Bedri Rahmi Bursa’dan sesleniyor

Bedri Rahmi Bursa’dan sesleniyor

0
PAYLAŞ

Bursa Devlet Tiyatrosu, geçen yıldan bu yana, Bedri Rahmi’yi genç kuşaklara da tanıtmanın yanısıra, Bedri Rahmi’yi, Bursa ekseninden ve Bursa’dan seslendirerek, bir vefa örneğide göstermektedir.

“Karadutum”, hemen hemen herkesin sevdiği ve okuduğu, çoğumuzun da ezbere bildiği bir şiiridir. “Ressamın Yemini” de, onun kişiliğini, dünyaya bakışını, aydın sorumluluğunu yansıtır. “Tek Kişilik Yaşam” oyunuda bu şiiriyle başlamaktadır.

Trabzonlu delikanlı. Anadoluyu karış karış gezen bir sevdalı. O, Paris’de Anadolu’yu özleyen, çağdaşları ve eğitimi ile, Anadolu’yu harmanlayarak tarzını yaratmıştır. Çalkantılı bir dönemde yaşamıştır. Cumhuriyet sonrası, İkinci Dünya Harbi süreci. Çok partili sisteme geçis ve 27 Mayıs 1960 sonrası. Ne yazık ki onu, en olgun döneminde, 1975 de yitirdik.

Trabzon’da doğan bir bürokrat oğlu. Babası Kaymakam. Yurdu gezmeğe, görmeğe tayinlerle, çocukluğunda başlamış. Babası, sonra Milletvekili. Trabzon Lisesi’nde, resim öğretmeni Nazmi Ziya Güran ile başlayan resim aşkı ve yaşam süreci.

Paris yılları, bir dönemin simgesi insanlarla dostluklar. Romen kızı, Ernestine ile tanışması. Ernestine’nin, Eren olarak yaşamına girmesi ve birlikte bir yaşam süreci. Resimlerle, şiirlerle, dostlarla. Ağabeyi, Sebahattin Eyüboğlu ile ilşkisi, yazışmaları, birliktelikleri.

Erkan Yılmaz, Bedri Rahmi’nin yaşamını, yazılarından, şiirlerinden alıntılarla aktararak, bir döneminde belgeseli gibi oyunlaştırmış. Ayşe Lebriz Berkem’de, sade bir sunum ile abartısız, dönemi belgeleyen, yazı materyalleri ile de, görsel olarak sahneye yansıtmış.

Cem İdiz’in müziği, Çağlayan Sevinçer’in kukla tasarımıda oyuna katılınca, Y.Emir Çiçek’de Bedri Rahmi’yi, sahnede bizlerle birlikte yaşıyor ve yaşatıyor.

Bedri Rahmi, Bursa’da iken Nazım Hikmet’te Bursa Hapishanesi’nde yatmaktadır. O dönemi sıkıntılarını, açıklıkla aktarırken, doğallık hiç eksilmemektedir. Zaten, Bedri Rahmi demek, doğallık, tam bir Anadolu çeşitlemesi, renk cümbüşü de diyebiliriz. Yazmalardan balıklara, Anadolu’nun değişik yöresel özellikleri, onun renkleri ile yeniden hayat bulmuş ve günümüze de aktarılmıştır.

Bedri Rahmi’nin yaşamında deniz ve balıklarda, büyük bir yer tutmaktadır. Resimlerinde bunun değişik yansımalarını görebiliriz. Şiirleri ise sevda yüklüdür. Bilgecedir. Dillerden düşmeyecek kadar doğal ve kalıcıdır.

Oyun, bir şiir dinletisi ya da gösterisi değil. Bir yaşam çizgisi. Bir sanatçının yaşamı süresince, sanatı, yaşamı ve yaşama bakış açısı. Üzüntüleri, sevinçleri, sıkıntıları, ama hiç bir zaman eksilmeyen yaşama sevinci. Eren’e tutkusu, aşkı, yaşamını paylaşımı. Ve dostları.

Oyunda, çok kısa da olsa Paris günlerine de değinilmiş. O Paris’de, Anadolu’lu olarak, bilgi birikimini, sanat etkinliklerini, bir çok ünlü ressam ve ürünlerini tanıyarak, eğitimini sürdürmüş, ancak hiç bir zaman, ne resminde, ne şiirinde yabancılaşmamış, Anadolu kimliğini, sevgi mesajlarını oluşturmuştur.

Onu, Tokat’ın yazmacısı, Ege’nin denizcisi, Mavi Yolculuğun balıkçısı, Trabzon’un delikanlısı, Adana’nın sıcaklığı, balıkların sevgili dostu gibi, bir çok şekilde tanımlayabilirsiniz..

Bursa Devlet Tiyatrosu, vefa örneği göstermiştir derken, yeni kuşaklara, Bedri Rahmi biyografisi sunarken, onu dönemi içinde tutkularıyla ele almıştır. “TEK KİŞİLİK YAŞAM”, bu açıdan, bir Bedri Rahmi’dir. Ama bu yalnız bir insan değil. Tek kişinin çevresinde insanlar ve dönem anlatılmaktadır.

Bursa Devlet Tiyatrosu’nun, geçen yıl sahnelemeye başladığı bu oyunu, İstanbul’da Küçük Sahne’de izleme olanağı buldum. Oyunun, Bursada kalmayıp, başka kentlerede ulaşması beni ayrıca sevindirdi. Ama bu sesi, Trabzondaki hemşehrileride duymalı. Bursa’da sınırlı kalmamalı bu oyunun sergilenişi. Kıyı kentlere, İzmir’e, Ege’ye, Antalya’ya da ulaşmalı. Adana’da, Bedri Rahmi’siz kalmamalı.

Diyarbakır’da da, Van’da da, Erzurumda’da, Konya’da, gençlere ulaşmalı Bedri Rahmi. Bizim, Bedri Rahmi gibi, buram buram Anadolu kokan bir sanatçımız var, diyebilmeli insanlar. Gençler onun şiirlerindeki sevgiyi tanımalı ve yansıtmalılar. Böylece resimlerini aramalaıyız onun. Nerelerde, kıyımlara karşı direniyor. Egede balıklarla söyleşiyor. Bunları duyumsamalıyız.

Yağmurlu, bir İstanbul akşamında, oyundan çıktıkdan sonra, Nevizade veya Asmalı Mescit’e uğramadan, İstanbuldan ayrılmamak gerek. Ama en iyisi,yağmur, toprak kokusu, denizin ve martıların sesi, balıkçı tezgahlarına bakan kediler ve balık kokuları arasında onu yaşamak ve selam göndermek için, Karaköy’de Akın Balık’a mı gitmeli.

Bir bardak da, Bedri Rahmi Eyüboğlu ustaya kadeh kaldırmadan, ona selam göndermeden, geceyi sonlandırmak, Bedri Rahmi’ye saygısızlık olur en azından.

Bedros, Bedri Usta. Şerefe. Işıklar içinde ol. Senden öğreneceğimiz çok şey var daha. Bu dersi kaçıranlar, yaşamdan renk almada biraz eksik kalacaklar.

İstanbul. 11 Şubat 2012. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK