Bana bir tohum getirin, dünyayı yerinden oynatayım!

Bana bir tohum getirin, dünyayı yerinden oynatayım!

0
PAYLAŞ

Başlıktaki bu sözler dahi fizikçi Albert Einstein’a ait gibi dursa da, gerçek sahibi, 79 yıllık ömrünü yerli tohumlar sayesinde Yukarı Köprüçay Havzası’nda bir dağ başında kimseye muhtaç olmadan geçiren Ispartalı Hasan Demir. 1993 yılında belgesellere konu olan yaşamını yitiren yöre halkının ‘Hasan Dayı’ olarak andığın Demir’in tohumla ilgili bu sözleri yıllar sonra Toroslar’ın batısındaki bir grup yerel tohum gönüllüsüne ilham kaynağı oldu. 28 Eylül’de Fethiye’de düzenlenecek olan yerel tohum takası şenliğinin sloganlarından biri de Hasan Dayı’nın “Bana bir tohum getirin, dünyayı yerinden oynatayım!” sözleri oldu.

Muğla’nın Fethiye ilçesinde sürdürülen “Yerel Tohum üretimi ve Takas Projesi” kapsamında ilçeye bağlı Yeşilüzümlü beldesi ile Nif Arpacık köyünde bilgilendirme toplantıları gerçekleştirildi. Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Fethiye Şubesi’nin öncülüğünde yürütülen ve üreticiyi küresel tohum kartellerinin kıskacından korumayı hedefleyen projeye, Fethiye ve Ölüdeniz belediyeleri ile yöredeki meslek odaları da destek veriyor.

YEREL TOHUMLARIN SATIŞI YASAK, TAKAS EDİLMESİ SERBEST

Projeyi yöre halkına anlatmak amacıyla Yeşilüzümlü beldesinde gerçekleştirilen toplantıda, projede görev alan uzmanlar ve gönüllülerin yanı sıra Yeşilüzümlü Belediye Başkanı Önder Genç ile muhtarlar da hazır bulundu. Toplantıda köylülere yerel tohumlar ve proje hakkında bilgiler veren Cumhuriyet Kadınları Derneği Fethiye Şube Başkanı Dr. Nalan Ünal, 2006 yılında çıkarılan Tohumculuk Kanununa göre üreticilerin yerel tohumları satmasının yasaklandığını belirterek, “bu tohumların herhangi bir şekilde satışı söz konusu olursa yasa uyarınca cezai yaptırım uygulanacaktır. Ancak üreticilerin yerel tohumları kendi ihtiyacı için kullanması ve takas yapması serbesttir. Bu amaçla düzenleyeceğimiz şenlikte yerel tohum getiren üreticiler ellerinde bulunmayan diğer tohumlarla takas edebilecekler” dedi.

‘ATALARIMIZA İHANET ETMEMEK İÇİN YERLİ TOHUM KORUNMALI’

Konuşmasında, hibrit tohumlara göre daha az su ve gübreye ihtiyaç duyan yerel tohumların önemine değinen Ünal, dünyada bir elin parmağını geçmeyen sayıda şirketin hibrit tohum, kimyasal gübre ve ilaç satışlarının büyük bir bölümünü elinde tuttuğunu belirterek, ” üreticilerin söz konusu tohum, gübre ve kimyasalları kullanması için gereken her şey yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak da binlerce yerli çeşit yok olmuş, tarımsal üretim gereğinden fazla suya ve kimyasallara bağımlı hale gelmiştir. Binlerce yıl her türlü doğa değişimlerine uyum sağlayarak bugüne ulaşan yerel tohumlarımıza sahip çıkmak ve yaşatmak zorundayız. Gıda güvenliğimizi sağlamak, ekonomik üretim yapmak, topraklarımızı ve suyumuzu korumak ve atalarımızın emanetine ihanet etmemek için bunu yapmak zorundayız. Böylece sağlıklı ve besin değeri yüksek ürünler yetiştirerek tüketiciler de korunmuş olacak. Üreticimiz pahalı tohum ve fide parasından kurtulacak, hastalık ve zararlılara dayanıklı yerel tohum ektiği için tarım ilaçlarına daha az para ödeyecektir” diye konuştu.

‘ŞİMDİ PARA BOL AMA AĞZIMIZIN TADI YOK!’

Yöre köylülerinin üretimle ilgili sorunlarının da gündeme geldiği toplantının ardından belde üreticilerinden Emine Arıcan’ın evine geçilerek çeşitli yerel tohumlardan örnekler alınarak kaydedildi. Projeyi destekleyen üreticilerden biri olan Emine Arıcan, yerel tohumlarla üretim yapmayı sürdürdüklerini belirterek, “kendi ihtiyacımızı karşılamak için her türlü sebzeyi yetiştiriyoruz. Burada sera üretimi yapmıyoruz. Projeye marul ve çeşitli acur tohumlarından verdim. Biz yerli tohumlarımızın geleceğe kalmasını istiyoruz. Çünkü bizim kendi tohumlarımız daha iyi. Satın aldığımız tohumlar ilk yıl meyve veriyor ama bundan tohum alıp ektiğimizde bir daha meyve vermiyor. Eskiden çoğu şeyler daha iyiydi. Şimdi para bol ama ağzımızın tadı, huzurumuz yok. Eskiden gübre yoktu, sadece göktaşı atıyorduk üzüm bağlarına. Şimdi bin türlü ilaç atılıyor ama yine de bağları zapt etmek zor. Hiçbir şeyin eski bereketi yok” diye konuştu.

TOHUM EKİLECEK TARLALARDA 2B BİLMECESİ

Yeşilüzümlü beldesinden sonra Nif Arpacık köyüne giden proje ekibi, köy okulunda bilgilendirme yaptı. Oldukça kalabalık bir katılımın gerçekleştiği toplantıda, Nif Arpacık köyünde yaşanan 2B arazileriyle ilgili sorunlar ve belirsizlikler de gündeme geldi. CKD Şube Başkanı Ünal, Ekim ayı içerisinde 2B konusunda ayrı bir toplantı organize ederek köylülerin sorunlarına çözüm yolları aramak için girişimlerde bulunacakları sözünü verdi.

Ispartalı Hasan Demir

ÜRETİCİ ADEM ARSAL: ‘YEREL TOHUM PROJESİNE UMUTLA BAKIYORUM’

Toplantı sonrasında proje kapsamında yerli tohumlarla ürünler yetiştiren Nif Arpacık köyü üreticilerinden Adem Arsal’ın bahçesi ziyaret edildi. Burada sorularımızı yanıtlayan 68 yaşındaki Arsal, yaklaşık 45 dönümlü arazisinde ağırlıklı olarak yerel tohumlarla üretim yaptığını söyledi. Şeker havucu, karpuz, mısır ve lahana yetiştirdiğini anlatan Arsal, “ben yerel tohum projesine umutla bakıyorum. Biz hibrit tohumlar istemiyoruz. Daha önce Brüksel lahanası ektim, masrafı çok fazla oldu. Kullanılan ilaçlarla baş edemiyoruz. Yerel tohumlarımızdan yetiştirdiğim pırasaların lezzeti ise başka hiçbir yerde yok. İki yıldır eski pembe domateslerimizden üretiyorum. Köyümüzün havası ve toprağından mıdır bilmem, ürünler çok lezzetli. Havuçlar havuç gibi kokuyor” dedi.

GENÇLİĞİN SIRRI: ‘KIPIRDAMAK VE TOPRAKLA UĞRAŞMAK’

Yerel tohumların önemini bilenlerin giderek arttığını ve talep sıkıntısı olmadığını anlatan Arsal, tüketicinin daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek üreticilere de yerel tohumlara yönelmeleri çağrısında bulundu. 68 yaşında olduğunu ve çevresindekilerin kendisine yaşını göstermediğini söylediklerini dile getiren Arsal, “bunun nedeni toprakla uğraşmak, kıpırdamak ve üretmek” diye konuştu.

BANA BİR TOHUM GETİRİN, DÜNYAYI YERİNDEN OYNATAYIM

Yöre köylüsüne umut veren proje kapsamında üretilen ürünler Fethiye’de kurulan Cuma pazarında dernek üyelerince satılıyor. Proje kapsamında 27-28 Eylül tarihlerinde bir de tohum takası şenliği gerçekleştirilecek. Şenliğin sloganlarından biri olarak seçilen “Bana bir tohum getirin, dünyayı yerinden oynatayım!” sözleri, gerçek bağımsızlık kaynağı olan yerel tohumların önemini dünden bugüne bağlıyor. 1914 yılında doğan ve yaşadığı yörede ‘Hasan Dayı’ olarak anılan Hasan Demir, askere giden gençlerden, gurbete giden köylülerine kadar tanıdığı herkesten gittikleri yerlerden kendisine bir tohum getirmelerini istemesiyle biliniyordu.

BİR CEVAP BIRAK

fifteen + nineteen =