AZİZ MARDİN!

Sedat Yıldırım SARICI – Mardin için; “Türkiye’deki en farklılaşmış nüfusa sahip illerinden biridir. İlde KürtlerHıristiyan SüryanilerSünni AraplarTürkler, Yezidiler ve Ermeniler yaşamaktadır” diye yazmışlar. Hürriyet gazetesinde ise “Mardin, kendine özgü yapılaşmasıyla sadece Güneydoğu Anadolu’nun değil ülkemizin de en ilgi çekici kentlerinden birisi. Mardin’de hiçbir evin gölgesi birbirinin üzerine düşmüyor” diye bir yorum da okumuştum. Mardinliler ve tanıkları bu kardeşlikten övgüyle sözederler. Haklarıdır.

Medeniyetlerin Mozaiği olarak da anılan Mardin M.Ö.4500’den başlayıp Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Araplar, Selçuklular, Artuklular ve Osmanlıları misafir etmiş. Bu kadim irfan, 8 çocuklu bir annenin çocuğu olan 2015 Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’a şunları söyletir: “Annem bir köy imamının kızıydı, Atatürk’ü taparcasına severdi. Atatürk’ün yaptığı devrimleri kendi hayatına getirdiği değişiklikleri gördü. Atatürk’ün fazla vurguladığı konu eğitim ve bilimdi, onu annem de anladı. O bakımdan bütün çocuklarına ‘okuyacaksınız’ dedi ve onun sayesinde hepimiz okuduk.” Meğer, Mardin’i Mardin yapan Mardinlilermiş…

İstanbul’un da hakkını yemeyelim. Aziz hocamız eklemiş: “1960’larda İstanbul Tıp Fakültesi’nde gördüğüm eğitimi Avrupa’nın en iyi fakültelerinde alamazdınız. Çok harika hocalarımız vardı, ben Amerika’ya hazırlanmış olarak geldim.” diyor.

İstanbul ve Mardin denilince, İstanbul doğumlu Arif Mardin’i anmadan olmaz. Kökleri Muhammed‘in torunu Hüseyin’e kadar gittiği iddia edilen, dünyanın en önde giden saygın müzik adamlarından Arif Mardin, yapım şirketi Atlantic Records’ta 40 yılı aşkın sürelik kariyeri boyunca 40 altın ve platin albüm ödülü kazanmış. Grammy ödülünü de 12 kez almış bir vatandaşımız. Bee GeesDiana RossAretha FranklinBarbra StreisandPhil Collins, Norah Jones yapımında ve müzik düzenlemelerinde emeği olan bazı isimler. Atlantic Records ise, 1950’li yıllarda Amerika’da hiç bir müzik şirketine kabul edilmeyen siyahiler için ilk plakları yapıp Ray Charles, Miles Davis, Rolling Stones, Led Zeppelin, Eric Clapton gibi isimler başta olmak üzere binlerce efsaneyi dünyaya kazandıran bir kurum. Yani siyahilere karşı ayrımcılığa ilk karşı duranlardanız.

Hayat böyle bir şey, binbir renk, binbir çiçek iç içe. Yani mozaik, mermer değil. Yani esmer veya siyah, ille de beyaz değil.

Mozaik denilince aklıma, dünyanın 8. harikası olarak kabul edilen Ayasofya müzesinin benzersiz mozaikleri geliyor. Anladığımdan değil, gündem, zorla aklıma getiriyor.

Mozaiklerde Rum’ların uzmanlığından Medine’deki dünyanın ikinci büyük camisi Mescid-i Nebevî  (Peygamber Mescidi) de yararlanmış. 698.000 kapasiteli, 10 minareli cami için peygamber efendimizin “Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram haricinde diğer mescitlerde kılınan namazlardan bin kat hayırlıdır.” diye hadisi de var.

Vedat Dalokay’ın yaptığı Faysal Camii

Dünyanın en büyük camisi ise Mekke’deki Mescid-i Haram’dır. Şu anda Kâbe, Mescid-i Haram ile birlikte 820.000 kişilik kapasitesiye sahipmiş.

Yıllık ziyaretçi sayısı Kabe ile eşit düzeyde olan İran‘ın Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbesi’ne, 700.000 kapasitesiyle dünyanın üçüncü büyük camisidir, diyebiliriz. Her yıl yaklaşık olarak 15 ile 20 milyon ziyaretçiyle İran’da turizmin merkezi kabul ediliyor.

Dünyanın en yüksek minaresine (265 m) sahip camisi ise, Djamaa el Djazair, yani Cezayir Ulu Camisi’dir. Çin Devlet İnşaat şirketi tarafından Alman mimarlar KSP Juergen Engel Architekten’in tasarımlarıyla yapılmış. 120.000 kapasiteli cami, 9 büyüklüğünde bir depreme dayanacak şekilde tasarlanmış ve yapı korozyona karşı özel olarak korunuyormuş.

Alman mimar ve mühendisler cami yapabilirler de Fransızlar geri durur mu? Fransız mimar Michel Pinseau Fas‘ın Kazablanka şehrinde 105.000 kapasiteli II. Hasan Camii’yi inşaa eder. Caminin minaresi, 210 metrelik uzunluğu ile dünyanın en uzun minarelerindendir. Ziyaret saatleri çok sınırlı ve tuvaletleri rezalet. Daha da önemlisi gelir dağılımdaki gaddarlık sebebiyle fakiri çok fakir bir ülkede yürek daralmasından doğal veya tarihi güzellikler içinizi sızlatıyor. Gittim, pişman oldum.

Biz güzel ve çağdaş örneklere dönelim. Mimarlığını Ankara’nın eski  belediye başkanlarından Vedat Dalokay’ın yaptığı Faysal Camii, (İslamabad – Pakistan) 74.000 kişi kapasiteyle oldukça modern çizgilerle bir uzay üssünü andırır. Lütfen ilk fırsatta birkaç fotoğrafına bakın. 1957 yılında Ankara için çizilen eser, bence eşsiz ve rakipsizdir.

Yapımından sonra kurulan tüm İslam devletlerinde cami mimarisine yenilikleriyle model olup, Anadolu camilerini de plan yönünden etkileyen Emevi Camii, Şam Ulu Cami olarak da bilinir. Son on yılda “namaz kılmayı düşlediğini” açıklayan siyasilerimizin adını bolca andığı camiyi, Romalılar kilise olarak yapmış, Emevilerin işgali sonrası 635 yılında yapıya eklemelerle camiye çevirmişler.

Mardin’de 6 cami, 6 medrese, camiye çevrilmemiş 7 kilise ve 8 manastır varmış (Vikipedi). Güzellik, inanca saygıda, yapılış amacına uygun yaşatmakta, kılıçla çevirmemekteymiş. Bu sebeble Mardin, Mardin’dir. Nice öncü yetiştirir.

Yukarıda saydıklarım gibi dünyanın dört bir yanında onbinlerce camii var ve kimisi Ayasofya’dan 100 kat büyüklükte. Bu günlerde camiye çevrilmesi tartışılan katedral, 15 yüzyıl boyunca ayakta durup, sanat tarihi ve mimarlık dünyasının baş eserleri arasında yer alıyor. Yapıldığı dönemden itibaren bin yıl boyunca dünyanın en büyük katedrali ünvanına sahip yapı, dünyanın en hızlı (5 yılda) inşa edilmiş katedraliymiş. Kubbesinin büyüklüğüyle başta Osmanlılar olmak üzere dünyanın dört tarafındaki usta mimarlara ilham kaynağı olmuş. Onbinlerce camiye bir tane daha ekleyeceğimize, böylesine muhteşem bir eseri, emeğe ve yaratanlarına saygı gereği, yaratılış amacıyla korumak fazilettir.

Komşumuz Suriye’de Hıristiyan nüfus %10’muş. Komşunun komşusu Lübnan’da %40. Komşunun diğer komşusu Ürdün’de, Hıristiyanlar 1950’de %30, bugün %6 imiş. Mısır’da halkın %10’u Hıristiyan, Azerbaycan’da %3. Türkiye’de ise Hıristiyanların oranı 1914’te %20 iken, bugün %1 bile değil.  Öyle ya, “%99’u Müslüman” söylemi her fırsatta beyan ediliyor.

O zaman ne oldu da, bütün dinlerin kucaklaşıp barış içinde bir arada yaşadığı, hoşgörünün erdem olarak kabullenildiği, dünyanın en büyük katedrali Ayasofya ve binlerce kilisenin inşaa edildiği bu koca coğrafyada Hıristiyan nüfus bu kadar azaldı?

Unutmayalım, kuleleri, kaleleri fethetmeye kaba kuvvet, gönülleri fethetmeye nezaket ve asalet gerek. Kaba kuvvet, leş yiyen sırtlanda da var. Nezaket ve asalet insana has.

Yunus’la bitirelim.

bir kez gönül yıktın ise / bu kıldığın namaz değil
yetmiş iki millet dahi / elin yüzün yumaz değil 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.