AVUSTRALYA’DAN Kültür elçisi

Yurtdışında yaşayan birinin, ailesinin esenliğini sağlamak dışında yapabileceği bir başka şey, karınca kararınca kültür elçisi olmaktır.

Bu elçilik, resmi toplantılara, ülkenizi temsilen katılmanızı gerektirmez. O işi diplomatlara bırakın.

Komşunuzla kuracağınız iyi ilişkiler, yaratacağınız sohbet ortamı da pekala; en anlamlısından kültür elçiliğidir.

Geçtiğimiz günlerde iki kişinin bu işlevi yerine gayet iyi getirdiklerine tanık oldum.

Birincisi Sydneyli Yusuf Nidai.

Güzel Sanatlar Akademisi’nin bu ağır işçisi ve arkadaşlarıyla, tesadüfen Queensland’da bir festivalde karşılaştık. Gösteriyi izleme olanağım oldu. Bir saatlik süre içinde Türk folklorünü öğreten bir “workshop” yaptılar. Yusuf’un tatlı dili, esprili anlatım tarzı eşliğinde gösterilen oyunlar, orada bulunanlara, her zaman tatlı bir tebessümle hatırlayacakları bir tecrübe kazandırdı. İşte buna, birinci sınıf kültür elçiliği denir.

Trafik kazasında yaşamını yitiren Recep Ali Resuloğlu ise, bu işi iyi yaptığı anlaşılan ikinci kişi.

Recep’ten önce, bir toplum üyemizin ölümü ardından, Avustralyalı dostlarının kendiliklerinden gazetelere gidip o kişinin meziyetlerini anlattıkları ve hakkında haber yaptırıldığı görülmüş bir şey mi bilmiyorum. Resuloğlu’nun ölümü ardından aynen bu oldu işte. Australian Friends of Turkey’in temsilcileri Dr. Susan Aykut ve Paul Kavanagh, İngilizce yerel bir gazete ile ilişki kurup, “Tribute to a leader” başlıklı bir haber yayınlat-tılar. Haberde, Dr Aykut’un Recep için, “While Recep Resuloğlu’s life has been cut short, he has left his mark on the local Turkish community in Melbourne and the broader Australian community” dediğini öğreniyoruz. Kavanagh ise, “He was very active in the community, working to bring the different cultures closer” demiş.

Kültür elçiliği, bu örneklerde olduğu gibi başkaları üzerinde silinmez etki bırakmak değil midir?

Profesyonel çocuklar

İşitme Özürlüler Olimpiyatı için Melbourne’a gelen olimpiyat kafilesine gösterilen ilgi dikkate değerdi. Bir taksici arkadaşım, şehir merkezinde takım oyuncularını görünce durduğunu, 4’ünü alarak istedikleri yere ücret almadan götürdüğünü anlattı. Denizliler Derneği, Moreland Türk Derneği ve Işık Koleji, olimpiyat kafilesine ortaklaşa yemek verdi. Çocuklar da oyunlarda iyi mücadele etti. Profesyonelliklerine diyecek yoktu. Sigarayı bile göstermeden içmeleri gerektiğinin bilincindeydiler! Türk takımı 2 altın 5 gümüş ve 3 bronz madalya kazandı.

Ama asıl yazmak istediğim başka.

100 ayrı ülkeden gelen işitme engelliler, birbiriyle nasıl anlaşır? Tercümana gerek duyar mı, yoksa işaret dili evrensel mi?

Her ülkenin işaret dili farklı. Ama dil işaretlere dayandığı için farklar İngilizce’yle, Türkçe arasındaki fark kadar değil. Havada ters “v” çizip kenarlarını aşağı indirdiğinizde bunun anlamı “ev”. Avustralyalı sağırlar, evi farklı parmaklarıyla çiziyor, Fransız ayrı. Ama şekil, aynı şekil.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.