Avrupa medyasının odağındaki Türkiye

Alman Berliener Zeitung, raporu kaleme alan, Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’in; “birçok gözlemcinin beklediğinden daha eleştirel olacak” şeklindeki açıklamasını hatırlatarak şu uyarıyı yapıyor.


“Günter Verheugen kelimeleri dikkatli seçmek zorunda. Zira Türkiye’nin üyeliği ile ilgili aşırı hızlı bir süreç Avrupa Birliği’nin bölünmesi riskini getirebilir. Öte yandan ‘hayır’ denmesi de Türkiye’yi Avrupa’dan uzaklaştırabilir.”


Almanya’da, her ne kadar Başbakan Gerhard Schröder desteklese de, partisi Sosyal Demokratlar’ın içinde Türkiye’nin üyeliğine muhalefetin giderek arttığını, Fransa’nın da Türkiye’nin üyeliği konusunda referanduma hazırlandığını hatırlatan Berliener Zeitung sözü şöyle bağlamış.


“Avrupa’da Türkiye’ye karşı var olan yüzyıllık şüpheyi dağıtmak için, Türkiye ile müzakerelerin sürmesi beklenen 10-15 yıl çok da uzun bir süre değil.”


Verheugen’in “rapor sanılandan daha eleştirel olacak” açıklamasını değerlendiren bir başka Alman gazetesi de Die Welt.


Gazeteye göre Türkiye’nin bu açıklamadan kaygılanmasına gerek yok. Zira bu, kuralları belirli ve sürprizlere kapalı bir oyun sırasında yapılan, zamanlaması son derece doğru bir müdahale.


Die Welt’e göre, Verheugen’in açıklamasının adresi Türk hükümeti değil. Bunu Brüksel’deki siyasi taktik oyunlarının bir parçası olarak yorumlayan gazete, sonucun değişmeyeceği inancında. “


“Yani, sınırda daha sıkı kontrollerle karşılaşsa bile, Türkiye Avrupa biletini alacak Aralık Zirvesi’nde” diyor gazete.


Verheugen’in açıklamasına Avusturya gazetesi Der Standard’ın yanıtı ise; “yine ne var?” olmuş. Devamı ise şöyle.


“Verheugen ve meslektaşları artık lafı dolandırmamalı ve ne söyleyeceklerse onu söylemeli. O da şu olmalı, büyük sorunları da olsa, yıllar süren reformların ardından, Türkiye’nin lehine söylenecek şeyler daha ağır basıyor.”


Fransa’da, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın, Türkiye’nin üyeliğinin Fransa’da referanduma sunulması yönündeki taleplere destek çıkmasını işleyen Le Monde şu yorumu yapmış.


“Cumhurbaşkanı bu çıkışıyla, Türkiye sorununu, Avrupa Anayasası ile ilgili tartışmadan ayırmayı umuyordu.


“Chirac Türkiye’nin Avrupa’ya uygun olduğunu düşünse de, hem kendi partisi, hem de onun koalisyon ortağı Türkiye’nin üyeliğine karşı.


“Tabii, sosyal alışkanlıkları, Avrupa Birliği’nin demokrasi ve pazar ekonomisi konusundaki kriterlerini karşılamaya uyumlu hale gelene kadar.”


İngiltere’de Times gazetesi; “Türkiye’ye Avrupa Birliği üyeliği müzakerelerine başlaması için yeşil ışık yakıldı” başlığını kullanmış.


İlerleme raporunun Alman Bild gazetesine sızan içeriğini aktaran gazete şu satırlara yer vermiş.


“Çarşamba günü yayımlanacak rapor, Türkiye’nin üyeliğin önündeki ilk engeli başarıyla atladığını şu ifadeyle duyuracak; ‘Komisyon Türkiye’nin siyasi kriterleri başarıyla karşıladığını değerlendirmekte ve katılım müzakerelerinin başlatılmasını önermektedir’.


“Diplomatlara göre rapor, müzakerelerin ucunun açık olacağını vurgulayacak. Bunun nasıl yorumlanacağı konusunda ise Ankara ile Brüksel arasındaki söz düellosu devam ediyor.


“Günter Verheugen müzakerelerin başarısızlıkla da sonuçlanabileceğini söylerken, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, tam üyelik dışında bir şeyi kabul etmeyeceklerini açıkladı.”


Financial Times’ta ise, “Türkiye için karar anı” başlığını şu satırlar takip ediyor.


* Avrupa Birliği 40 yıldır Türkiye ile daha yakın bağlar kurma sözü veriyor. Artık karar anı geldi.


* Avrupa Birliği için, Türkiye konusunda ne kadar ciddi olduğunu gösterme zamanı. Sorun, Türkiye katılmalı mı katılmamalı mı değil, bu sürecin ne kadar zorlu olması gerektiği.


* Şimdi buna bir de sürecin kesintiye bile uğrayabileceği tartışması eklendi. Türkiye’nin üyelik sürecine girdiği 1999’da kabul edildi Avrupa Birliği tarafından.


* Türkiye’nin üyelik müzakerelerine başlamak için, demokrasi ve insan hakları alanındaki kriterleri başarıyla yerine getirdiği yönündeki bir karara karşı çıkabilecek bir grup da şu anda bulunmuyor Brüksel’de.


* Türkiye’nin üyeliğinden en çok kaygılanan Avusturya ve Kıbrıs gibi ülkeler de Aralık Zirvesi’nde veto kullanmaya niyetli değil.


* İngiltere, Almanya ve Fransa, müzakerelerin başlamasını desteklerken, diğer ülkeler de bu konuda, komisyonun önerisini temel alacaklarını açıklamış durumda.


* Ancak bir çok gözlemci, Türkiye’nin müzakerelere başlaması için gereken bir çok kriteri yerine getirmediği görüşünde. Türkiye’nin üyeliğine şüpheyle bakanların, ek şartlar getirilmesi ısrarı da buradan kaynaklanıyor.


* Komisyonun Türkiye’nin gerçekleştirdiği reformları değerlendiren raporuna göre, sistematik olmasa da, işkence ve kötü muamele vakaları görülmeye devam ediyor…


Financial Times işte tam da bu noktada, Avrupa Birliği’nin müzakerelerle ilgili yeni bir bakış açısının devreye girebileceğini belirtiyor.


Gazete bunu; “Müzakerelerin tamamlanabilmesi için, masada daha fazla taahhüt, uygulamada daha somut ilerleme” olarak tanımlıyor ve şöyle devam ediyor.


* Geçmişte müzakereler, Avrupa yasalarını hayata geçirmede daha somut adımlar yerine, daha çok masada verilen bu yöndeki taahhütlere odaklanıyordu. Artık bu değişebilir.


* Başka bir tamamlayıcı yaklaşım olarak da, müzakerelere gelecek yıl başlanması öncesinde, Türkiye’den biraz daha ilerleme kaydetmesi istenebilir.


* Tüm bu yöntemlerle, reformları sürdürmemesi durumunda, Türkiye’nin Avrupa yolunda ilerleyişinin sekteye uğrayabileceği vurgulanacak.


* Müzakerelere başlamak için yeni bir koşul öne sürülmesinin ise Ankara tarafından “hayır” olarak algılanacağı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da zayıflatacağı ortada.


Financial Times bu haberin hemen yanında, Türkiye’den yola çıkarak, daha geniş anlamda, Avrupa’nın genişleme sancısını ele alıyor.


Gazeteye göre Avrupa Birliği, Türkiye ile ilgili raporunda ortaya koyacağı; “değişimin sözü yetmez, değişimin kendisi aranır” yaklaşımı ile, genişlemeyi yavaşlatacağı mesajını da verecek. Financial Times şöyle devam ediyor.


* Avrupa Birliği’nin genişleme ile ilgili bu yeni tavrı, 2007’de katılacak Bulgaristan ve Romanya’nın ardından, genişlemeye 5 yıl ara verileceğini de ortaya koyacak.


* Bu 2007-2009 arasında birliğe katılmayı hedefleyen Hırvatistan’ı hayal kırıklığına uğratacaktır. Hırvatistan bu durumda, 2011-2013 arasını beklemek zorunda.


* Bu yeni yaklaşım, Türkiye ile muhtemelen gelecek yıl başlayacak müzakerelerin neden 10 yıl kadar sürmesinin beklendiğini de açıklıyor.


* Sorun şu; Avrupa Birliği 1994’te 12 üyeden oluşuyordu. Bugün ise sayı 25 ve bu iki dalganın ardından Avrupa Birliği’nin üzerine genişlemenin ağırlığı çökmüş durumda.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty + seventeen =