Başbakan Hopalıları neden cezalandırdı

Bir ay önce Hopa’ya gelen Bakan Yazıcı’ya ‘Çayımızı ve derelerimizi satanlar Hopa’ya gelemez’ diye tepki gösteren halkın Başbakan Erdoğan tarafından cezalandırıldığı iddiası, Hopa Raporuna da yansıdı.

Artvin’in Hopa ilçesinde 31 Mayıs’ta yaşanan ve emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüne neden olan olayların ardından TİHV, İHD, TTB ve KESK gibi kuruluşların temsilcilerinden oluşan heyetin ön incele raporu yayınlandı. Onlarca insanın yaralanması, 30 kişinin gözaltına alınması ve 12 kişinin tutuklanması ile sonuçlanan olayları incelemek ve rapor hazırlamak üzere Hopa’da çalışma yürüten altı kişilik heyetin hazırladığı raporda, olay günü HES’ler ve çay kotasına karşı tepkilerini dile getirmek isteyen Hopalıların eylemine izin verilmediği ve tepkilere tahammül edemeyen Başbakan’a bir kilometre bile yaklaşamadığı belirtildi. Raporda ayrıca olayların ardından hastane ve okul önlerine dahi gaz bombası atıldığı belirtilirken, ilçeye binlerce çevik kuvvet polisinin yığıldığı vurgulandı.

DAYAK, KORKU VE GÜVENSİZLİK PSİKOLOJİK SEMPTTOMLARA NEDEN OLDU

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Türk Tabipler Birliği (TTB) ve Kamu Emekçilleri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) temsilcilerinden oluşan altı kişilik heyetin, 6-7 Haziran tarihlerinde Hopa’da yaptığı görüşmeler, incelemeler tıbbi muayeneler sonucu hazırlanan Hopa Ön Raporu açıklandı. Adli tıp, fizik tedavi ve psikiyatri uzmanı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfının Başvuru Hekimi tarafından işkence ve kötü muameleye maruz kalan, gözaltında olanlar dâhil toplam 13 kişinin muayene edildiği belirtilen raporda, “Yaşları 20 ile 45 arasında değişen toplamda on erkek, üç kadın başvurunun olay üzerinden beş gün geçmesine rağmen yapılan muayenelerinde; kaba dayağa bağlı yumuşak doku lezyonları tespit edildi. Gazın kimyasal etkisine dair bulgular ve yakınmalar azalmış ya da geçmişti. Psikiyatrik değerlendirmede; 13 kişinin 6’sı herhangi bir yakınma belirtmemekle birlikte 6 kişinin yeni gelişen psikiyatrik semptomları mevcuttu. 1 kişinin olay öncesi var olan yakınmalarında artış olmuştu. 3 kişiye bu yakınmalar nedeniyle ilaç tedavisi başlanmış olup, 3 kişiye uzun süreli psikiyatrik destek alması önerildi. Gözlenen psikiyatrik semptom profiline bakıldığında başvuranların kaygı içerikli belirtilerinin ve uyku sorunlarının ön planda olduğu söylenebilir. Bu profil 31 Mayıs tarihinden itibaren Hopa’da sürmekte olan korku ve güvensizlik ortamı ile yakından ilişkilidir” ifadelerine yer verildi.

HALK, BAŞBAKAN’A BİR KİLOMETRE BİLE YAKLAŞAMADI

Olayların yaşandığı 31 Mayıs günü Hopa halkının HES’lere karşı tepkilerini göstermek, derelerine sahip çıkmak ve geçim kaynağı olan çay kota ve kontenjanlar hakkında tepkilerini dile getirmek için yaptıkları barışçıl ve demokratik eyleme izin verilmediğinin altı çizilen raporda, halkın, tepkilere tahammül edemeyen Başbakan Erdoğan’a bir kilometre bile yaklaşamadığı vurgulandı. İlçe kaymakamının ifadesine göre Hopa’ya çevre illerden 200 çevik kuvvet ve sivil polisin geldiği ancak halkın ifadesine göre bu rakamın binlerle ölçüldüğü belirtilen raporda, “Hopa dışından gelen polisin, özel güvenlik ve koruma görevlilerinin tavrı yetmişli, seksenli yıllarda yaşananları aşmıştır” denildi.

BAKAN YAZICI’YI HOPA’YA SOKMAYAN HALK CEZALANDIRILDI

Hopa’daki olağanüstülük ve gerilimin halen sürdüğünün belirtildiği raporda, Hopa halkı devlet hastanesi aciline ve çocuklarının okuduğu okul önüne dahi bombalar atıldığını, esnaf ise dükkanlarına gaz bombaları yağdığını, insanların sığınmadığı dükkanlara bile bombalar atıldığını belirtmiştir. Hopa halkı büyük bir haksızlık yapıldığını, Erdoğan’ın molotof atıldığına dair söylemlerinin yalan olduğunu, bunu gören bir tek kişinin ve herhangi bir kayıt bile olmadığını, bunun ötesinde ‘taş atıyor, molotof atıyor, eşkiya bunlar’ gibi söylemlerle tüm medya ve halkın gözünde Hopa halkını kötülemeye çalıştıklarını belirtmiştir. Bir ay önce Bakan Hayati Yazıcı’yı ilçelerine sokmayan Hopa halkı, deresine-çayına-emekçisine sahip çıktıkları için Erdoğan tarafından cezalandırılmıştır.

‘METİN LOKUMCU, KONTROLSÜZ GAZ BOMBASINDA ÖLDÜ’

Hopa halkı Kaymakamın söylediğinin aksine 15.000 olan nüfuslarının şu an 25.000 olduğunu, olaylar sırasında yaşananları ise polisin başlattığını belirtmiştir. Bu barışçıl tepkiyi göstermek için toplandıkları meydanda, horonlar edilirken bir anda gaz bombaları, havaya sıkılan silahlar, çevik kuvvetin ve özellikle de Başbakan’ın korumalarının saldırıları ile savaş alanına dönen meydanda son derece zalimce muamelelere maruz kaldıklarını belirtmiştir. Olaylarda son derece kontrolsüz kullanılan gaz bombası nedeniyle Metin Lokumcu ölmüştür. Başbakan tarafından başsağlığı dilenmemiş, hatta Metin Lokumcu’nun ismini bile ağzına almayarak halka ve merhumun ailesine karşı saygısızlık örneği göstermiştir. Bu anlamda Başbakanın Hopa halkına özür borcu vardır. Gazın ölüme neden olan kimyasal etkisi yanı sıra gaz bombasının fırlatılmasıyla gaz kanisterinin çarpma etkisi de birçok insanı yaralamıştır. 6 yaşında bir çocuğun üzerine gelen gaz kanisterinden çocuğu korumak için üzerine kapanan genç bir kadın kafasından yaralanmış, hastanelik olmuş, kafasına dikiş atılmıştır. Orta derecede zeka geriliği olan bir gencin dahi kelepçelenerek ve ağır derecede kaba dayağa maruz bırakılarak gözaltına alınması, hastane içine, okul önüne gaz bombası atılması bu halka reva görülmüştür” ifadelerine yer verildi.

AKP’NİN HALKIN GELECEĞİNİ ELİNDEN ALMASINA TÜM ÜKE KARŞI ÇIKMALI

Olayların ardından yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun evine taziye ziyaretinde bulunan inceleme heyeti, Hopa halkıyla ve yetkililerle yaptığı görüşmelerin ardından halkın taleplerini de rapora yansıttı. İnceleme heyeti, Hopalılar’ın, “bir an önce haksız yere tutuklanan arkadaşlarımız serbest bırakılmalıdır, Aranıyor şeklinde ismi geçenlerin tutuklanmaybacağına dair güvence verilmelidir, Sayısı binleri geçen çevik kuvvet mensupları bir an evvel geri çekilmelidir, Metin Lokumcu şahsında dava açılması ve tüm Hopa halkı tarafından bu davanın takipçisi olunmalıdır, AKP’nin doğayı katletmesine ve geleceklerini ellerinden almasına tüm Türkiye karşı çıkmalıdır” şeklindeki taleplerini de kamuoyuyla paylaştı.

BAKAN’A ‘ÇAYIMIZI, DERELERİMİZİ SATANLAR HOPA’YA GELEMEZ’ TEPKİSİ

Devlet bakan Hayati Yazıcı, 9 Mayıs’ta seçim çalışmaları için gittiği Hopa’da, vatandaşların ve Halkevi üyesi bir grubun tepkisiyle karşılaşmıştı. Bakan Yazıcıya, “Çayımızı ve derelerimizi satanlar Hopa’ya gelemez” sloganlarıyla tepki gösteren Hopalılar’ın bu çıkışının ardından Yazıcı ziyaretini yarıda kesere aday olduğu Rize’ye dönmek zorunda kalmıştı. Hopa Heyeti’nin raporuna da yansıyan bu olay, Başbakan Erdoğan’ın Hopalıları bu protestolarından dolayı cezalandırdığı yorumlarına neden oldu.

Önceki haberMega’dan büyük kilo var
Sonraki haberAda’nın “Mavi Işıkları”
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 − 11 =