Beyaz kimlik cazip olmalı

Vatandaşlık konusu yine gündemin tepesine oturdu. İrsen Küçük hükümetinin son Bakanlar Kurulunda verdiği vatandaşlıklarla birlikte, süren vatandaşlık işlemlerini de donduran İçişleri Bakanlığı konunun muhatabı kişilerce yaylım ateşine tutuluyor.
Zira Bakanlar Kurulunda vatandaşlık verilenler arasında hak edenler kadar, hak etmeyenlerinde olduğu hepimizin malumu.
Umarız yeni hükümet topyekun iptal yerine, tüm isimleri araştırıp hakkaniyetli ve “CTP Türkiye kökenlilerin vatandaş olmasını istemiyor” algısını ortadan kaldırarak vicdanlarda karşılık bulacak bir sonuca bağlar bu konuyu.

***

Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay’a vatandaşlıklarla ilgili bir soru sorduğumda şimdilik dondurulduğunu, bu konu üzerinde çalışma yaptıklarını, vatandaşlıkla ilgili kriterler belirleyeceklerini, beyaz kimlik ve vatandaşlığın bu kriterlere göre verileceğini, dolayısıyla vatandaşlık konusunun, siyasilerin dudağı arasında olmayacağını söylemişti ki, bunları katıldığı bir televizyon programında da yinelemiş.
Uluçay’ın söyledikleri mantıklı olsa da vatandaşlık kriterlerinin oluşturulmasında sıkıntı yaşanacağı kesin. Hali vakti yerinde olan, belli eğitim ve gelire sahip kişiler beş yıl ardışık çalışma izinleri olmadığından -yatırım yapmamışlarsa- vatandaşlık hakkına sahip olamazken, beş veya daha fazla süre çalışma izniyle adada kalmış, bir lokma, bir hırka, bir şilte mottosuyla kazandığı parayı ülkesine göndermiş veya iki aile bir arada yaşayıp kazandıkları parayla memleketinde ev bark sahibi olmuş kişiler vatandaş olabilmekte.
Şimdi gelelim esas konuya. Hükümet vatandaşlık yerine beyaz kimliği öne çıkarma düşüncesinde. Bu sayede de “sonradan vatandaş olanlar bizim irademizi gasp ediyor, azınlık kaldık” eleştiri ve korkuları bertaraf edilmiş olacak.
Bana göre güzel bir düşünce olsa da beyaz kimliğin çerçevesinin darlığının, vatandaş olma isteğine yönelteceğini söyleyelim.
Niye mi?
Bunun cevabını vermeden önce adada yaşayan insanların niçin KKTC vatandaşlığı istediğinin yanıtını Yeni Düzen Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Cenk Mutluyakalı’nın sözleriyle verelim:

“Çünkü kendi adına iş kuramıyor, istismara uğruyor, sömürülüyor. Birileri, yurttaşlık avantajını bürokratik olarak kullanarak başkalarının sırtından para kazanıyor.

Çünkü çalışma izni işkenceye döndüğü için insanlar beziyor. Birde ev alamıyor kendi adına…
Burs alamıyor… Ve seçmenlik gibi, artık ranta dönüşen bir avantajdan mahrum kalıyor.
Yurttaşlığa olan ilginin sebepleri kalksa orta yerden, talepte kalkacak yani…”

Mutluyakalı haklı… Daha önce “KKTC vatandaşlığı neden önemli” başlıklı yazımda belirttiğim gibi, buraya dışardan gelen ve bir hayat kuran kişilerin en büyük sıkıntısı işkenceye dönen izinler. Bir yıllık oturum alabilmek için “üç tam gün” uğraşmanız ve pestilinizi çıkaran bürokratik talepleri yerine getirmeniz gerekiyor.

Puluydu, ikamet belgesiydi, kontratıydı, raporuydu vs.
Sonrasında sağlık raporu çilesi. Özelden rapor almak yasak olduğu için illaki devlet hastanesine gidiliyor, hastane nereyi uygun görürse oraya gönderiyor çalışma izni alacak kişiyi.
Ve bir başka sıkıntı emlak alırken karşınıza çıkıyor. Öyle pat diye alamıyorsunuz beğendiğiniz ve parasını hazırladığınız evi.
Önce araştırıp, sonra onay veriyorlar, o da aylar sonra…
Bu yazılanlar özetin özeti. Eğer alışmış ve bir düzen kurmuşsanız tüm bu eziyetlerden kurtulmak için vatandaş olmak istiyorsunuz doğal olarak.
Gelelim yine beyaz kimliğe; Şimdilik beyaz kimliğin sınırı belirlenmiş, vatandaşlıktan daha kolay bir formata sokulmuş değil. Kişiler “oy kullanmasam da olur, yeter ki sinir bozucu bu bürokratik işlemlerden kurtulayım” demek istiyor ancak beyaz kimliğin yine çalışma iznine bağlı olması, çalışma izni bittiğinde kimliğin hiçbir fonksiyonunun olmaması, en önemlisi beyaz kimlikli kişilerin iş kurma hakkına sahip olmaması gibi söylentiler beyaz kimliğe sempatiyle bakılmamasına neden oluyor.
Talep şu: “Tamam vatandaş olmayalım, oy kullanmayalım ama beyaz kimlik aldığımızda rahatça ev alabilelim. Çalışma iznimiz bitse de 5 yıllık beyaz kimlik aldıysak, beş yıl huzurla oturabilelim. İş kurabilelim.”

***

Tüm bu gerçeklikler ve tedirginlikler ışığında beyaz kimliğin görev alanının genişletilmesi ve halkın vatandaşlık ısrarından kurtarılması gerekmekte. Onun yanı sıra uzun yıllardır bu ülkede kalan (öğrenci, refakatçi muhaceretiyle) ve ülkeye ekonomik katkıda bulunan eğitimli kişilere adı beyaz kimlik mi olur, sürekli oturum mu olur her ne olursa bir oturum icazeti verilmeli. Hükümet bu konudaki çalışmaları yaparken çalışma izninden ayrı olarak, kişinin ülkeye sağladığı sosyolojik, ekonomik, kültürel katkıyı da göz önüne almalı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.