Bilardo

Iskalanan fırsatların, ya da ucundan yakalanmaya çalışılan kavramların değerleri bile anlaşılamadan, ertesi gün yine dayatılmış bir güncelleme ile karşılaşıveriyorsunuz. Siz günü yakalamaya çalışırken, alttan mesajı yiyiveriyorsunuz, “update yapmak ister misiniz? “ diye soran.
Dünün ölçeklerinde kalanlar güdüm girdabına kapılıyorlar, anafor kontrolden çıktığında, sırtınıza yüklenen birikmiş safralar formatlayıveriyorlar yarınınızı. Bugünü yakalamaya torpillenenler ise geçici hükümranlıkları ile şuursuz hegomonyalar kurabiliyorlar liyakatsizliklerinin kağıttan egemenlikleri üzerine. Bu tiplerin Dünya’yı saniyelerce yönetmeleri bile, beyne oksijen gitmemesinden tüm vücudu vuran felçlere benziyor.
Tempoyu yakalayamayanlar, dörtnal yarışlarına duhül olmuş rahvan atlara benziyorlar. Zamandan tırsanların tırıs gitmeyi seçtiği, zamanla yarışa çıkanların siklet farkından hezimete uğrayabildiği bir Dünya’yı taşıyoruz geleceğe. Kimimiz her daim yarını taşıyoruz, kimimiz daima günü yaşıyoruz. Vizyon kalitesi sırf bu nedenden Himalayalar’la, Lut Gölü kıyasında. Yıllarca olimpiyat koşularına hazırlanmış birinin o an yanlış çıkış yaparak elenmesi gibi, islimsiz mantalitelerin nefes alışlarında bile disiplin farkları var.
Gelecekten ise, herkesin anladığı başka. Bize vaadedilen gelecek bir türlü gelemiyor. Çocuklarımız da, ne zaman gelecek diye bekleyecekler… Zamanlar ve insanlar arasında bir türlü pozitif odaklı bileşke gücünün oluşamamasındaki asıl sebep ego. Kontrol edilmesi en güç duygu olan sorunlu nefis, geleceği sadece kendi ekseni üzerinden ve bir güç ihtirası kılığında, bencil çıkarı adına zapta almaya çalıştığı için, insanlığın kolektif geleceğine dair bir katkı üretemiyor.
Eh, Dünya’nın şu andaki lüzumsuz nüfusunun % 80’i bu tiynette olunca da, çöküntülerin patlak verip, fayların birbirini zincirleme tetiklemesi doğal olarak yoğunlaşıyor. Ya göçertiyor ya da toprağa gömülenler üzerinde yeni dünyalar kuruluyor. “Yarını doğru yorumlayanların ve durugörü özellikleri olanların şansı artıyor geleceğin dünyasında…“ bile diyemiyoruz, çünkü geleceğin Dünya’sının değerleri bugünden bakıldığında muğlak. Bataklıkları kurutacak teknolojiye de sahibiz, karaları batıracak olanına da.
Öncü depremlerin müsebbibi biraz teknolojinin getirdiği zihinsel atalet, çokça da planlı cehalet. Daha doğrusu, arada açılan uçurumun, özellikle bu aurası bozuk dünya zamanında, sisten, pustan, kaderci kolaycılıktan dolayı, ölçülebilirlikten muaf olması… Arada o kadar sıradağlar var ki, toplumlar arası ayrışmaların seviye farkı, toplumların kendi içlerindeki uçurumlaşmış sınıf farklarının artçılarını tetikliyor insanlığın çöküşünün kapsama alanlarına.
Yani bir yandan globalizm domestik sınırlarda ağır sorunlar üretirken, diğer yandan domestik atalet ise globalizmin kısır kalmasına neden oluyor. Fasit daire kendi siklonuna alıyor yuvarlak düşünceleri ama yine de, sivriler değil, yuvarlaklar dominant oluveriyor ilerleme handikapına teşne bu seviyesiz gezegende. Tencere koca bir karadelik, siktiriboktan kapağı ise, yuvarlana yuvarlana arzı endam ediyor, müzmin özleminde olduğumuz kainatımızın dibine kadar.
Bunca küçük yuvarlağın, aynı eş zamanda ve olabildiğince dolgu bir güçle, koca yuvarlağı etki alanına aldığı daha berbat zamanlar yaşanmış mıdır bu planette, bilemeyiz ama, Sümerliler’in tabletleri çözüldükçe, Maya’ların gömüleri bulundukça, Hititler’in endazeleri tartıldıkça, açıkça görülüyor ve resmen henüz açıklanmıyor ki, tarih gerçekten tekerrür… Günlük imparatorluklar, bütün muhteris egolar, bütün güç odakları aslında biten denizin dibini görme ve tarihe gömülme sürecindeler. Ve hem de, her nasıl olacaksa, toplu halde gidiciler.
Bunu, kuşbakışı baksanız görebilirsiniz. Materyalizmin, küresel sosyalizmin çöküşünün peşi sıra aldığı itibari darbeler, tam zıt kutbu olan kapitalizme ve emperyalizme de tutunacak dal bırakmadı. Paranın el değiştirmesi, sadece bizim eski eziklerin, yeni komprador olma hıncıyla, rövanşa ayarlı orta oyunlarını sahneye koymuyor, makro planda, ülkeler arasındaki navigasyonlu ekonomik değişim rüzgarından nemalanma yarışlarında, eski güçlerin artık demode olmaya başlaması ve bunun paniğiyle dünyanın dizaynını, şuursuz seçilmiş ve dünden bugüne demode kalmış bir yol haritasına oturtmaya çalışmalarının faturalarının kimlere rücu edileceği tartışılıyor artık illüminatenin tozlu bilardo masalarında.
Kimileri yırtılacak çuha, kimileri ise deliğe süpürülecek toplar. Ha! Daha ilginci ıstakayı kimin beyzbol sopası gibi kullanacağı. Tek gerçek var ki, bilardo masasının elektiriği hayli yüksek, hem de bozuk.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

8 + 10 =