Barış bir insan hakkıdır!

Barış bir insan hakkıdır!

0
PAYLAŞ

Hak ihlalleriyle ilgili endişenin görülmemiş boyutlarda artışının nedeni, terörizmle mücadele önlemlerine ek olarak, istihbarat kurumlarının bireylere yönelik izleme faaliyetlerindeki artış ve adalete erişimin zorlaşması.

Günümüzde, aralarında yerleşik demokrasilerin de bulunduğu bir çok ülke, ciddi güvenlik tehditleriyle karşı karşıya. Yeni ve artan tehlikeler karşısında temel hak ve özgürlükleri gözardı etme ve güvenlik bahanesiyle çiğneme eğilimi de giderek yaygınlaşıyor. Temel özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün zaten sınırlı olduğu liberal olmayan rejimler, ülke içinde ve bulundukları coğrafyada kaos yaşadıklarında baskıcı yanları iyice öne çıkmaya başlıyor.

Türkiye de bu ülkeler listesinde.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin ilanının 67. Yıldönümünde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, insan haklarının korunması ve ileri götürülmesinin , devlet politikalarının temel hedefleri arasında olduğunu bildirdi. Bu alanda önemli ilerlemeler kaydedildiğini ve gayretlerin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Aynı gün, Başbakan Ahmet Davutoğlu da 64. Hükümetin Eylem Planını açıkladı. Burada, Alevi ve Roman toplumlarına uygulanan ayrımcılığın giderilmesinden, kadınların konumunun iyileştirilmesine kadar bir dizi konuda adım atma vaadinde bulundu.

Türkiye, etnik ve dini hakların eşitliği konusunda epey geri kalmış bir ülke. Ahmet Davutoğlu’nun kadınlar, gençler, yaşlı ve emeklilerle ayırımcılığa uğrayan toplum kesimlerine yönelik adımlar konusundaki uzun konuşması, yasal düzenlemeleri de öngörüyor. Ancak bunların hiçbiri henüz somut bir reform planına karşılık gelmiyor.

Altı aydan kısa süre içinde 500’e yakın kişinin öldürüldüğü Türkiye’de yaşam hakkı ve can güvencesi, korunmaya en çok muhtaç olan hakların başında geliyor.

Nitekim, 10 Aralık’ta ülkenin dört bir yanında insan hakları savunucuları tarafından düzenlenen gösterilerde yaşam hakkı talebi, diğer bütün sloganların önüne geçti.

28 Kasım’da Diyarbakır’da öldürülen Baro Başkanı Tahir Elçi’nin fotoğraflarını taşıyan göstericiler, en acil taleplerinin barış olduğunu haykırdılar.

“Barışın sağlanamadığı koşullarda yaşam hakkı korunamıyor, yaşam hakkı olmayınca da diğer tüm haklardan söz etmek mümkün olmuyor,” dediler.

Yaşam hakkının ve can güvenliğinin olmadığı bir ortamda,varolan diğer haklar da kullanılamıyor. Eğer hükümet, insan haklarını koruma ve ilerletme konusunda samimi ise, bunun sözde değil pratikte de varolması konusunda ciddi ise, o zaman yakın tarihinin en şiddet dolu dönemini kapatacak ve barışı yeniden tesis edecek adımları en kısa zamanda atmak zorunda.

BİR CEVAP BIRAK