Avrupa’nın da Türkiye’den öğrenecekleri var

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkeler sıralamasında birinci.

İçişleri Bakanlığının Göç İdaresi Genel Müdürü Atilla Toros, Türkiye’de halihazırda kayıtlı Suriyeli göçmen sayısını 1 milyon 905 bin 985 olarak açıkladı. Gerçek rakkam, büyük olasılıkla çok daha yüksek.

2011 yılı Mart ayında başlayan ayaklanmadan bu yana 4 milyon Suriyeli ülkesini terketti. 7 milyon kişi, ülke içinde evlerinden uzaklaşmak zorunda bırakıldı. Çatışmanın sona erebileceğine dair hiç bir belirti olmadığı gözönünde tutulursa, Türkiye’ye gelen 2 milyondan fazla mültecinin evlerine dönüşü yakın gelecekte ihtimal dahilinde görünmüyor.

Avrupa’lıların, kapılarına gelip dayanan mülteci krizine gösterdiği içler acısı tepkiyle kıyaslandığında, bütün eksiklerine rağmen Türkiye’nin milyonlarca Suriyeliye insanca ve düzenli bir şekilde sığınak sağlaması takdirle karşılanmalı.

Halk da, genelde, mültecilere hayırsever ve misafirperver bir yaklaşım sergiledi. Ancak rakkamlar büyüdükçe, Suriyeli mültecilerin neden olduğu toplumsal ve ekonomik sorunların bu yaklaşımı değiştirmeye başladığı gözleniyor. Kısa süre önce 24 değişik ülkede yapılan bir Ipsos kamuoyu araştırması Türkiye’de araştırmaya katılanların yüzde 92’sinin yabancı sayısını fazla bulduğu ve mültecilerin ülkeyi olumsuz etkilediğine inandığını ortaya koydu.

Türkiye’nin mülteci barındırma kapasitesinin sonuna geldiğine işaret eden pek çok belirti var. Onlarca bin Suriyelinin en yakın Avrupa Birliği ülkesi Yunanistan’a gitmek umuduyla son günlerde İzmir’e akın etmesi de durumun artık sürdürülemez olduğunun bir başka işareti.

Ufacık Yunan adalarının, çoğu Türkiye’den giden günde bin kadar mülteciyle başetmekte zorlanması anlaşılır bir şey ancak Avrupa Birliği üyesi Yunanistan’ın, ölümü göze alarak kıyılarına varan bireylere gereken ciddiyet ve insani saygıyı göstermediği gerekçesiyle eleştirilmesi de haksız değil.

Avrupa Birliği, genelde, tutarlı, eşgüdümlü ve insancıl bir politika benimseyemedi. Almanya haricinde, Avrupa Birliği’nin Suriye mülteci krizine tepkisi, uluslararası yükümlülüklerinin gerektirdiği düzeyin altında kaldı. Sorunun, komşu ülkelerle sınırlı tutulup, bölgede çözülmesi politikası, geçerliliğini çoktan yitirdi. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin önerdiği yerleştirme ve insani kabul programlarını başlatmadığı sürece, kıyılarına daha çok tekne dolusu mülteci varacak.

Avrupa Birliği Türkiye’den insan kaçakçısı suç çeteleriyle daha etkili mücadele etmesini istiyor. Bu, son derece haklı ve yerinde bir talep. Türkiye, giderek artan sayıda mülteciyi sömüren, yaşamlarını tehlikeye atan insan kaçakçılarına engel olmak için daha ciddi çaba göstermeli. Ancak, eşi benzeri görülmemiş bir insani kriz, salt güvenlik meselesine indirgenemez. Avrupalı siyasetcilerin benimsediği populist ve kışkırtıcı üslup, zaten herşeyini kaybetmiş, korumaya muhtaç insanları daha fazla şeytanlaştırıyor, toplum içerisinde infial yaratıyor. Avrupa’nın sahip olmakla gururlandığı değer yargılarını zedelemekten başka işe de yaramıyor.

_________________________

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.