AVUSTRALYA’DAN… Size önemli bir sorum var!

Polis, Vergi Dairesi, Karantina..

Size önemli bir sorum var! Bakalım benim düşündüğümü düşünecek misiniz?

Geçen hafta sonu Melbourne’da şehir merkezindeki Federation Square’de düzenlenen Türk Festivali’ne gittim. Doğrusu hiç zevk almadım. Bunda şaşıracak bir şey yok aslında, çünkü bu güne kadar yapılan ve katıldığım neredeyse hiç bir aktiviteden zevk almadım. Eşim, bu özelliğimi yaşlandığımın işareti sayıyor. Hiç bir şeyden hoşlanmayan huysuz yaşlılara benziyormuşum!

Ama burada yazmaya değer bulduğum bir şeyle karşılaştım. Türk Festivali’ne çadır kiralayıp, bilgi veren görevlileri, broşürleri vs’leri ile 3 Avustralya kurumu da katılmıştı.
Tamam. Türk Festivali’nde, Victoria Art Gallery, Melbourne Senfoni, ya da dünyada benzeri az bulunan State Library’nin katılmasını beklemiyordum. Ama niye Polis, Vergi Dairesi ve Karantina Müdürlüğü katılıyor diye de düşünmeden edemiyor insan.

Mesela, polisin katılma nedeni, Türk toplumunda suç oranının fazla olması, ve festival vesileyle milleti “terbiye” etme fırsatı doğması olmasın? Ya da ne bileyim, Vergi Dairesi’nin katılma nedeni, bizim toplumun vergi vermeyi sevmeyen bir toplum olduğu şeklinde bir kanaat olmasın?

Karantina, yani Türkiye’den havalanında deklare edilmeden içeri sokulmaya çalışılan tohum, sucuk, pastırmayı yakalamakla görevli kurum. Sakın onlar da bu sabıkamızı bildikleri için orada stand açmış olmasın!

İnsanın aklına olmadık senaryolar geliyor doğrusu!

Merakımı yenemedim, Karantina’daki görevlinin yanına sokuldum. Kibarca, Melbourne Türk toplumunun karantina sabıkasını sordum. “Ben bizzat gümrükten gizli saklı zeytin ağacı geçirmeye çalışan bir Türk’e şahit oldum” demesin mi! Bana söz verdi. Sabıka listemizi gönderecek. Gelince yayınlarım. 

Burada değinmeden geçemeyeceğim bir durum daha var.

Victoria Polisi’nde birkaç tane yakışıklı Türk çocuk var. Hangi toplantıya, hangi eğlenceye gitsem bu çocuklar orda! Görevli olarak orada bulunuyorlar. Adeta festival gülleri! Yahu yok mu bu gençlerin başka işi! Hırsız yakalamak filan gibi, sahici polisiye işler yani.

Bir okurum diyor ki..

Geçen hafta entegrasyonla ilgili yazdığım yazıya yanıt veren okurum şunları yazıyor: “İsmail kardeşim. Biz ailece Avustralya’ya entegre olduk. Nasıl mı? Anlatayım. Babam, hastalanıp yatağa düşmüş. Ablam, durumu annemden telefonda öğrenmiş, e mail gönderip babamın durumunu bildirdi bana. Telefon edip geçmiş olsun diledim. 4 gün sonra ağabeyim telefonla arayıp “baba hastalanmış galiba doğru mu” diye sordu. “Öyleymiş galiba” diye yanıtladım.  Yanlış anlamayın, birimiz Türkiye’de, diğerimiz Güğney Avustralya’da yaşıyor değiliz. Hepimiz Broadmeadows semtinde  oturuyoruz. Aramızda 5 km ya var, ya yok!”

KARA TAHTA
Avustralya Gizli Haberalma Örgütü (ASIO) ve Federal Polis, müslüman göçmenlere karşı adaletsiz bir tutum sergilemeyecek, onları hedef almayacakmış…

Biliyoruz.

O, Göç İşleri Bakanlığı’nın işi…


HAFTANIN KÖŞE YAZARI

Gerard Henderson, Sydney Morning Herald, 15 Kasım Salı

Fransa dersleri…

“France – no wisdom on migrants” başlıklı yazısında Henderson, Fransa’nın, etnik azınlıkların kültürüne saygı göstererek entegrasyon politikası güttüğünü, bu ülkede Avustralya gibi çokkültürlülük politikası uygulamadığını kaydediyor. Bazı yazar ve radyo yorumcularının Fransa olaylarına bakarak çokkültürlüğün iflasını ilan ettiğine dikkat çeken yazar, “Fransa’da yaşayan herkesin Fransiz gibi yaşaması beklenir. Oysa Avustralya’da böyle bir uygulama yok. Avustralya’da uygulanan çokkültürlülük politikası gayet iyi yürüyor. Fransanın sorunu, çokkültürlülük politikasına sahip olmamasından kaynaklanıyor” diyor.

RAKAMLARIN DİLİ

Avustralya’da gönüllü işlere
Zaman ayıran yetişkinlerin oranı: %41

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.