Bedel

Kıvrak zekasıyla her zaman beğenimi toplayan bir dostum, geçenlerde kritik bir soru ile karşıma çıktı. Merak edenleriniz olursa söyleyeyim. Kıvrak zekasını takdir ettiğim dostum, Lefkoşa’da marketçilik yapan İsmail beydir. Peki, İsmail beyin kritik sorusu neydi ? Hiç değiştirmeden aynen aktarıyorum:

“Hocam, gazetelerde ve televizyonlarda hiç çekinmeden ve korkmadan bazı kişileri ve kurumları sert biçimde yüreklice eleştiriyorsunuz. Özellikle eski Hükümet ortağı CTP, Cumhurbaşkanı Talat ve ekibine karşı çok açık eleştiriler getiriyor, KKTC’yi dobra dobra açık biçimde savunuyorsunuz. Bu cesaretin arkasında ne yatıyor? Güvendiğiniz birileri mi var?”

Sevgili dostum İsmail beye bir yanıt vermedim. Ancak, bu sorunun yanıtı çok önemlidir. Bu sorunun yanıtı, kişisel olarak Birol Ertan’ı aşan önemdedir. Bir duruş, doğru tavır ve beklenen iradeyi göstermekle ilgilidir. Bu duruş ve beklenen irade gösterisinin sonuçları da elbette olacaktır. Ben bu sonuçları, “Bedel” olarak görüyorum.

Doğruları söylemenin, dik durmanın, devletinden vazgeçmeye gönüllü bir koro karşısında KKTC’yi savunmanın bedeli mi olacak diye düşünmeyin. Elbette, KKTC’de bunun bedeli olur ve olmaya devam ediyor.

Ülkemizde olduğu gibi, dünyanın her yerinde emperyalist küreselci güçlerin maşaları, bazı tetikçiler, düşüncelerinizi beğenmeyen siyasi partilerin militanları, savunduğunuz düşüncelerden rahatsız olan çevreler, makamlar ya da kişiler olacaktır. Bu kişi ve kurumlar, düşüncelerinizin bedelini size ödetmek için boş durmayacaklardır. Birisi gazete köşesinde tetikçilik yapacaktır, ciddiye bile almazsınız. Diğeri çalıştığınız yerde sizi taciz edecektir ki, bu tacizci hakkında cinsel taciz iddiaları olabilir ve “takkesi düşmüş keli görünen” cüce bir kişilikle karşılaşabilirsiniz. Yabancı ülkeler adına ülkenizde faaliyette bulunan etki ajanları ya da gerçek ajanlar, sizinle ilgili detaylı bilgiler toplayıp ve daha da önemlisi bunları çarpıtıp ve yamultarak bazı kişilere servis edebilir. Bütün bunlara hazır olacaksınız.

Bedelini ödeyemeyeceğiniz işlere girmeyeceksiniz. Ünlü bir İngiliz atasözü vardır : “İpini cebinde taşıyanı bir kez asarlar, taşımayanı bin kez.” Doğruların yolunda yürüyecekseniz, biraz cesaret gerekiyor, ipinizi cebinizde taşıyacaksınız.

Bu süreçte ihanete uğramaya da hazır olacaksınız. En güvendiğiniz kişi ve makamlar sizi yapayalnız bırakabilir. Sırtlanların önüne atılan bir yem olabilirsiniz. Yılmadan mücadeleye devam edeceksiniz.

Bu savaşta şansınız, size düşman olanların kişiliksizlikleri, satılmışlıkları, korkaklıkları, ihanetleri ve inançsızlıklarıdır. Dik durduğunuzda karşınızda bir buz parçası gibi eriyeceklerdir. İşte bu noktada, düşünceleriniz nedeniyle size bedel ödetmeye çalışanlar, bu bedeli kendileri ödemeyi göze almalıdırlar.

Kritik bir soru sorarak bu yazıyı yazmama neden olan değerli dostum İsmail beyin soy ismini de söyleyeyim : “Bükülmez”. Bu mücadelede son kural, sevgili İsmail bey, “Bükülmeyeceksiniz”, kimsenin karşısında ezilmeyecek ve bükülmeyeceksiniz. Ayrıca, İsmail bey şunu da unutmasın ki, güvendiğiniz birileri değil, birisi olacak : Kendiniz.

___________________

* Doç. Dr. Birol Ertan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.