AVUSTRALYA’DAN Herkesin felaketi kendine

1999 Kocaeli depreminden birkaç gün sonra, tramda giderken, karşımda oturan yaşlı teyze ile sohbete daldık. Türk olduğumu ögrenince söz hemen korkunç depreme geldi tabii. “Depremde Türkiye’de 7 Yahudi öldü” deyiverdi. Binlerce ölünün arasından Yahudilerin tesbit edilip, sayısının Avustralya’ya bu kadar hızlı gelebilmesine çok şaşırdım.

Herhalde artık tecrübeli olduğumdan, geçenlerde Australian Jews News Gazetesi’nde Tayland’da tatildeyken tsunami kurbanı olan Yahudi karı-kocanın manşetten verilmesine şaşırmadım

Aslında aynı şeyi Avustralya’da biz de yaptık. 2002 yılında Bali bombalaması gerçekleştiğinde biz gazeteciler hemen Türk kurban arayışına girişti ve maalesef buldular da. Sydneyli iki kardeşin başına gelen acı olayları gazetelerden ya da SBS Radyosu programlarından hatırlarsınız.

Bu bir kural herhalde. Ölen, yüzlerce, binlerce kişi arasından kendi milletinden birilerini öne çikarmak. Bir yandan biraz tuhaf gelse de normal karşılamak gerek.

Herkes felaketlere kendi penceresinden bakıyor. Tıpkı Avustralyalı gayler gibi. Onlar da geçenlerde, kendi gazetelerinde Sri Lanka’da tsunami dalgalarının yuttuğu 43 eşcinseli manşet yapmadılar mı?

Halbuki Sri Lanka’da 30 bin kişi öldü.

***

ALP’ye kadın lider gerek… İşçi Partisi (ALP) içinde liderlik yarışı, Kevin Rudd’ın çekilmesiyle yeni bir aşamaya ulaştı. Rudd, şaşirtıcı dış politika ve tarih bilgisi ve zekasıyla, tanıyan herkesin saygısını kazanmış, gerçek bir devlet adamı. Liderlik yarışından çekilmesinde, kavgacı olmayan, mülayim yapısının da rolü olduğunu sanıyorum.

Rudd hakkında yazdığım bu satırlardan sonra ALP liderlik yarışında gönlümün Rudd’dan yana olduğunu sanmayın. Ben, kim olursa olsun, bu partinin liderinin, bir kadın olmasından yanayım.

Diğer aday Julia Gillard, politikadaki erkek egemenliğinin şimşeklerini hemen üzerine çekti bile. Gillard’a yöneltilen eleştirilerin başina tecrübesizliği filan değil, evli olmayan ve çocuksuz bir kadının Avustralya’ya başbakan olamayacağı tezi oturtuldu. Julia Gillard’ın bu teze verdiği karşilığı çok isabetliydi:

“Kimse, kimsenin hayat tecrübesini bir tüpe sokamaz. Bir erkek, kadın olmanın ne demek olduğunu anlayamaz. Çocuklu biri, çocuksuz olmanın ne demek olduğunu bilemez. Zengin biri, sosyal konutlarda büyümenin ne demek olduğunu anlayamaz. Çocuksuz politikacı olamaz ifadesine gelince: Birileri bunu NSW Başbakanı Bob Carr’a anlatsa iyi olur. Evli olmayan birinin politikacı olamayacağını şünen varsa, Güney Avustralya Başbakanı Mke Rann‘ı ikna etsin.

Julia Gillard, aslında son derece soğuk görünümlü bir kadın. İmaj çaginda, televizyon ekranından seçmene şirin rünmeme potansiyeli taşiyan birinin ALP’ye lider olması, bu parti ısından son derece riskli ise de; ben sırf kadın olduğu için Gillard’ın seçilmesini isterdim. Biliyorum şansı pek az. Ama ALP’de kadınların sesi daha çok çiksa, bu parti için daha iyi olur. Bakın yeni Zelanda’ya, 110 sandalyeli parlamentonun yüzde 40’ı kadın. Başbakan, kadın. Genel Vali, kadın. Kavgasız gürültüsüz yaşayıp gidiyorlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.