Binlerce kilometrelik bir yolculuk

“Binlerce kilometrelik bir yolculuk ilk adımı atmak ile başlar.”

Son zamanlarda, ne kadar çok buna benzer söz duymuş ve okumuştum. Son yıllarda yayınlanan kitaplarda, kendine güven, korkunu yen, uzak Asya’da bilmem kim şunu yapmış, başarıya ulaşmış, onun yolundan git gibi sözler duyarsınız. (Yoga merkezlerinin her yerde açılması tesadüfi değildir.) Başarı doğduğun yerdedir, nereye gidersen git, sonuçta aradığın hazinen senin büyüdüğün yerdedir, gibi genel söylemleri olan kitaplar çok satanların başında yer alır. Bu kitaplar ve söylemler neden son yıllarda gittikçe artmaktadır? Neden bu kitaplar en çok satanlar arasına girmiştir, neden bu kitaplar her dile tercüme edilmiştir?

Sorunların yoğun olduğu yerlerde korku ve endişelerde vardır. İnsanlar korkular ile yüzleşmesi istenirken, yaratılan korkuların aslında geçilebilecek korkulardır. Bu korkular ile yüzleşilirse yenebileceğimizi öğütleyen ve uzak Asya öğretilerini içinde barındıran çözüm yolları önümüze gelmektedir. Kitaplar, korkuların içinde boğuşanlar için bir çözüm yolu olarak durmaktadır. Son yıllarda artan korkular ve küresel olarak yayılan korkulara bir baktığımızda grip virüsü gibidir. Birbirine benzeyen nedenler ile ortaya çıkan korkulardır. Kişiler bireyselleşmekte ve bireyselleşen korku ise kişiyi ortadan kaldırmaktadır. Korku itaatkarlığı yaratır ve itaatkar olan bir birey, korkuları sayesinden dünyayı bir bütün algılamaktan uzaklaşmaktadır. Korku, kişinin günlük yaşamını etkilerken, toplumsal hareketlerin balon gibi solması ve yok olmasını da sembolize etmektedir.

Binlerce kilometre sürecek yol, ilk adımı atmak ile başlar. Doğum anından itibaren attığımız adımlar yok sayılır ve korkma ilk adımı at denmektedir. İç yolculuğa davettir. İç yolculuklar sayesinde yanlış öğrendiğimiz nefesi doğru almaya başlarız. Neden nefesi yanlış alırız, neden büyükler nefeslerini yanlış alırlar pek sorgulanmaz. Doğru nefes almayı öğrenmek, ilk adımdır. İçe yolculuğun başlangıcıdır, dış dünyadan uzaklaşırsınız!

Dış dünyadan uzaklaşanlar kendilerine ait vahalar kurarlar. Bu vahalar küçük gruplardır ve grubu hiçbir zaman kaybetmeyi göze alamazlar. Yalnızlık, modern insanın hastalığıdır. Kimse yalnız kalmak istemez, fakat bu büyük dönüşüm çağında, kimse doğduğu yerde olmayacağını ve sürekli bir arayış içinde olduğunu peşinen kabul etmek zorundayız, çünkü şehirlerin anormal bir şekilde büyümeye devam etmesi bunu göstermektedir. Şehirler kalabalıklaşırken, insanlar yalnızlaşmaktadır. Geniş ailenin tamamı ile ortadan kalkması ile ‘her koyun kendi bacağından asılması’ gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Yalnızlaşan insan korkuları ile yaşamaya mahkumdur, çünkü yalnızlık korkuların oluşması için en güzel ortamdır. Korkuları yaratan önemli faktörlerden öne çıkanı aç kalmaktan çok yalnız kalmaktır. Yalnız insana seslenen kitapların çoğalması bu yüzdendir. Bu yüzden, yalnız insanları daha çok bireysel arayışlara sürükleyen ve korkuları yenecekmiş gibi gösterip, başka bir bağımlılık ilişkisine götüren çözüm yolları ortalıkta dolanmaya başlamıştır. Geçmiş artık yoktur, o halde geleceğini kurtarmak için ilk adım at ve iç dünyana dön çağrısıdır.

Kitaplarda, ‘Kendini özgücüne güven, başaramayacağın bir şey yoktur. Yeter ki kendini tanı’ demektedir. Fakat bu yollarlar başarılı olmuş insanlar pek ortada gözükmemektedir! Öğüt veren kitapların başarısı ‘sağlıklı beslenme’ kitaplarının başarısı kadardır. Orada öğretilenleri harfiyen yerine getirenlerin yaşamında ne değişmiştir? Savunulan tezlerin bir süre sonra yanlış olması ya da bir firmanın ürünün tüketimine yarayan bir reklam kampanyası olması gibi bir durumdur. Korkuların üzerinden birileri para kazanır, ilk adımı at derken!

Zayıf düşen insana bir müşteri gibi yaklaşılır, her açıdan. Sağlık açısından tutun, günlük yiyecek tüketime, kullandığı ev eşyasından, büroda elinde tuttuğu topa kadar, her şey bu bireyi kuşatır. Bireyi yok etmenin en kolay yolu ise, beynine seslenmek ve onun düşünce yapısını tek düzeye indirmektir. Eğer birey bütün dünyada tek bir şekilde düşünmeye ve yaşamaya alışırsa, büyük firmaların potansiyel müşteri profili hazırdır ve kasalar dolmak için bekler. Korkular, bir ticari araç haline getirilmiştir. Korku sadece iktidarda kalmak için bir araç olmaktan çıkmıştır, korku yönetilebilir ve yönlendirilebilir konumdadır.

Eskiden ABD’deki TV reklamları bizim kanallarımızda gülmece programlarında bakılır ve anlamaya çalışılırdık ve bol bol kahkaha atardık, bugün o reklamlar bütün kanallarımızda oynaktadır ve kimse gülmüyor!

“Binlerce kilometrelik bir yolculuk ilk adımı atmak ile başlar.” Bu yolculuk kimin için başladığı ortada değil mi?


—————————
http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.