“Basına saldırı”yı görmediler

“Basına saldırı”yı görmediler

0
PAYLAŞ

Türk subaylarının tutuklanması ve Odatv baskınıyla Soner yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Ayhan Bozkurt’un gözaltına alınmasından sonra Avusturya basınını daha bir dikkatle takip etmeye başladım. Avusturya basını bu tutuklamaları da mı görmeyecekti merakım.

Türk subayların tutuklanmasına gazeteler ciddi bir şekilde yer vermediler. Tarihsel nedenlerden dolayı Avrupalının Türk subaylarından pek hoşlanmamaları onlar hakkında haber yapmamalarının nedenidir diye düşünmek mümkün. Buna rağmen Avusturya’nın bir gazetesinin hakkını yememek lazımdır. Çetin Doğan’ın “görev yerime gidiyorum” diyerek Silivri’ye arkadaşlarının yanına gitmeyi, gazete biraz da kışkırtıcı bir şekilde “Türk generali teslim oldu” diyordu. Savaşlarda teslim alınamayan Türk subayı hakkında Avusturya gazetesi özellikle “Türk subayı teslim oldu” kelimelerini kullanıyordu.

Basın ve düşünce özgürlüğü, insan hakları gibi konular Avusturyalı kutsal değerler olmasına rağmen Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal sorumlularının, Mustafa Balbay, Ergun Poyraz gibi yazarların, Tuncay Özkan ver Doğu Perinçek gibi yazar ve siyasi parti liderlerinin ve diğer yurtseverlerin tutuklanmalarını görmezden gelmişti. Önemli gazetelerin Türkiye’de muhabir ve temsilcilerinin bulunmasına rağmen Avusturya basını onların tutuklanmasını ve yıllardır zulüm hanelerinde tutulmasını düşünce ve basın özgürlüğü penceresinden görmemişlerdi.

Onun yerine basın ve düşünce özgürlüğü, insan haklarını haklı olarak kutsayan Avusturyalılara Türkiye’de görev yapan gazeteciler kıyıda köşede kalmış insanlarla söyleşiler yapmış, onların düşüncelerini gazetelerine taşımıştı. Köy, kasaba, il demeden çeşitli yerlerde dolaşmış, oraların ne kadar da kalkınmış yöreler olduğunu allayıp pullayıp yakın zamanda okuyucularına sunmuşlardı. Bu yorum ve haberleri okurken acaba gazeteciler son günlerin moda sözcüğü ile belli çevrelerin beslemesi mi diye düşündüm.

Soner Yalçın ve onun değerli meslektaşlarının tutuklanmasından sonra Odatv’de bir haber dikkatimi çekmişti. Haberde “Associated Press haber ajansı, Odatv’ye düzenlenen polis operasyonunu dünyaya duyurdu” deniliyordu. Avrupalıların bir haber ajansı Soner’i Barışları ve Ayhan’ı dünyaya duyurduğuna göre, Avusturya basını kesinlikle kayıtsız kalamaz diye düşünmüştüm, yanılmışım.

Odatv’ye yapılan polis baskını ve Soner Yalçın, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan gibi gazetecilerin tutuklanması Avusturyalının basın özgürlüğü kategorisine girmedi. Onun için de iki satırlık haber bile olmadı.

Türkiye’de muhalif basının sesinin kısılması Avusturya’da ABD büyükelçisinin açıklamaları ile ancak yankı buldu. “Türk hükümeti ABD’nin içişlerine karışmasından hükümet rahatsız” başlıklı bir haberde, ABD büyükelçisinin “Anlamıyorum, bir tarafta basın özgürlüğü deniliyor, diğer tarafta gazeteciler hapislere atılıyorlar” sözlerine yer verildi. Die Presse Gazetesi’nin Jan Keetman imzalı haberde, ABD Büyükelçisi Franscis Joseph Ricciadone’nin sözlerinin nedeninin “Gözaltına alınan dört gazetecinin” olduğunu belirtirken, bu gazetecilerin kimler olduğuna dair bilgi vermediği de dikkat çekiyordu.

Die Presse Gazetesi Büyükelçi Franscis Joseph Ricciadone’nin sözlerine “Başbakan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in ‘Büyükelçi’nin ülkemizin içişlerine hiç bir şekilde karışmaya hakkının olmadığını’ dile getirdiğini” belirttikten sonra, Bülent Arınç’ın da “ABD Büyükelçisi’nin basının etkisinde kalarak, böyle bir açıklama yapmış olduğunu” okurlarına duyurdu.

Jan Keetman yazısında ABD Büyükelçisi Franscis Joseph Ricciadone’nin basınla yapmış olduğu görüşmede belirtmiş olduğu açıklamalara da yer verdi. Gazete, Büyükelçi Ricciadone’nin “Balyoz Davasını” kastederek ABD’nin “ sayıları 200’e varan subay tutuklamalarını da dikkatle izlediğini, tutuklamaların manipülasyon ağırlıklı belgelere dayandığını” yazıda belirtti. Gazete haberinde ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün de “Büyükelçi Ricciadone’nin sözlerinin arkasında oldukları” açıklamasına ayrıca yer verdi.

Die Presse’nin Jan Keetman imzalı haberinde, ABD Büyükelçisi Ricciadone’nin açıklamasını geçtiğimiz yıl sonbaharda Die Presse gazetesine Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Kadri Ecvet Tezcan’ın yapmış olduğu açıklamasına benzetildi. Bilindiği gibi Büyükelçi Tezcan Avusturya, Avusturyalıları ve hükümette görev yapan bakanlardan bazılarını isimlerini vererek eleştirmiş ve Avusturya’da şimşekleri üzerine çekmişti. Gazete haberini Büyükelçi Tezcan’ın açıklamasını Türk Dışişleri tarafından da “oyalama taktiği uygulayarak, büyükelçi başka ülkelerin içişlerine karışmamalıydı” tespiti ile bitirdi.

Avusturyalı basınının ABD Büyükelçisi Ricciadone’nin konuşmasına kadar Türk meslektaşlarının tutuklanmasını görmezden gelmeleri neyi kanıtlamış oldu dersiniz?

PAYLAŞ
Önceki makaleYalan dünya
Sonraki makaleSol yanımda yaram var

BİR CEVAP BIRAK

19 + 17 =