Asker konuşursa…

Yıllardır tartışılır : “Asker konuşmalı mı?” diye.

Demokratik ülkelerde bu sorunun yanıtı yıllar belkı de asırlar önce verilmiş.

“Asker kendi mahfilinde, kışlasında, yani nizamiyenin içinde konuşur. Dışardaki konuşma sivil, seçilmiş sivillere yani siyasetcilere aittir.”

Tabii askerin konuştuğu en önemli alan savaş meydanlarıdır.

Bunu söylemek bile gereksiz sanırım…

Türk Silahlı Kuvvetleri batı normlarını benimsemiş, Nato çatısı altında batı blokuna uygun bir güç.

Nato’ya üye ülkelerin hemen hepsi demokrasiyi içine sindirmiş ülkeler.

Sindirmiş gibi görünenler de olabilir.

Avrupa Birliği genişledikten sonra Nato şemsiyesi altına hangi ülkelerin gireceği belli olmuyor.

Ama genel yapısı itibariyle demokrat ülkelerin orduları Nato çatısı altında.

TSK ise Nato içinde övünülecek düzeyde.

TSK her açıdan kendisini kanıtlamış bir kurum üstelik.

Bir tek eksiği İttihat ve Tarakki geleneğinin değil ama alışkanlığını sürdürmeye çalışması.

Yani sivillerin alanına, siyasetcinin sahasına inmesi.

Oysa asker ülke yönetiminde nerde durduğunu, nerede yer aldığını ve alacağını bilme zorunda.

Fikrini söylemeyecek mi?

Tabii ki söyleyecek.

Ülke yönetiminde söz sahibi olacağı tek yer meşru platform olan Milli Güvenlik Kurulu.

Bu kurulda istediğini söyleyebilir.

Ülkenin gidişatı hakkında her türlü yorumu, eleştiriyi yapabilir, önerilerde bulunabilir.

Amma…

Demokrat bir ülkenin ordu mensubu, komutanı, veya en üsttek Genel Kurmay Başkanı halkın arasına karışır siyaset yaparsa, politikacıların yürüttükleri stratejilere karşı görüş belirtirse, açıklama yapıp “Güneydoğu’daki terörün feodal yapıdan, aşiret reislerinden kaynaklandığını” söylerde tribünlerden sahaya inmiş olur.

Bu gerçek maalesef hala kendisini hissettiriyor.

Askerlerin, siyaset üstü güçlerinin devrede olduğunu ima eden tutum, davranış ve demeçleri sivil yönetimlerin önünü tıkamaya devam ediyor.

Tabii askere destek çıkanlar ayrı bir sorun.

Ben yıllardır askerlerin kural ihlali yapmalarına destek veren siyasi partilerin varlığını gördükçe kahroluyorum.

Üzülmenin ötesinde bir duygu bu.

Üstelik Atatürk’ün kurduğu parti, hala TSK’den medet umuyorsa, iktidarın bu yolla gitmesine zaman zaman yeşil ışık yakıyorsa, bu partiye seçim zamanı halk çoğunluğu neden oy versin?

Demokrasiden umudunu kaybetmemiş olan sağcısı solcusu, dincisi ateisti, laiki antilaiki, sosyal demokratı veya sosyalisti CHP’ye neden oy versin?

İktidarın demokratik kurallar dışında gitmesini arzu eden sözde ülkücü olan partileri bu halkın büyük çoğunluğu neden iktidara getirsin?

Neden?

Asker kendi yerine (tribüne) geçmedikçe, bir kısım siyasetci kuralına uygun maçı yöneten hakeme (halka) güvenmeyip tribündeki güce el işareti yapar ve “ Hep mağlup oluyorum, artık bu işi sen bitir” dedikçe demokrasinin, üstelik dört dörtlük tam demokrasinin gelmesini çok bekleriz.

Son söz: Askerin konuştuğu toprakta demokrasi yeşermez.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.