Beyaz zenci diasporası

“Önemli olan iktidar gücünü elinde tutarken bu sözü söyleyebilmektir.
İşler tıkırında gittiğinde, ortalık güllük gülistanlık olduğunda akıllarına adalet kavramını getirmeyenler, gün gelir adaletin o şaşmaz terazisine muhtaç olurlar” sözleri döküldü dudaklarımdan….
Özkök ve benzerlerinin bugün içine düştükleri durum kelimenin tam anlamıyla ibretlik bir vesikadır.
Özkök’ün “Beyaz Zenci Diasporası” başlıklı köşesine takılıp meramımızı arz etmeye çalışalım. Özkök’ten nakledelim:
“Geçen gün bir kadın arkadaşım, içinde bulunduğu psikolojiyi şöyle açıkladı:
“Bu toplumda kendimi beyaz bir zenci gibi hissediyorum.”
Bu iki kelime yan yana gelince ne kadar tuhaf bir alaşım oluşuyor değil mi?
22 Temmuz’dan sonra Türkiye’de bazı kişiler, ruh dünyalarını işte bu tuhaf kavramla açıklamaya çalışıyor.
Çünkü, bazı kişilerin ve yazarların zafer çığlıkları öyle sakil bir hal aldı ki, toplumun bir kesimi kendini işte bu duyguya sığınmış buldu”.

Özkök’ün kaptan köşküne kurulduğu yayın organının yarı resmi bir nitelik arz ettiği tartışma götürmez bir gerçek. El Ahram Gazetesi ne ise bizde de bu yayın organının anlamı odur.
Resmi ideolojinin kendisi için düşman saydığı komunizm, İslam ve Kürtler, bu beyler için de birer düşman kamp olarak muamele gördü ilk günden beri. İllegal oluşumları bir yana koyalım: şunca zaman zarfında Türk solunu, İslam’ı ve Kürt sorununu meşru zeminlerde anlama ve örgütlenme çabasına girenler olmadı mı? Şüphesiz evet! Belki binlerce oluşum gerçekleştirildi. Ama bu üç düşman cephe, bir türlü yeni bir şey söyleyemedi. Söyledi ama kötü örneklerin yanında anıldı, niyetlerinden kuşkulanılarak kovalandı, fişlendi, cezaevlerine ve sürgüne yollandı.


Şöyle bir arşiv taraması yapın. Meşru zeminlerde bir varlık mücadelesi verenlerin akıbetini araştırın. Hepsi yara bere içinde ve darmadağınıktır. Bir de bu sonuca etki eden faktörlere bakın, Özkök’ün kaptanlığını yaptığı yayın organları listenin en tepesindedir.
“Namaz kılarken görüntülenen vali!” laik cumhuriyetin düşmanı olarak anılmaktadır söz konusu yayın organlarında. Bir resmi kurumun mütevazı köşesi mescide dönüştürüldüğünde “memleket elden gidiyor” diye çığlıklar atılmaktadır. YÖK’ü protesto eden gençlerin örgüt bağlantıları araştırılmakta ve falanca muhabirin titiz çalışmaları sonucu gençlerin suç örgütlerinin maşası olduğu kanıtlanmaktadır..!


Resmi ideolojinin hakim unsurları ile yaptıkları ortaklık neticesinde Özkök’ün müdafaya çabaladığı yayın organının hedeflediği hayat çizgisinde tüm ideolojiler düşman, en iyi niyetli girişimler bile “hain” olarak fişlenmekten yakasını kurtaramamıştır. Ve acıdır ki bu coğrafya, bu girişimlerin bir sonucu olarak okumayı terk etmiş, şiirle alakasını kesmiş ve birbirinden kopya ettiği “kuruluş amaçları”nı dilekçeye dönüştürerek parti kurmuştur. Gelinen nokta burasıdır.


Gelinen bu noktaya itiraz ediyor Özkök. Nakletmeye devam edelim:
“AKP’nin lider kadrosuna seslenmek istiyorum.
Sizler, toplumun her kesimini kucaklamak zorundasınız.
Çevredeki bu şımarıklara yüz vermeyiniz.
Böyle İkinci Cumhuriyet martavallarına kulaklarınızı tıkayınız.
Herkesi, hepimizi kucaklayınız.
Artık bu zenci-beyaz sakilliğini lügatlerimizden çıkarınız.
Türkiye sizden bu vakarı, bu ağırbaşlılığı ve sorumlu davranışı bekliyor…”


***


K Parti’ye irtica damgasını vurmak için “yalan teslis haberleri” de dahil her tezviratı yaymakta bir sakınca görmeyenlerin AK Parti’nin kadrolaşmasında ciddi etkileri olduğunu görmeleri gerekir.


AK Parti, kıyısından köşesinden “irtica” ile ilişkilendirilebilecek isimleri dışarıda tuttu. Bunların yerine irtica hariç her ne vasıfla anılırsa anılsın epey adamı vitrinine koydu ya da koymak zorunda bırakıldı. Yani AK Partili kurmaylara kalsa partiye yaklaştırılmayacak kimi adamlar belediye başkanı oldu, milletvekili oldu, partide etkili pozisyonlara getirildi.
Özkök’ün “kadın arkadaş”ının sözlerine dönelim:


“Bu toplumda kendimi beyaz bir zenci gibi hissediyorum” diyor. Neden? Çünkü Türkiye fotoğrafına bakıp giderayak kendisini dışlayan bir yapılanmanın yaşandığı evhamını taşıyor içinde. Peki..Acaba Sayın Özkök ve arkadaşları bir valinin ibadet yapamayacağı haberi ile manşetlerini doldururken, o valinin, ailesinin ve onlar gibi düşünen milyonların ruh halini anlamak gereği duydular mı? YÖK’ü protesto eden gençleri, Kürt meselesi etrafında çıkış çareleri arayan insanlara reva gördükleri muameleleri ve bunların toplamından oluşan kırgın bireylerin ne olacağını düşündüler mi? 


Özkök, adalet istiyor bir yerde. AK Partili kadrolara seslenerek, “Yapmayın, etmeyin” demeye getiriyor. Oysa bugün ülkenin idaresini elinde tutan AK Parti iktidarı da dahil herkesin yarınla ilgili ciddi kuşkuları var. Kimse bulunduğu pozisyondan emin değil. Çünkü Özkök’ün idare ettiği yayın organının canı çok sıkılırsa yarın, “Genç subayların rahatsızlığı” mevzuunu yeniden işleyebilir.


Sayın Ertuğrul Özkök’e anılarını yazacağı kitap için inzivaya çekilip ahir ömrünü tefekkürle geçirmesini tavsiye derim. Yıllar yılı ve bilinçli propagandalar sonucu ortaya getirdikleri bu memleket manzarası onların eseridir ve hadi deyince düzelmez.  “Yapmayın, etmeyin” demeden evvel, “biz yaptık bari siz yapmayın” demek ve toplum için gerekli olan sağduyu noktasında ittifak etmek önemli. Özkök’ün ne dediği bu açıdan bakıldığında hiçbir şey ifade etmiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 × five =