Bir başkadır benim memleketim…

Bankacılık sektörüne yabancıların ilgisinin en son tezahürü Zorlu Grubu’nun bankası olan Denizbank’ın yüzde 75’inin 2.4 milyar dolar bedelle Belçika merkezli Dexia Bank’a satışıyla kendini gösterdi.


Dexia, Denizbank’ı satın alarak Türk pazarında önemli bir oyuncu olmak istediğini açıkladı. Zorlu Grubu ise Denizbank’ın satışından elde edilecek tutarı, diğer alanlarda yatırım için kullanacağı açıklamakla yetindi. 


Aslında Denizbank, Türk denizcilik sektörüne finansman sağlamak üzere 1938’de kurulmuş bir devlet bankasıydı.  1992 yılında hükümetin bazı devlet bankalarını birleştirme kararı sonrasında Denizbank, Emlakbank çatısı altına girmiş, 1997’de Emlakbank’tan ayrılarak özelleştirilmiş ve Zorlu Grubu bünyesine katılmıştı. 2004 yılında yüzde 25 hissesi halka arz edilen Denizbank’ın 12 iştiraki ve biri yurt dışında olmak üzere 244 şubesi bulunuyor.


Bugün itibariyle yaklaşık altı bin çalışanı olan Denizbank artık yabancı bir bankadır. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü bankanın yönetimini elinde tutan sermaye grubunun yabancı olması halinde o banka yabancı banka olarak kabul edilir.


Örneğin geçen yıl Dışbank’ı satın alan Fortis grubu, bankanın hakim ortağı olduğu için Dışbank yabancı banka tanımına girmiş ve hatta ismi bile değişmiştir.


Fakat Koçbank’ın yarı hissesini satın alan İtalyan Uni Credito, banka yönetiminde hakim güç değildir. Bu yüzden Koçbank yabancı banka olarak değerlendirilemez.


Geçen yıl BDDK’nın yapmış olduğu bir çalışma, halka açık bankaların borsada işlem gören senetlerinin büyük bölümünün yabancıların elinde olduğunu gösteriyordu. Bu da bankacılık sektörünü yabancı sermayeye tamamen kapamanın mümkün olmayacağı anlamına geliyor.


Bankacılık sektörüne ilginin bu kadarla kalmayacağı belli. Şimdi sırada belki de Akbank, Oyak Bank, Alternatifbank, Anadolubank, Tekstilbank vs. gibi bankalar var. Onlar da alıcı bekliyor olabilir.


Türkiye’nin en büyük bankalarından Yapı Kredi ve Garanti Bankası’nın yabancı ortakları var, Akbank’ın da yabancı ortak alması durumunda küresel sermaye Türkiye’nin en büyük bankalarında yerini almış olacak.


Peki bu kötü müdür? Teorik olarak bir ülkede yabancı bankaların sayısının artması, o ülkenin bütün finansal sisteminin yabancıların kontrolüne geçmesi demektir. Bu da finansal enstrümanların fiyatlanması ve arzının yabancıların kontrolünde olacağı anlamına gelir. Kısaca yatırım yapmamız onların fiyatlamalarına bağlı olacaktır.


Devlet tahvili ve hazine bonolarına gelince; bunlar için hazine ihale açar ve bankalar da tahvil ve bonoları devletten satın alır. Yabancı bankaların yüksek faiz teklifi verdiğini düşünürsek, böylece o ülke borçlanmak için yüksek maliyete mahkum olacaktır.


Borçlanma maliyeti demek, yaratılan katma değerin ve vergilerin onlara transfer edilmesi demektir. Kaynak pahalı olduğu için yatırımlar yavaşlar veya durdurulur. Zorunlu olarak yapılan yatırımların da maliyeti yüksek olur. Fiyatlar genel seviyesi yükselir. Bu da enflasyonu ve devalüasyonu tetikler. Paranın değer yitirmesi yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çeker; onlar da yüksek kurdan bozdurduğu kaynağını yüksek faize yatırır ve yüksek kazanç elde eder.


Sonucunda da bu kısır döngü içerisinde hayatlarını sürdürmeye çalışan sermayesi yetersiz şirketler büyümek veya faaliyetlerini devam ettirmek için yabancı kaynağa başvurduğunda; yüksek maliyetlerden doğal olarak olumsuz etkilenecekleri ve zor duruma düşecekleri için ya iflas edecekler ya da yabancı sermayeye teslim olacaklardır.


Biliyorum çok karamsar bir tablo bu. Fakat küresel güçler küresel sermayeleriyle bizim gibi az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde söz sahibi olmaya devam ettikçe olmayacak senaryolar değiller.


Aslında bu durum çift taraflı bir bıçak. Çünkü son yıllarda memleket menfaatinin nerede olduğu zaten belli değildi. Yabancı ortağı olmayan bankaların yaptığı da farklı değil aslında. Onlar da yurt dışından düşük borçlanıp burada daha pahalı satıyor ve Hazine’ye bir anlamda kazık atıyor.


Yine Ankara’daki hükümet tarafındaki birileri bir bankayı alıp sonra hortumluyor ve o paraları İsviçre bankalarına aktarıyor. O paraların Türkiye’de yatırıma dönüştürülmediğine emin olabilirsiniz.


Anlayacağınız paranın milliyeti yoktur. Hele bizim gibi hortumcusu bol ülkelerde hiç yoktur. Gerçekten de bir başkadır benim memleketim…


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ten + 13 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.