AVUSTURYA’DAN… Vitrin süsü ve ayrımcılık

28 Eylül tarihinde Avusturya’da genel seçimler yapılmıştı. Seçimlerin galibi aşırı sağcılar olurken, koalisyon ortağı olan partiler  oy kaybetmişlerdi. Avusturya Cumhurbaşkanı Dr. Heinz Fischer hükümeti kurması için seçimde en yüksek oy alan Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) genel başkanına görev verdi. Seçimden bu yana bir ay geçmesine rağmen koalisyon görüşmeleri ancak geçtiğimiz günlerde başlayabildi.  Görünüşe göre, tekrar bir Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) ile Avusturya Halk Partisi’nin (ÖVP) oluşturacağı yeni bir “Büyük Koalisyon” hükümeti kurulacağıdır.

Seçim konulu bir yazı yazmayı düşünmemiştim, zira gazetemizde bu konuda verilen haberler yeterli olduğu düşüncesindeyim.

Seçim yerine,  seçimde ufak bir ayrıntıyı yazmayı yeğledim. Okuyacağınız bu yazımı Avusturya’da yayımlanan Aktuel Haber gazetesinin Kasım sayısı için hazırlamıştım. Aktuel Haber için yazdığım yazıyı köşem için adapte etmeye çalıştım.  Yazımda bazı isimler verilmekte, bu isimler Avusturya’da yaşayanlar tarafından bilinip, tanınmaktadır.  Ancak Avusturya’da yaşamayanlar verilen isimlerin yabancısı olacaklar ve onları tanımayacaklardır. Adların çok fazla da önemi yok. Avusturya’yı tanımayan okuyucumdan ricam, verilen isimlerle ilgili açıklamalara dikkat etmeleridir.

Her seçimde Türk veya yabancı isimli adayların  aday listelerinde isimlerinin bulunmasını hep göstermelik olduğu biçiminde değerlendirmişimdir. Konumda işlemek istediğim bu ufak ayrıntı Türk kökenli adaylarının göstermelik aday olduklarına ait tespitimin kanıtlarından biri oldu. Burada Yeşiller Partisi’nin Alev Korun hanımın konumundaki istisnai durumu konumun dışında tutuyorum.

Partilerin listelerinde Türk isimlerinin de adının bulunmasının vitrin süsü veya göstermelik değerlendirmem Türk isimli adaylardan birisi olan Aziz Gülüm’ün almış olduğu tercihli oyla biraz daha kuvvetlendi. Vitrin süsü değil de, ciddi yaklaşım düşünülmesi halinde bakandan, yıllarca milletvekilliği yapmış ve hatta seçime giren bazı partilerin Avusturya genelinde almış olduğu toplam oydan fazla tercihli oy alan Aziz Gülüm’ün partisi mutlaka durumu değerlendirmesi gerekir. Aksi durum seçim listelerine Türk kökenli isimlerin konulmasının anlamı sadece ve sadece vitrin süsü ve oy avcılığı olarak kalacaktır.

Şimdi gelin isterseniz tercihli oy alanların oy oranlarına bir bakalım. Göçmen kökenli adayların almış olduğu  tercihli oyları Aziz Gülüm’ün almış olduğu oyla kıyaslama gereğini görmüyorum. Zira Gülüm’ün almış olduğu tercihli oy milletvekili seçilen ve seçilemeyen, ancak eyalet meclisinde milletvekili görevini yürüten hanımların almış olduğu tercihli oylardan bile üç beş kat daha fazladır. 

Sağlıklı bir karşılaştırma yapabilmek için tercihli oy alan siyasilerin oylarına bir bakalım. Uzun yıllardır federal mecliste görev yapan SPÖ milletvekili Petra Bayr 1857 oy almış, Aziz Gülüm için ise tam tamına 2299 tercihli oy kullanılmış.  Ben bu oya 3000 oy diyorum, zira bizim evden de en azından iki oy daha çıkardı. Aziz Gülüm tercihli oy için hiç bir çalışmasının olmadığını da belirtmekte fayda var. Ciddi bir tercihli oy çalışması yapılmış olsaydı, Aziz Gülüm için kullanılan oy oranı en az iki katına çıkabilirdi. 

Mag Ruth Becher 2.876 tercihli oy ile en fazla tercihli oy alanlardan birisi.  Gençliğinde tercihli oyla federal meclise giren, uzun yıllardır milletvekilliği, SPÖ klüp sözcülüğü yapan Josef Cap, Aziz Gülüm’den sadece 1253 oy daha fazla almış. Burada bir karşılaştırma yapmakta yarar var; Aziz Gülüm sadece bir bölge belediyesinde encümen azası, Josef Cap ise yıllardır parti içerisinde en önemli görevlerde bulunmuş bir milletvekili. 

Avusturya’nın en güçlü ve en büyük sendikalardan biri olan Gewerkschaft Öffentlicher Dienst (memur sendikası) başkanı ve gene bir kaç dönemdir milletvekili olan ÖVP’li Fritz Neugebauer eyalet çapında 751, Kuzey Viyana seçim bölgesinde ise sadece  861 tercihli oy almış. Şimdi  yılların milletvekili ve en güçlü sendika  başkanı olan Fritz Neugebauer’in almış olduğu tercihli oyu, Aziz Gülüm’ün oyuyla karşılaştırbilir miyiz? Ben hayır diyorum.
BZÖ’ nün parti başkanlığını yapmış, gene yıllardır federal mecliste milletvekili ve koalisyon hükümetlerinin birinde görev almış Peter Westenthaler eyalet seçim bölgesinde sadece 170, Aziz Gülüm’ün 3000 tercihli oy almış olduğu Viyana Batı ve Güney seçim bölgesinde ise sadece 1257 tercihli oy alabilmiş. Burada BZÖ’nün oy oranını üç kat artırdığını da belirtmekte fayda görüyorum.   Burada bir karşılaştırma yapmak doğru olur mu dersiniz? Cevabı siz verin.

Gene başka bir partinin kıdemli bir milletvekiline bakalım. Yeşiller Partisi’nden Karl Öllinger üç dönemdir federal mecliste milletvekili ve Yeşiller Partisi’nin sosyal politika sözcüsüdür. Karl Öllinger’in almış olduğu tercihli oy eyalet bazında 1045, gene Aziz Gülüm’ün aday olduğu seçim bölgesinde  1301 tercihli oy olmuş. Burada Karl Öllinger’in özellikle  tercihli oy çalışması yapmış olduğunu belirtmek isterim. Zira Karl Öllinger’in listedeki yeri garanti olmayan bir yerdi.

Liberales Forum başkanı  Dr. Heide Schmidt Viyana eyaletinde  1259  ve seçim bölgesinde almış olduğu  2674 oyların toplamı ile Aziz Gülüm’e bir üstünlük sağlamış.

Aziz Gülüm için verilmiş olan tercihli oylar yukarda belirtmiş olduğum şahısların tercihli oylarıyla kıyaslanabilirdi. Diğer binlerce adayın almış olduğu tercihli oy oranı kıyas yapmak için herhangi bir önem arzetmemektedir.

Sadece bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda politikacı Aziz Gülüm’den daha fazla tercihli oy almışlar. Bunlar politikacılar şunlardır: SPÖ parti başkanı ve başbakan adayı  Werner Faymann, 6236; Yeşiller Parti Başkanı Mag. Dr. Eva Glawischnig-Piesczek, 6817; yıllarca başbakanlık, dışişleri bakanlığı ve ÖVP parti başkanlığı yapmış Dr. Wolfgang Schüssel, 9879; Yeşiller Partisi eski başkanı  Prof. Dr. Alexander Van der Bellen, 8627; son hükümette aile ve kadın bakanlığı görevini yürütmüş olan Doris Buras 5961, bir de FPÖ başkanı Heinz-Christian Strache, 22.354.

Bu tercihli oyun düşündürdüğü olğu, göçmen kökenli adayları parti  listelerinde aday gösterenler tarihi bir karar almaları gerekmektedir. Ya hep böyle vitrin süsü, ya da seçilecek yerde aday göstermek. Eğer partiler bugüne kadarki tavırlarını terk etmezlerse, gelecek seçimlerde arzulanmayan oluşumların sorumlusu onlar olacaktır. 
Diğer taraftan onlarca yıldan buyana sürekli aday gösterip de, seçilecek bir yerde göçmenlerin bulunmaması, partilerin mecliste onaylayarak çıkarmış oldukları ayrımcılığa karşı yasalara da ters düşmekte. Meclisten ayrımcılığa karşı kanun çıkartanlar partiler yabancı kökenlileri  listelerinde seçilemeyecek yerlere koyarak ayrımcılığı kendileri yapmaktalar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.