Başkanlık Sistemi mi?

Peki, Başkanlık sistemi ve Parlamenter sistem konusunda halkımızın aydınlatılması gereği yok mudur ?


Başkanlık sistemi, yalnızca Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi ile açıklanamaz. Başkanlık sistemini Parlamenter sistemden ayıran temel özellik, yürütme organının biçimi ve rolü ile ilintili olup, Parlamenter sistemden farklı olarak, Başkanlık sisteminde yürütme organı ile yasama organı iç içe geçmemiş bulunmaktadır.


Başkanlık sistemi ve Parlamenter sistemi karşılaştırmak için ABD ve Türkiye’deki yürütme organının rolü ve biçimini kısaca karşılaştırmaya çalışalım.


Başkanlık sisteminin saf biçimi olan ABD’de Başkan, halk tarafından seçilmektedir. Elbette bu seçim, Başkan’ın doğrudan halk tarafından seçilmesi biçiminde değil, Başkan’ı seçecek delegelerin eyaletlerde doğrudan seçmen tarafından seçilmesi biçiminde gerçekleşmektedir. Halk  tarafından ve seçmen sayılarına göre eyaletlerde farklı sayılarda seçilmiş delegeler, Başkan’ı seçmektedirler. Halk tarafından doğrudan seçilmese de, delege seçiminde parti adaylarına oy verildiği ve parti delegelerinin bir Başkan adayı adına oy istediği düşünüldüğünde Başkan’ın dolaylı olarak halk tarafından seçildiği söylenebilir.


Başkanlık sisteminin ayırıcı özelliği, Başkan’ın ya da Devlet Başkanı’nın halk tarafından seçilmesi değildir. Devlet Başkanı’nın halk tarafından seçildiği, ancak Başkanlık sistemi olmayan örnekler de bulunmaktadır. Bunlar arasından birisini iyi biliyoruz : KKTC. KKTC’de Devlet Başkanı, doğrudan halk oyu ile iki turlu sisteme göre seçilmektedir. Ne var ki, KKTC’nin Başkanlık sistemi olmadığını biliyoruz.


Başkanlık sisteminin ayırt edici özelliği, yürütme organının konumudur. Başkanlık sisteminde yürütme organı, yasama organına karşı sorumlu değildir. Bu anlamda, halk tarafından seçilen Başkan, yürütme organının başıdır. Başkan’a güç sağlayan ise bakanların Başkan tarafından atanması ve değiştirilebilmesidir. Başkan’ın atadığı bakanların Kongre tarafından onaylanması ise sembolik bir süreç olarak değerlendirilebilir.


Başkan’ın yürütme organının başı olması ve bakanları ataması, yürütme organının yalnızca halka karşı sorumlu olmasını gerektirir. Bazı istisnai durumlarda Başkan’ın görevden alınabilmesi söz konusu olsa da, bu durumlar, nadir olarak gündeme gelebilecek zorunluluklardan kaynaklanmaktadır.


ABD’de Başkan ile birlikte Kongre ya da yasama organı da halk tarafından seçilmektedir. Kongre, Senato ve Temsilciler Meclisi olmak üzere iki kurumsal yapıya ayrılmış olup iki yasama organının kendi aralarındaki ve Başkan ile ilişkilerindeki ilişki, “kontrol ve denge (check and balance) sistemini ortaya çıkarmaktadır.


Senato, her eyaletten 2 üyenin seçimi ile oluşmakta olup 100 üyeye sahiptir ve üyeleri halk oyu ile seçilmektedir. 400’den fazla (435) üyesi olan Temsilciler Meclisi üyeleri de nüfus oranlarına göre halk tarafından seçilmektedirler. ABD’de iki partili sistem mevcut olup seçimlere çok sayıda parti katıldığı halde yasama organının her iki kurumunda da Demokratlar ve Cumhuriyetçi adaylar seçimleri kazanmaktadırlar. Bunun bazı istisnaları da olmuyor değildir. Bu istisnalar arasından sosyalist aday Bernard Sanders ve eski Cumhuriyetçi olan bağımsız senatör James Jeffords of Vernord’in seçilmeleri, geçmiş seçimlerde seçimi kazanmış iki parti dışındaki Kongre üyelerine örnek verilebilir (Bakınız; Gabriel A. Almond ve diğerleri, Comparative Politics Today, Pearson-Longman, New York, 2004, sy.765).


ABD’nin Başkanlık sistemi, Başkan’ın bir parti adayı olarak seçime katılması ve seçimi kazanan adayın yürütme organının başı olarak bakanları atamasına dayanır. Bu sistemde Başkan, yasama organına karşı sorumlu olmayıp “güvenoyu” ve “güvensizlik oyu” gibi mekanizmalardan da söz edilemez. Başkan ile birlikte seçilen Başkan Yardımcısı, Başkan öldüğünde, istifa ettiğinde  ya da görevden alınması durumunda Başkanlığı devralmaktadır. Başkan, 4 yıl için göreve gelmekte ve en fazla 2 kez üst üste seçilebilmekdir.


Türkiye’deki parlamenter sistem örneğinde (Cumhurbaşkanı’nın 1982 anayasası ile sahip olduğu sembolik olmanın ötesindeki yetkileri dışarıda tutulursa), Cumhurbaşkanı (devlet başkanı), sembolik yetkilere sahiptir. Yürütme organında Başbakan, Cumhurbaşkanı’ndan daha üstün konumdadır. Bakanlar, Başbakan’a karşı sorumludurlar. Ancak, Başbakan ve Bakanlar Kurulu, bütün olarak ve tek tek yasama organına karşı sorumludurlar. Başbakan ve Bakanlar, yasama organı olan TBMM’nin güvenoyu ile göreve gelerek meclis çoğunluğunun desteği ile koltuklarını muhafaza edebilmektedirler. TBMM, güvensizlik oyu ile tek tek bakanları ve bütün olarak Hükümeti görevden uzaklaştırabilmektedir. Bu durum, Hükümetin TBMM ya da yasama organına karşı sorumlu olmasını gerektirmektedir. Böylece, Başkanlık siteminden farklı olarak, parlamenter sistemlerde güvenoyu ve güvensizlik oyu mekanizması ile Hükümetin yasama organına karşı sorumluluğu bulunmaktadır.


Parlamenter sistemlerde Başkanlık sisteminden farklı olan diğer bir uygulama, seçmenin yalnızca parlamento üyelerini seçmesi, parlamentonun da güvenoyu mekanizması ile başbakan ve bakanlardan oluşan Hükümeti göreve getirmesidir. Başkanlık sisteminde ise Başbakan bulunmamakta, Hükümetin başı olan Başkan, halk oyu ile seçilmektedir.


Başkanlık ve Parlamenter sistemi farklı kılan bir başka özellik, Parlamenter sistemlerde “güçler ayrılığı” (separation of powers) ilkesinin tam olarak söz konusu olamayışıdır. Parlamenter sistemlerde Hükümetin yasama organına karşı sorumlu olması bir yana, Hükümet üyelerinin ve özellikle Başbakan’ın yasama organındaki çoğunluk partisi ya da partilerinin üyeleri olması, yasama ve yürütme organları arasında tam bir “güçler ayrılığı” ilkesinin bulunmadığını göstermektedir. Hükümet üyeleri, çoğunlukla yasama organı içinden seçilmekte ve aynı zamanda yasama faaliyetlerini yürütmektedirler. Böyle olunca, Türkiye örneğinde olduğu gibi, Bakanlar, aynı zamanda milletvekili olup hem yasa yapmakta, hem de aynı yasaları uygulayarak yasama ve yürütme işlevlerine beraber sahip olmaktadırlar. Bu durum, “güçler ayrılığı” ilkesi açısından Başkanlık sistemi ve Parlamenter sistemi farklılaştırmaktadır. Başkanlık sisteminde yasama organı üyeleri, aynı zamanda bakan olamadığı gibi, bakanlar da aynı zamanda yasama organı üyesi olamazlar ve bu durumlarda görevlerinin birisinden çekilmeleri gerekir.


Görüldüğü gibi, yasama ve yürütme organı ilişkilerinden tutun da güçler ayrılığı ilkesine ve seçimlere kadar bir dizi değişik uygulama, Başkanlık ve Parlamenter sistemleri birbirinden farklılaştırmaktadır. Bazı ülkelerde ise Başkanlık sistemine yakınlaşan Parlamenter modeller görülmekte, yürütme organının başında halk tarafından seçilmiş güçlü bir Cumhurbaşkanı ile parlamentoya karşı sorumlu güçlü bir Başbakan aynı zamanda bulunabilmektedir. Fransa, Finlandiya ve Romanya, bu karışık sistemlere örnek olarak verilebilir.


Türkiye’deki Başkanlık sistemi tartışmalarında bu önemli konuları ve sistem değişikliğinin getirirleri ile götürülerinin iyi hesaplanması gerekir. Üzerinde düşünülmeden acele verilebilecek kararlar, siyasal sistemde geri dönülmez tahribatlara neden olabilir.


_________________


* Yrd. Doç. Dr. Birol Ertan, Siyaset Bilimci

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.