AVUSTRALYA’DAN… Göçmenlere ‘gen’ testi!

AVUSTRALYA’DAN… Göçmenlere ‘gen’ testi!

0
PAYLAŞ

Burada haftalardır, terör olgusunun göçmenlerin, özellikle de Müslüman göçmenlerin hayatını önemli ölçüde etkileyeceğini yazıyorum. Yazdıklarım yakın gelecekte sözkonusu olacak, bugünden görmekte zorluk çekilmeyecek  olgular.

Şimdi yazacağım şeyler ise biraz izafi. Farzedin ki bilim kurgu film izliyorsunuz.
Bakın çok da uzak olmayan bir gelecekte neler olacak:

Yıl 2009. Uçak mühendisi, sular seller gibi İngilizcesiyle amcanızın oğlu, Avustralya’ya gelmek için Ankara’da elçiliğe formlarını veriyor. Arkasından annesini, babasını, teyzesinin oğluyla onun askerlik arkadaşını istek yapmayacağına dair kağıt imzalıyor. İmzaladığı kağıtlar arasında, iki sene sonra Türkiye’ye gidip çocukluk aşkı komşu kızı Necla’yla evlenmeyeceğine dair “statutory declaration” da var.

İşlemleri bitince sağlık muayenesine gönderiyorlar. Oğlan, taş gibi tabi. “Dur daha bitmedi” diyor Ankara Numune’deki doktor. “Elçilik DNA testi de istiyor”. Yani, ilerde çıkabilecek hastalıkları tesbit ettirecekler. İlerde kanser olacak mısın, böbrek yetmezliği çekip Avustralya vergi mükelleflerinin başına bela olacak mısın, bilmek istiyorlar.

Daha önce gazetelere yansıdığı için biliyorum. Avustralyalılar, sağlık sigortası yaptırmadan önce, sigorta şirketlerinin kendileri üzerinde böyle bir test yapmasına karşı. Ama iş ülkeye kabul edilecek göçmenlere gelince iş değişiyor ve uygulamayı göçmenlere reva görüyor.
Gelecek ay, Sydney Royal North Shore Hospital, Centre for Genetics Education bölümü tarafından yayınlanacak kitapta tam da bu konu yer alacak. Dr Kristine Barlow-Stewart ve ekibi, 2003 yılında ülke çapında rasgele 5,000 kişiye, ülkeye kabul edilecek göçmenlere herhangi bir sağlık riski taşıyıp taşımadıklarını anlamak için hükümetin DNA testi yapmasını isteyip istemediklerini sormuş. 2000 kişi olumlu yanıt vermiş. “Yapılsın” diyenlerin yüzde 54’ü, aynı testin sigorta şirketi ya da patronu tarafından kendisine yapılmasına karşı olduğunu söylemiş.

Ülkeye göçmen alımına karşı olanlar, göçmenlere bu testin yapılması konusunda daha hevesli çıkmış; hatta testi, Avustralya’ya gelmek isteyenleri caydırabilmesi yönüyle çok olumlu bulmuş.

Göç İşleri Bakanlığı hali hazırda yılda 200 kişiye, Avustralya’daki ailelerini bulmalarına yardımcı olmak amacıyla DNA testi uyguluyor.

Bu testin uzak olmayan bir gelecekte Avustralya’ya gelmek isteyen bütün göçmenlere uygulanmaya başlayabileceğini söylesem, acaba bana inanır mısınız, yoksa “uçtuğumu” mu düşünürsünüz, merak ediyorum.

Bana dinazor demelerinden korkuyorum

Ben aslında neredeyse hiç bir konuda muhafazakar değilimdir. Yeniliğe, gelişmeye açığımdır.

Ama itiraf edeyim, bazı yenilik ve gelişmeler beni çileden çıkarıyor. Bunlara, “itirazım var arkadaş!” demeye de cesaret edemiyorum. Mesela yeğenim Nazlı’yı bir keresinde eleştireyim dedim. Yapıcı olmaya dikkat ettim, kızcağızı üzmeyeyim diye. Konu neydi hatırlamıyorum ama, ben lafımı bitirmeden “You are getting old, amca” deyip arkasını dönüp odadan çıktı. O bana ders oldu.

Şimdi yeni kuşakla konuşurken dikkat ediyorum. Geçenlerde bizim Nihat’ın kızı oziler gibi burnuna bir şey taktırmış. “Aaa ne güzel olmuş” dedim, kızgınlığımı belli etmeden. Bu sefer, Nihat’la karısı Ayşe ters ters baktı yüzüme. Kimseye yaranamıyoruz.

Daha önce bu köşede bahsetmiştim. Ben genel kültürümü Türkiye’deki  Kelebek Gazetesi’nden aldım. Çocukluğumda evimize o gazete alınırdı, ben de ilanlarına kadar okurdum. Bu nedenle o gün bu gündür meşhurlara ilgim hiç azalmadı. Ne yer, ne içerler, nerelere gider, ne giyerler.

Ve tabii ki, kimin eli, kimin cebinde!

Avustralya’da Türkiye gazetesi okuma imkanın pek yok. Magazin gıdamı, Türkiye gazeteleri tadı vermese de, Avustralya gazetele-rinden gidermeye çalışıyorum.  
Habere göre ünlü İngiliz futbolcu David Beckham’ın karısı, eski Spice Girl Victoria Beckham, hayatı boyunca hiç kitap okumamış. Hayranları için biyografisini imzalayan Victoria’nın en azından kendi kitabını okuduğunu düşünmeyin, onu da okumamış! Victoria, sadece moda dergilerini okuduğunu söylemiş. (Bence moda dergileri okunmaz, bakılır, ama neyse.)

Şimdi bu durumu yadırgadığımı söyleyeceğim, bana “dinazor” diyeceksiniz, biliyorum.
O nedenle bir şey söylemiyorum.

 


 

 

BİR CEVAP BIRAK