Annan’ın Kıbrıs Raporu yayınlandı

Raporda önemli konulara değinilirken “Kıbrıs Türk Liderliği ve Türkiye’nin Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla, ‘Kıbrıs Sorununun Kapsamlı Çözümü’ (Annan Planı) çerçevesinde görüşmelerin yeniden başlatılması çağrılarını yinelediği” vurgulanıyor. Raporda, planla ilgili referanduma atıfta bulunularak bunun Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edildiği ancak Kıbrıslı Rumların planı reddettiği anımsatılıyor.


Annan, raporunda, Kuzey’de Nisan ayında gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Mehmet Ali Talat’ın tartışmasız lider olduğunu ortaya koyduğunu belirterek seçim sonuçlarının, Kıbrıs Türkü’nün Kıbrıs konusunda barışçı taahhüdünü sürdürdüğünü gösterdiğini vurguladı.


AB üyeliğinin Kıbrıs’a yararlarının ortada bulunduğunu ifade eden Annan, ancak üyeliğin mal-mülk konusunda yeni davaların ve uyuşmazlık cephelerinin açılmasına neden olduğunu kaydetti.


Raporda konuyla ilgili şöyle denildi:”Mal-Mülk konusunda davaların artması bireysel ilişkiler ve uzlaşma süreci açısından çok büyük tehdit… Mal-mülk konusu çok hassas bir konu ve ancak kalıcı bir çözüm bunu kapatabilir”


“İLİŞKİLERİN GELİŞMESİ İÇİN İŞARET KÜÇÜK…”


Annan raporunda, referandum sonrası durağan bir dönem yaşandığını belirterek, iki taraf arasındaki ilişkilerin gelişmesi için işaretin “küçük” olduğunu belirtti. Raporda, iki taraftan siyasi partilerin Slovak Büyükelçiliği organizasyonunda aylık toplantılar yaptıkları kaydedilerek, CTP, AKEL ve DİSİ liderlerinin ayrı toplantılarda bir araya geldikleri ancak bu görüşmelerden kalıcı bir anlaşmaya destek yönündeki genel açıklamalar haricinde bir ilerleme çıkmadığı belirtildi.


Ateşkes hattıyla ilgili durumun da yer aldığı raporda, buradaki durumun genelde sakin olduğu ancak bazı istisnalar bulunduğu kaydedilerek, bir Türk askerinin RMMO askeri tarafından hava tüfeğiyle vurularak yaralanması olayına yer verildi. Raporda, sınır bölgelerinde “küçük” denilebilecek bazı olaylar daha meydana geldiği kaydedildi ancak ayrıntı verilmedi. Annan raporunda bu “küçük” olayların sayısında da geçtiğimiz yıllara göre düşüş olduğunu belirtti.


Söz konusu “küçük” olayların genelde iki tarafın askeri güçlerinin çok yakın olduğu noktalarda meydana geldiği kaydedilen raporda, BM Barış Gücü’nün yakın noktalardaki bazı pozisyonlarda değişiklik yapılması ve karşılıklı olarak buraların boşaltılması önerisi getirdiği ancak bunun iki tarafça da reddedildiği kaydedildi.


 “TÜRK TARAFI UNFICYP’E KISITLAMALARI KALDIRDI”


Annan, raporunda, Kıbrıs Türk tarafının BM Barış Gücü’ne 2000 yılı Temmuz ayından bu yana uyguladığı kısıtlamaları kaldırdığını ifade ederek, bunun BM Barış Gücü’nün ara bölgedeki çalışmalarını kolaylaştırdığını kaydetti. Annan, ancak Akyar’daki askeri statükonun değişmediğini, buna ek olarak BM’nin, Maraş’taki statükonun devamından Türkiye Hükümeti’ni sorumlu tutmaya devam ettiğini söyledi.


MAYIN TEMİZLİĞİ


Raporunda Kıbrıs’taki mayın temizleme çalışmalarından da bahseden Annan, çalışmaların başlamasından bu yana 250 bin metrekare yerin tarandığını, ara bölgede RMMO’ya ait mayın tarlalarından 400 anti-personel, 900 de anti-tank mayınının temizlenerek imha edildiğini kaydetti. Annan, BM Barış Gücü’nün, Türk Askeri Güçleriyle mayınların temizlenmesi konusundaki görüşmelerinde ilerleme olduğunu ancak henüz tam anlaşmaya varılmadığını kaydetti.


7 MİLYON GEÇİŞ


Annan raporunda yer alan önemli bilgilerden biri de, kapılar açıldıktan sonra, 20 Mayıs 2005’e kadar olan sürede Kuzey ve Güney arasında 7 milyon geçiş yapılmış olması. Raporda, geçişler sırasında dikkate alınmayacak kadar küçük birkaç sorun haricinde problem yaşanmadığı kaydedildi. Raporda açık bulunan dört kapıya ek olarak Bostancı ve Uzun Yol olarak da bilinen Lokmacı kapılarının açılmasıyla ilgili bilgi de aktarıldı. Annan, söz konusu yeni kapılarla ilgili çeşitli güçlüklerle karşılaşıldığını, gecikmenin nedeninin bu sorunlar olduğunu, Bostancı kapısının yakında açılmasının beklendiğini ifade etti.


Ara bölge üzerinden ticaretin teknik ve siyasi konular yüzünden sınırlı kaldığı kaydedilen raporda, AB komisyonunun Kuzey için öngördüğü 259 milyon Euro’luk yardım paketinin, Kıbrıs Türk tarafınca Direk Ticaret Tüzüğüyle birlikte uygulamaya geçmesi halinde kabul edileceği ancak Güney’in buna karşı çıkması nedeniyle yardımın henüz gerçekleşmediği ifade edildi.


GÜZELYURTLU OLAYI


Annan raporunda, Güzelyurtlu cinayetine de değinilerek, iki taraf arasındaki resmi temasların yüksek derecede güvensizlik nedeniyle darbe aldığı vurgulandı. Raporda, cinayetle ilgili bilgi aktarılarak, zanlıların Kuzey’de tutuklandığı, delillerin ise Güney’de kaldığı, BM’nin iki taraf arasındaki tüm arabuluculuk çabalarına rağmen bir gelişme olmadığı ve zanlıların serbest bırakıldığı kaydedildi.


Bu olayın ateş hattı üzerinde meydana gelen uyuşturucu trafiği, yasa dışı göç, insan kaçakçılığı, kaçakçılık gibi vakaların arttığının bir göstergesi olduğu vurgulanan raporda, söz konusu vakaların iki tarafın işbirliği ve temaslarını artırmasını ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyduğu belirtildi. Raporda, tüm bunların, iki taraf arasında işbirliği yapılmaması halinde ne gibi sonuçlar ortaya çıkabileceğini de gösterdiğine işaret edildi.


Raporda, Rumların Güney’de bir Türk Okulu açılması için BM Barış Gücü’ne taahhütte bulunduğuna işaret edildi.


Annan raporunda, adada durumun sakin olduğunu ancak siyasi bir ilerleme olmaması nedeniyle Rumlar ve Türkler arasındaki güvensizliğin askeri açıdan bir tehdit algısına yol açtığını kaydederek, bu durumda BM Barış Gücü’nün adadaki varlığını devam ettirmesinin ateşkes ve kalıcı çözüm yönündeki çabaları cesaretlendirmek için gerekli olduğunu vurguladı.


Bu çerçevede BM Barış Gücü’nün görev süresinin altı ay daha uzatılmasını öneren Annan, Wlosowicz’e ve BM Barış Gücü Komutanı Tümgeneral Figoli’ye, UNFICYP’ın tüm personeline gösterdikleri çabalar ve fedakarlıktan dolayı teşekkür etti.  


İLGİLİ KÖŞE YAZISI: KIBRIS’TAN ATA ATUN / Annan’ın son raporu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.