Aşk Şiir Yazdırır

Aşk Şiir Yazdırır

0
PAYLAŞ

Serdar Müteferrika Serhatlı  –Aşk, bana göre, ötekiyle barışma ve ona temelsiz bir güven duyma hâlidir.

Aşkın, bireyin kendi yalnızlığını ötekisinde gidermek ihtiyacından ortaya çıktığı söyleniyor; kim bilir, belki öyledir.

İnsanın evrendeki en köktenci sorunu tek başınalığı, yalnızlığıdır.

İnsan yalnızlığından kurtulmak için gider bir başkasına baltayı asar; o başkası ötekidir.

Öteki’nin özel hâliyse, âşıktır; korktuğu tek başınalığına mâşukasında çare arar.

Arar da bulur mu, işte bu bilinmez!

Jose Ortega y Gasset‘in insanı ele aldığı çalışmalarında okurun yüzüne bir tokat gibi çarpan bu sözleri unutması ne mümkün!

Yakın zamanlarda yayımlanmış ve şimdi elimizde bulunan romanesk bir kitap bize aşkı yeniden, Ortega felsefesine ait pencerelerden bakarak düşündürdü.

Türkçe edebiyatın ve kültür dünyasının önemli isimlerinin aşklarıyla ve âşıklarıyla buluşup yüzleşmesine dair bir romans kurgusu, bizi, elbette siz okurları da aşksız olunamayacağına dair ümitler vaat eden Cennet kapılarında dolaştıracaktır.

Sessiz sedasız eserlerini ortaya koyup mütevazı biçimde geriye çekilen edebiyatçıların bu alçak gönüllü hâllerine hayranım.

Bunlardan birisi, birkaç yıl içinde iki romanı yayımlanmış bir kalem ustası, Ülkü Burhan’dır.

Bayan Burhan’ın Zillet ve Kalbim Sana Emanet başlıklı eserleri ardından, Rıfat Ilgaz’ın kurduğu Çınar Yayınları eliyle basılmış son kitabı, ¨Kalsana Dedi Bana ~ Şiir Yazdıran Aşklar¨ biyografik bir araştırmaya dayanması nedeniyle ayrıca özel bir önemi hak ediyor.

Ülkü Burhan edebiyatçı kalemiyle, Türk edebiyatının ve kültür dünyasının 1940-60 arasında adından söz ettirmeyi başarmış ve bugün hayatta olmayan isimler üzerinde dolaştırmaktadır. Orhan Veli, Sabahattin Âli ve Nâzım Hikmet‘i hayatlarına girip çıkan kadınlar ve aşklarıyla eserinde anlatırken, beri yandan, ressam Mevhibe Meziyet Beyat’ı evlenip boşandığı eski eşleri ve âşıklarıyla bize tanıtıyor.

Burhan’ın romanlaştırdığı bu karakterler, bu dört kültür insanımız, kurguya göre 2016 yılının 27 Mayıs tarihinde tekrar dünyaya gelmiş gibi, daha evvel sıkça gittikleri mekânlara davet alırlar.

¨27 Mayıs akşamı saat 7’de Mösyö Lambo’nun yerinde seni bekliyor olacağız. Hangi yaşta olmak istiyorsan, o yaşını giyin gel…¨

Bu davetiye Mevhibe Hanıma gönderilmiştir, kalkar, süslenir püslenir, yıllardır gitmediği ama bir vakitler sıkça kadeh kaldırmışlığı olan İstanbul’un Nevizâde’sindeki Meyhane Lambo’ya gider. Onu ilk aşkı Edip Hakkı Köseoğlu, ardından ilk eşi İlhan Selçuk, sonra sinema oyuncusu ve komedyen olan ikinci kocası Öztürk Serengil, üçüncü eşi sinemacı Muhlis Hasa orada beklemektedir; yanlarında Mevhibe’nin hayranları, hatta belki gizli aşkları Oktay Akbal, Ayhan Demirel, Özdemir Asaf…

O buluşmada aşklarından bahsederler. Artık her şey açıkça konuşulsa bile kimsenin rahatsız olmayacağı bir zaman diliminde, yokluk hâlinde, fakat romancının muhayyelesindedirler. Sadece son eş, Muhlis Bey gizli bir rahatsızlık içindedir, ki bunu romancı Ülkü Hanım fark etmiştir; yazar: ¨…birisinin hayatında son olmanın bedeli vardı. Önceki sevdiklerinden daha yüksekte olmalıydı çıtan. Ona mazisini aratmamak için iki kat çırpınmak gerekirdi. Ve en kötüsü de o şüphe denen vebaydı. Kendinden öncekilerin daha çok sevilmiş olabilme şüphesi çoğu gece uykusuz kalmasına sebepti.¨

Hımmm… Mevhibe gibi bir kadını sevecek erkeklerin dikkatini çekmesi gereken satırlardır, bunlar…

Mevhibe yokluk âleminden ziyaret ve davet için geldiği meyhaneden âşıklarıyla vedalaşıp, çıkar gider; karanlıkta kaybolur.

Fakat tam da aynı saatler, aynı daveti romancıdan almış bulunan Orhan Veli, Karaköy’de bir vakitler müdavimi olduğu Hoşgör Köftecisine, kendisinin uydurup verdiği isimle Çat Çat adlı meyhaneye gidecektir. Mevhibe’ye romancının gönderdiği davetiyenin aynısı ona da ulaşır, fakat adresi farklıdır: Çat Çat…

Ölümü üzerinden onca yıl geçmesine rağmen, Çat Çat’ı kolayca bulur. Onu bekleyen âşıklarıyla sohbete oturur.

¨Olmaz ki, böyle de yatılmaz ki!¨ diye sitemkâr yazdığı dizeleriyle Türk edebiyatında erotik şiirin bir nümunesini veren Orhan Veli, bu şiiri Bella Eskanazi’ye armağan etmiştir; Bayan Bella oradadır. Sevdiği kadınlar, Bella’yı yalnız bırakmazlar, onlar da Çat Çat’a gelmiştir: Nahit Gelenvebi Fıratlı, Meziyet Bölükbaşı Hanım, Muzaffer Gençay gibi isimler… Kültür tarihimize ait bir entelektüel resmî geçit olsa, bu kadarı olur.

Ardından Sabahattin Âli sökün eder, Bulgaristan sınırında hâlen bugün kimin, hangi kirli ellerin yaptırdığı bilinmez kalmış cinayetin ardından ölüler âleminden kalkıp şu davetiye gereği yola düşer:

¨27 Mayıs akşamı saat 7’de Lebon’da seni bekliyor………..¨

Lebon, İstiklal Caddesi’nin meşhur pastanesi değil midir, evet öyledir. Lebon’da Sabahattin Beyi bekleyenler vardır, gider, buluşur. Eşi Aliye Hanım, ilk aşkı Melahat, seslendirme sanatçısı Nevin Akkaya, yine Nahit Gelenbevi Hanım, Ayşe Sıtkı Hanım ve nihayet Kürk Mantolu Madonna, yani Maria Puder…

Sabahattin Beyin bu aşklarını, sevdiceklerini tanımak için Ülkü Burhan’ın kaleminden epey şey öğrenip ve birazcık da ah ah çekip sonra Nâzım Hikmet’e geçeriz, ki büyük şairi bu kez romancımız Şair-i Âzam Abdülhak Hamid Tarhan’ın evinde aşklarıyla buluşturuyor.

Saymaya ne gerek var, bilmeyeni kaldı mı? Piraye, Galina, ilk eşi Nüzhet, âşığı Semiha Berksoy, tabii Suat Derviş, sonra Lena, sonra Münevver, Cahit Uçuk’u unutmayalım, en sonunda Vera; ah o Vera yok mu o Vera…

Kültür, sanat ve edebiyat dünyamızda dolaşmak isteyenler için âdeta başvuru kaynağı gibi görebilirsiniz bu derli toplu novella’yı…

Ne ki, yazarımızın, romancının bir başka derdi var, onu da anladınız mı işte okumanın hâzzına varırsınız: Aşk denilen tutkunun herkesin hayatında bir başkası için bir durak, bir istasyon olduğunu görmek imkânını veriyor, kitap. Bu durakta pek fazla oyalanmak da mümkün, çabuk tarafından vasıta değiştirip başka istikametlere gitmek de…

Ancak hepsi aynı yola çıkıyor, aşksız olunamıyor.

Aşk teşebbüs etmektir, teşebbüs eden tesadüf eder, hatta bazen bu tesadüfü iyi şeylere isabet eder.

 ____________

Kalsana Dedi Bana

Ülkü Burhan
Roman
Çınar Yayınları,
2017 Nisan
170 sayfa

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

thirteen − four =