Şarlatanlık

Şarlatanlık

0
PAYLAŞ

Biz şarlatanlık diyoruz. Fransızlar charlatanisme derler. İngilizler ve Almanlar da benzer şeyler söylüyorlar. Ben dil uzmanı değilim ama bence bu sözcük bize Fransızcadan geçmiş olmalı. Sözcük İtalyanca kaynaklı. Ciarlatano’dan geliyor belki de, yani Cerrato halkından. Ciarlare’den yani “gevezelik etmek”den de geliyor olabilir. Neyse, ben işin bu yanından anlamam. Şarlatanlar yani gezici hekimler alanlarda ya da fuarlarda diş çeker, ameliyat yapar, ilaç satarlarmış. Ben felsefe sözlüğüme “şarlatanlık” diye bir madde koymadım. Koymadım da iyi mi ettim? Bilmiyorum. Kimileri benim sözlüğümde felsefe dışına epeyce taştığımı söylüyorlar. Bana ters gelmez. Mıh gibi bir salt felsefe anlayışı bana ters gelir, böyle bir anlayış birçok şarlatanlığı kendinde pek güzel barındırıyor. Bunu hepimiz gördük ve yaşadık, görüyoruz ve yaşıyoruz da. Çakıl taşını koy kavanozun içine, salla salla felsefe olsun. Neyse dağıtmayalım, konumuz o değil. Konumuz giderek dünyada ve dolayısıyla ülkemizde büyük boyutlarda yaygınlaşmaya başlayan şarlatanlık. Konumuz o değil dedik ama, biraz da o. Bir toplumda ya da bir kıtada ya da bir dünyada şarlatanlığın ne durumda olduğunu anlamak için öncelikle felsefenin durumuna bakın. Felsefe size her şeyi açık açık anlatacaktır, size felsefe bilmeyen filozof tiplerinden söz açacaktır.

Petit Larousse şarlatanlığı halkın saflığını kötüye kullanma olarak tanımlıyor. Adam kandırma yani. Sahte filozoflar, sahte bilim adamları, sahte sanat adamları birer şarlatandan başka bir şey değillerdir. Littré “Şarlatanlık yapma alışkanlığı ya da sanatı” diye bir tanım getiriyor. Pekiyi, şarlatan kim? Littré şarlatanı “Sözleriyle insanları avlamaya çalışan” diye tanımlıyor. Robert’e göre de şarlatan “Verdiği sözlerle, büyük söylevlerle değer kazanmaya çalışan adam”dır. Bütün bu tanımlar bize bir olmayanı var gibi gösterme eğilimini duyuruyor. Bu tanımlardan giderek siz de benim gibi düpedüz bir şarlatanlar ortamında yaşıyor olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Şarlatanlar şimdi sağda solda ameliyat yapmanın ya da diş çekmenin ötesinde çok daha önemli işler çeviriyorlar. Gözlemlerimiz bize şunu gösteriyor: şarlatanlar iki çeşittir, diplomalı şarlatanlar ve diplomasız şarlatanlar.
Bu ülkede yalapşap dört yıllık bir eğitim gördünüz mü bir işin uzmanı olup çıkmışsınızdır. Hele bir de yalan yanlış bir yüksek lisans yaptıysanız siz tam anlamında uzmansınız, uzmanın uzmanısınız. Ondan sonra gözünüzü açacak, her şeyin eğrisini doğrusuna denk getirerek yolunuzda ilerleyeceksiniz. Bunun için derin bilgiye, sağlam görgüye, geniş deneylere gerek yoktur, bunun için gereken tek şey ilişkidir. İlişkinin anlamı çok geniştir. Bir takım süslü kadınların cinsel serüvenlerinin adı da ilişkidir. Kadın ekranda hiç çekinmeden, ne diye çekinsin, başlar anlatmaya: “İlk ilişkimde biraz acemiydim, sonra kendime geldim, ikincisinde üçüncüsünde gözümü açtım…” Gerçek ilişki, cinsellik ilişkisi de içinde, çıkar ilişkisidir. Neden mi cinsellik ilişkisi de içinde dedim. Şundan: bu genç kardeşimiz nedense her üç ilişkisinde de yağlı kapılarda dolaşmıştır, bir defa bile bir yoksula denk düşmemiştir yüreği, şaşılacak şey.

İlişkinin en güzeli kurulu düzenle kurulan ilişkidir. Böyle bir ilişki kurmayı başardıysanız artık sırtınız yere gelmez. Yağlı zeminde kayar gibi ilerlersiniz. Bilgi önemli değildir, eğer kurulu düzeni doğrudan ilgilendiren, kurulu düzeni ayakta tutacak bilgi değilse. Kurulu düzen için bazı bilgilerin hiç önemi yoktur. Felsefe bilen adamla felsefe bilmeyen adam arasında bir seçim yapmak gerekirse, kurulu düzen felsefe bilmeyen adamı yeğleyecektir. Çünkü çok felsefe ya da iyi felsefe kurulu düzene sorun çıkarır. Önemli olan felsefe yapmak değil felsefe yapar gibi yapmaktır. Aynı şeyi çeşitli bilimler için, özellikle insan bilimleri için de düşünebilirsiniz. Zaten pekçok alan için okul bilgisi yeterli değildir hatta gerekli değildir: hastalarla yüzyüze geldikçe, onların dertlerine çare bulmaya yöneldikçe bilginiz artacaktır. Hukukta da aynı kolaylık vardır, başka alanlarda da. Okul ne ki, insan yaşam deneyleriyle pişer.

Şarlatanlık diye başladın, Toraman, nereye geldin, sen şu son zamanlarda kafayı dağıtmış olmalısın, bu son anlattıklarının şarlatanlıkla ne ilgisi var diyeceksiniz. Bana sanki ilgisi varmış gibi geliyor. Derste saçmalayan bir felsefe uzmanının eski günlerin İtalya’sında bir halk alanında ilaç satıp diş çeken şarlatandan ne farkı var? Uluslararası ilişkilerden habersiz uluslararası ilişkiler yorumu yapan sözde uzman şarlatan değil midir? Kolay gelsin!

BİR CEVAP BIRAK