Bence sende şimdi herkes gibisin

Yürekli sair, Nazim Hikmet RAN, sevdalarini samimi yasadigi gibi ayriliklarini da insani yasarmis. 1918 de Kadiköy’de yazdigi bu siirini, biten sevdasinin ardindan yazmis.
”Büsbütün unuttum seni eminim / Maziye karisti simdi yeminim / Kalbimde senin için yok bile kinim / Bence sen de simdi herkes gibisin” demis, bir zamanlar sevdali oldugu kadina…ne küfür, ne beddua, ne kin, ne siddet, ne zulüm, ne ölüm var…insanlik, insanlik, insanlik ve medeniyet ve demokrasi ve baris ve hürriyet var.
Bana bu siiri ve bir de ayrilik mektubunu hatirlatan olay, çok güç ayrildigi esi tarafindan öldürülerek, hayati sona eren bir Türk kadininin ardindan konusan kizidir. Ürkek bir ceylan gibiydi, yarali bir ceylandi ve ” kanunlarimiz annemi korumaya yetmedi ” diyordu. Elbette her zaman ve her yerde oldugu gibi, yine ates düstügü yeri yakiyordu, herkes sadece dinliyordu yahut bakiyordu, herkes acisiyla basbasa kaliyordu.

Anlasamayan iki insanin yürütmeye çalistigi evlilik, hem kendilerine, varsa çocuklarina, kendi aile ve çevrelerine ve ülkelerine zarar veriyor, ben bu yüzden bosanmalari destekliyorum iste. Evlenmeden, anlasip-anlasamayacagimizi anlayamayiz bence. Evlenmek demek, yasamak hakkini yitirmek demek degil ki. Evlenince, esimizin sahibi de olmayiz, sadece sevgiden dolayi birbirimize ait hissederiz. Elbette, birbirini çok sevdigi halde, hiç anlasamayan insanlar, ve ayrilabilmeyi bilen insanlar, kendilerince aci çekmislerdir, fakat hayatlari huzura ermistir. Sair Özdemir ASAF’ in bir siirinde söyledigi gibi ” Ölüm gibi bir sey oldu / ama kimse ölmedi ”…
Ayriliklar insani öldürmez ki, siddetin her türlüsü, gamin her derecesi insani yikar. Müzikteki gamdan söz etmiyorum elbette, kederden bahsediyorum. Müzik insani hep iyi eder, dertlerinden arindirir, adeta dualar gibidir sarkilar ve melodiler… Doktor, Yönetmen, Aktör, Yazar Cüneyt ARKIN bir siirinde diyor ki, ” Kalp, yalniz gözyasi ve sarkiyla kendini ele verir ” ne kadar dogru bir teshis bence.
Ilkin kalbimiz aglar, gözlerimize yansir, gözyaslarimiz akar, sarkilarda dile gelir, söylenir, esasinda kalbimizi söyleriz.
Nazim Hikmet RAN, siirlerinde, sevdalarina çogunlukla yer vermis bir insandir. Ilk evliligini 1922 de Moskova da Nüzhet hanim’ la yapmisti. 2.evliligini, 1930 yilinda tanistigi iki çocuk sahibi dul bir kadin olan Piraye Hanim la, 1933 de Erenköy’ de yapmisti. Siirlerinde,” Hatçem” , ” Yavrum” ,” Sevgili”, ”Nisanlim” , ” Karicigim” , ” Piraye’m” , ”Biricigim”,
”Kizim”, ”Zevcem”, ” Ruhu revanim”, ” Hatice Pirayende ”, ”Kalbimin kizil saçli bacisi” diye hitap etmis, ancak gönlü yeni bir sevdaya düstügünde, dayisinin kizi Münevver Hanim’a asik oldugunda ise, Piraye Hanim’a ”Allahaismarladik!” mektubunda söyle söylemistir.
”Piraye, Her seye ragmen birbirini anlayan, birbirini seven, birbirini sayan iki cesur insan gibi konusmamiz gerekiyor…..Beni affet bile demiyorum. Herseye ragmen beni herkesten ziyade anlayacak olan insanin yine sen olduguna eminim. Ellerinden öperim.” Imza.
Asil adi Hatice Zekiye Pirayende ( Altinoglu ) olan Piraye hanim’a böylesi mektuplar yazarak elveda demis ve ” Hos geldin kadinim ”diye siirler yazarak, Münevver Hanim’in kizini yanina alip, kocasindan bosanmasini beklemis ve 1950 senesinde 3.evliligini yapmis. Bu evliliginde bir ogul sahibi olmus. Sene 1961 oldugunda artik, sairin kalbinden, dayi kizi ve oglu Memet’ in anasi Münevver çikmis, yerini, ” saçlari saman sarisi, kirpikleri mavi ” diye siirler yazdigi, Vera TULYAKOVA’ ya birakmisti. Nazim Hikmet,” Durmadan seni düsünüyorum” diyordu Vera’ ya…Moskova’da 2001 de vefat eden Vera TULYAKOVA HIKMET, 3 Haziran 1963 de Moskova’da vefat eden Nazim Hikmet RAN’ in 4. ve son esi oldu bu hayatta. Sair, son siirini yine Vera’ ya yazdi. ” Gelsene dedi bana / Kalsana dedi bana / Gülsene dedi bana / Ölsene dedi bana / Geldim / Kaldim / Güldüm / Öldüm.”
Ve ben bu bilgileri,Arastirmaci-Yazar Gazeteci Emin KARACA’ nin ” Nazim Hikmet’ in Asklari” kitabinda okudum. Sayisiz asklar ve 4 evlilik yasamis olan Sairimize, hiç bir bosandigi esi de kin duymamis, saire zarar vermemis, ne kadar degerli insanlarmis. Tarihte ve çagimizda, kendi kinlerini ve bitmeyen mahkemelesmelerini sürdürüp, erkegi mezarinda bile rahatsiz etmekten çekinmeyen vicdanlara sahip kadinlarin varligi da asikardir, ne hazindir.

Ve kadinlarin da erkeklerin de, evlilikten beklentileri ticari olmamali diye düsünüyorum. Bir evlilikten çocuk sahibi olmak, sevgidendir, bunu unutmamalidir bence. Sair Ataol BEHRAMOGLU’nun söyledigi gibi, ”sevginin ürünüdür insan, nefretin degil kizim”. Evlilik, Yazar Bekir YILDIZ’ in benzettigi gibi, ” Halkali Köle ” olmak degildir. Evlilik, birbirini seven-sayan ve anlasan insanlarin, hiç bir mecburiyetleri olmadigi halde, yuva kurmalari, mutlu ve huzurlu olmalaridir diye düsünüyorum. Dünyaya gelen çocuklarin her biri ayri bir dünyadir, hiç bir anne-babanin çocuklarinin huzurunu bozmaya, güvensizlik yaratmaya hakki yoktur, ancak, çocuklarin varligi için, huzursuzluk içinde yasamaya da mecburiyetleri olmamalidir diye düsünüyorum. Iste bu meyanda söylemeliyim ki, herkes için en önemli sey, ilkin sevdigimiz isimizin olmasidir, hiç kimse için vazgeçmememiz gereken de budur, diye düsünüyorum, elbette tüm sevdiklerimiz çok degerlidir ve tüm fedakarliklari hakederler, isimiz hariç… Isimizi sevmek ve son nefesimize dek çalismak, kendimizi tüm sevdiklerimize karsi daha özgür, daha güvenli kilacaktir. Hiç bir çocugun, anne-baba anlasmazligindan dogan siddetle, acilar yasamamasini, yürekten temenni ediyorum.
Yeryüzündeki erkeklerin hepsi sair degil ebette, fakat siirler yol gösterir insana. Ayriliklarin ardindan ” Bence sen de simdi herkes gibisin ” demek, diye düsünmek, zor olmasa gerek…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.