Barış… (I)

AKP hükümetinin geleceğe yönelik planlarını okumak kolay.
Stratejisini anlamak da zor değil.
Ortaya koyduğu plan ve projelerin, başta yeni anayasa olmak üzere, başkanlık sistemi girişimlerinin, seçim ve siyasi partiler yasasında yapacakları yeniliklerin ne anlama geldiğini bilmeyen yok.
Hatta barış için attıkları adımların da bilinmeyen yani ve yönü yok.
Tek bilinmeyen ve herkesin gözünü korkutan “Bu iktidar ilebet yönetimde kalırsa” sorusuna yanıt bulunamayışı.
Oysa bunun da yanıtı var:
Hiçbir iktidar sonsuza dek yönetimde kalamaz.
Kalamaz, çünkü demokrasilerde böyle bir örnek henüz yaşanmadı.
Ha, AKP yine iktidara gelir mi?
Eğer çok ters rüzgar almaz ise dördüncü kez, hem de yine çoğunlukla iktidara gelebilir.
Hele muhalefet partileri böylesine “basiretsiz”, böylesine “ tutarsız” ve böylesine “ projesiz” olurlar ve hiç bir değişim göstermezlerse, kimsenin AKP’yi suçlamasına gerek kalmaz.
Çünkü her seçimde halktan kopuk partiler, AKP’ye “altın tabak” içinde iktidarı sundular.
Ülkenin gerçeği bu, aksini söyleyen çıkabilir mi?
Bu ve buna benzer ülke gerçekleri ortada iken demokratik açılımı bir barış ile taçlandırmak isteyen AKP’nin, PKK elebaşısı APO ile yaptığı pazarlıkları her ne kadar “ devletin teröristlerle aynı masaya oturduğu filan yok” gerekçesine sığınıp izah etmesi zayıf bir savunma halidir.
Bunu görmemek mümkün değil.
Ama başta CHP olmak üzere, MHP ve diğer partilerin barışa karşı çıkarlarken, bu süreçte “hukuk” aramalarına ne demeli?
Hangi hukuk?
Önce buna yanıt bulmak gerek.
Oysa bazı “rutin dışı” işlerde dahi devletin geçmişte “hukuk” u dikkate almadığı, yasaları çiğnemek zorunda kaldığıı hafızalardan silinmiş değil.
Üstelik demokrasilerde, devlet ülkenin bekası, halkın huzuru, ve esenliği için rutin dışılık yanında modern çağın yeni metotlarını bile devreye sokabilir.
Misal : Amerika.
Dünyanın, her tarafında nerdeyse hukuka yaslanarak yaptığı hiçbir eylemine rastlayamazsınız.
Fransa’nın Cezayir meselesi…
İtalya’nın Korsika sorunu.
İspanya’nın Eta’sı…
Kuzey İrlanda’nın İra’sı…
Hemen hepsinde devletler-iktidarlar, hukuk dışı yollarla barışı getirmek için çaba sarf ettiler.
Barış için devlet, gerektiğinde teröristlerle aynı masa etrafında çözüm aradı.
Ama hiç biri “Ben pazarlık ettim” demedi.
Araya giren kurum, kuruluş ve kişilerle çözüm aradılar.
Çoğu da buldular.
İyi de ettiler.
Çünkü terörizm bir insanlık suçudur. İçi kan doludur. Gözyaşı doludur. Dert ve ıstırap doludur.
Oysa barış ; uğruna ne yapılırsa yapılsın, insan yaşamı için vazgeçilmez ve en yararlı bir alandır.
İnsanlığın nefes borusudur.
Kalbidir.
Geleceğidir.
Barışı bozmak kolay, geri getirmek zordur.
Ama imkansız değildir.
(devamı var)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.