağırdı. ‘Anne siz burada bekleyin, ben geliyorum’ dedi. Korkmaz’ın gitmesinden daha beş dakika bile olmadan bombalar patlamaya başladı.”

“Oğlum keşke bu mitinge gelmeseydi değil, keşke bu miting olsaydı diyorum. Savaş dursun, barış hemen olsun gençler, askerler ölmesin diyeydi bu miting. Aslında onlar için de biz bu mücadeleyi verdik.”

Tedik, “Katillerin yargılanması inancıyla acımı içime gömüyorum” diyor, ancak 10 Ekim davasına kamuoyunun ilgisinin giderek azaldığını söylüyor:

“Savaşa ilgi var ama barış için ölenler insanların dikkatini çekmiyor. O gün orada barış için toplanan yüz binlerce kişi, bugün 10 Ekim davasında yok.”

Tedik, davada bir karara varılsa dahi 10 Ekim saldırısını unutturmamak ve saldırının arkasındaki tüm isimlerin bir gün yargılanması için mücadelelerini sürdüreceklerini söylüyor. Fundanur Öztürk/BBC Türkçe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × four =