Antik kentin dibinde mermer ocağı açacaklar!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Anadolu’nun en iyi korunmuş antik yollarından birine de ev sahipliği yapan Isparta’daki Adada antik kentinin dibinde yaklaşık 100 hektarlık mermer ocağı ruhsatı verilirken, projeyle ilgili ÇED süreci başlatılması tepki çekti…

Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Sağrak köyü sınırlarında bulunan Adada antik kentinin yanı başında özel bir firma tarafından açılmak istenen mermer ocağı için ÇED süreci başlatıldı. Roma imparatorluk çağına ait iyi korunmuş tapınak yapılarıyla dikkati çeken antik kente geçmişte ulaşımı sağlayan tarihi yol mermer ocağı ruhsatı verilen araziye yaklaşık 400 metre mesafede bulunuyor. Perge’den Yalvaç’a uzanan kültür rotası St. Paul Yolu’nun güzergâhı üzerinde yer alan Adada antik kentine, mermer ocağı için hazırlanan ÇED raporunda hiç değinilmemesi dikkat çekerken yöre halkı ise projeye tepkili. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuru yapan yöre köylüleri, mermer ocağıyla ilgili proje tanıtım dosyasının eksikliklerle dolu olduğuna dikkat çekerek ÇED sürecinin sonlandırılmasını talep etti.

Dağları, yaylaları ve ormanlarıyla ünlü Sütçüler, birkaç yıl öncesine kadar Isparta’nın doğası en iyi korunmuş ilçelerinin başında geliyordu. Pisidya’dan Roma’ya, Bizans’tan Osmanlı’ya binlerce yıllık kültür mirasına da ev sahipliği yapan ilçe, aynı zamanda Roma kentlerini birbirine bağlayan taş döşeli antik yolları da barındırıyor. Günümüze kadar korunabilen Roma döneminden kalma yollardan birisi de ilçeye başlı Sağrak köyü sınırlarında bulunan Adada antik kentinde yer alıyor.

DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS VAHŞİ MADENCİLİĞİN TEHDİDİ ALTINDA

Ancak yöre halkının yıllarca gözü gibi koruduğu doğal ve kültürel varlıklar son yıllarda bölgede birbiri ardında açılan mermer ocaklarının tehdidi altında. Sütçülerliler Dayanışma Platformu’nun verdiği bilgiye göre ilçe sınırlarındaki mermer ocağı ruhsatı sayısı Aralık 2019 itibari ile 328 adet. Her bir mermer ocağı için yaklaşık 100 hektarlık alanda ruhsat verildiği göz önüne alındığında oldukça büyük bir alan vahşi madenciliğin yağmasından etkileneceği ortaya çıkıyor. İlçe genelinde 70 civarında mermer ocağı faaliyetini yürütürken, birçok mermer ocağı da ÇED süreci aşamasında. Orman arazilerinin ortasında açılan mermer ocakları tarafından yağmalanıp verimli olmadığı için ya da usul hatalarından dolayı terk edilen alanlar ise görenlerin yüreğini burkuyor.

BÖLGENİN YAŞLI ARDIÇ ORMANLARI YOK OLUYOR

Mermer ocağı izni verilen alanların önemli bir kısmı ardıç ormanlarından oluşuyor. ÇED sürecinde kurum görüşü sorulan Isparta Orman Bölge Müdürlüğü ile Sütçüler Orman İşletme Şefliği ise mermer ocağı faaliyetinin “ormancılık faaliyetlerine bir zarar vermeyeceği” yönünde görüş bildiriyor. Yetkililere göre madencilik için tahsis edilen devlet ormanı vasfındaki araziler, bölge ormanlarının hacmiyle kıyaslandığında oldukça küçük bir bölümü oluşturuyor. Ancak bu savunma bölgenin yaşlı ardıç ormanlarının yasal izinlerle adım adım yok olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

ADADA ANTİK KENTİNİN DİBİNDE MERMER OCAĞI RUHSATI VERİLDİ

Sütçüler ilçesindeki ocaklarının sonuncusu ise Sağrak köyü sınırlarında bulunan Adada antik kentinin yanı başında açılmak isteniyor. Isparta Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, 12 Aralık’ta yaptığı duyuruda, Lilitaş Madencilik adlı özel bir şirket tarafından açılması planlanan mermer ocağı projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başladığını bildirdi. Yöre köylülerinin verdiği bilgiye göre açılmak istenen mermer ocağının ruhsat sahası, Adada antik kenti sınırlarındaki tarihi Roma yoluna yaklaşık 400 metre mesafede yer alıyor.

DEVLET ORMANI NİTELİĞİNDEKİ ARAZİDE 100 HEKTARLIK TAHSİS

Yaklaşık 100 hektarlık (99,97) alanı kapsayan mermer ocağı ruhsatının bulunduğu arazinin tamamının devlet ormanı niteliğinde olduğu belirtiliyor. Projeyle ilgili ÇED dosyasında yer verilen bilgilere göre ilk etapta ruhsat sahasının 24,45 hektarlık (250 dekar) kısmında çalışma yapılması planlanıyor. Buna göre yılda 810 bin ton blok mermer ve pasa üretimi yapılması hedefleniyor. Bu üretimin yaklaşık yüzde 10’luk kısmı mermer olarak değerlendirilirken, geri kalan yüzde 90’lık kısmı ise pasa, yani moloz olarak ayrılacak.

ÇED RAPORUNDA ÇEVREYE ETKİ YOK SAYILIYOR

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün de ilgili yönetmelik kapsamında değerlendirerek “uygun” bulduğu ÇED raporunda yer verilen bilgiler, Türkiye’deki madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin nasıl yok sayıldığını da gözler önüne seriyor. Mermer ocağı açılmak istenen alan, Sağrak ve Boğazköy yerleşimleri ile yakın çevresindeki tarım arazilerini etkileme mesafesindeyken ÇED raporunda, “Söz konusu proje alanında ve yakın çevresinde tarım arazisi bulunmamaktadır” ifadelerine yer veriliyor.

PROJE DOSYASINDA ANTİK KENTTEN HİÇ SÖZ EDİLMEMESİ TEPKİ ÇEKTİ

Isparta merkezli bir firma olan Denizler Çevre Mad. Müh. Müş. İnş. San. Tic. Ltd. tarafından hazırlanan ÇED raporunda flora ve fauna konusunda uzman biyolog görevlendirilmemesi dikkati çekerken her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan Adada antik kenti ve St. Paul Yoluna ise hiç değinilmiyor. ÇED raporunda yer verilen, “Faaliyet alanı içerisinde turizm alanı bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmalar sırasında turizm alanları ile herhangi bir etkileşim söz konusu olmayacaktır. Faaliyet alanı koruma statüsü olan alanlar içerisinde kalmamaktadır. Ayrıca Turistik öneme haiz şehirlerarası karayolu, demiryolu ile tur güzergâhlarıyla bağlantısı bulunmamaktadır” ifadeleri vatandaşların da tepkisini çekti.

KÖYLÜLERDEN BAKANLIĞA ‘ÇED SÜRECİNİ SONLANDIRIN’ TALEBİ

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ilgili birimlerine başvuru yapan yöre köylülerinin ÇED sürecinin durdurulmasını talep ettiği dilekçede, yılın her döneminde antik kenti de kapsayan rotanın yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak yeri olduğuna dikkat çekildi. Sağrak köyünde ziyaretçiler için konaklama hizmeti veren bir tesis bulunduğu vurgulanan dilekçede özetle şu görüşlere yer verildi: “Hazırlanan proje tanıtım dosyasında Adada antik kentinin ve Saint Paul Yolunun adı dahi geçmemekte ve mermer ocağının mevcut tarihi yapılarla ilişkisi konu edilmemektedir. Herhangi bir antik kentin ve yürüyüş rotasının yanı başında çalışan bir mermer ocağının, tarihi dokuya ne denli zarar verebileceğini kestirmek zor değildir. Kaldı ki kent, henüz tam anlamıyla gün yüzüne çıkarılabilmiş değildir, hâlen pek çok kısım kazı çalışmalarının devamını beklemektedir. Bu bağlamda körü körüne iş makineleri ile bölgenin tahrip edilmesinin cinayetten farkı yoktur.”

KÖYLÜLER SU SORUNU YAŞARKEN MERMER İÇİN GÜNDE 9 TON SU TALEBİ

 Proje Tanıtım Dosyasında mermer ocağı faaliyeti için kullanılması öngörülen günlük 9 ton suyun Sağrak köyünden temin edilmesinin planlandığına dikkat çekilen köylülerin dilekçesinde, “Sağrak köyü yer altı ve yerüstü su kaynakları bakımından oldukça fakir bir konumdadır. Köyde geçmişten günümüze su sıkıntısı ciddi sorun teşkil etmiş olup, hâlen daha etkili çözüm bulunmuş değildir. Yaz ve sonbahar aylarında köyde nüfus artışı ile beraber evlerde ve ortak kullanım alanlarında (cami, sosyal tesis vs.) su kesintisi yaşanmaktadır. Bölgeye açılması planlanan mermer maden ocağının ihtiyaç duyduğu suyu Sağrak köyünden temin etmesi yöre halkına mevcut su sıkıntısını çok daha ciddi boyutlara taşıyacaktır. Köylünün içme, tasarruf ve hayvancılıkta kullandığı bu kısıtlı ve kıymetli su tehlikeye girecektir. Bu bakımdan Sağrak köyü sakinlerinden yazılı onay alınmadan böyle bir beklentinin içine girmek ve sunulacak ÇED raporunda buna yer vermek uygun değildir” ifadelerine yer verildi.

TARIM ARAZİSİ YOK DENİLEN KÖYLÜLERİN TAPULU ARAZİLERİ VAR

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne sunulan Proje Tanıtım Dosyasında mermer ocağı açılması planlanan alanda tarım arazisi bulunmadığı yönündeki iddiaların da yalanlandığı yöre köylülerinin dilekçesinde, “Açılması planlanan mermer maden ocağının, haritada tarifli alan üzerinde hemen 400 metre batısında Sağrak köy halkının tapulu tarım arazileri bulunmaktadır. Buralarda ekseriyetle buğday hasadı yapılmaktadır. Söz konusu ocağın açılması hâlinde oluşacak çevre ve hava kirliliği bölgedeki tarımı olumsuz yöne etkileyecektir” denildi.

 ANADOLU’NUN İYİ KORUNMUŞ ANTİK YOLLARINDAN BİRİ

 Antik çağda Pisidya bölgesinde yer alan ve bugüne kadar iyi korunmuş kentlerden biri olan Adada, daha çok Roma İmparatorluk döneminden kalma yapı kalıntılarına ev sahipliği yapıyor. İmparatorlar ve tanrılar adına yapılmış tapınaklarla tiyatro, forum ve bazilika bu yapılardan bazıları. Yaklaşık 600 metrelik kısmı günümüze kadar ulaşabilen 2 metre genişliğindeki antik yol ise mermer ocağı ruhsatı verilen bölgeye en yakın arkeolojik kalıntılardan biri. Antalya’daki Perge ile Isparta’nın Yalvaç ilçesinde bulunan Pisidya Antiokheia kentlerini birbirine bağlayan tarihi Roma yolunun, aynı zamanda Hıristiyanlık inancının yayılmasını sağlayan en önemli Azizlerden biri olan Aziz Paul tarafından da kullanıldığına inanılıyor. Tarihi yol, halk arasında ‘Kral Yolu’ olarak da anılıyor.

Önceki haberAsgari Ücret-Azamî İkiyüzlülük
Sonraki haberYönetmen Tunç Başaran hayatını kaybetti
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.