Bir pazartesiyi kurtarmak, hayatı kurtarmaktır…

Bahçedeki iğde ağacının burnumu yakan çocukluğu,
dipsiz bir bozkır gibi oturdu yüreğime.
Şu koskoca evrende,
iğne başı kadar bile etmeyen dünyanın
nesini paylaşamıyoruz ki böyle…
içinde medeniyet pişen mutfaklar nerede?
Huzur tozu gerek tutam tutam yemeklere …
Sınanmalarla geçirilen bir ömrün özeti ne olabilir,
sevinmeyi unutan çocuk gözlerde?
Şu sarmasarışık kelimelerle
öpüp kavuşturmaya çalışıyorum geceyi, ertesi güne…
salıyı çarşambadan ödünç alırım
perşembeyi dürüp cumaya katlarım
pazartesiye kadar dayanırım..
sonra?..

Sonra belki bir melek
ıslak kanatlarıyla yağmur getirir…
dişlerimin arasında delice sıktığım kelimeleri
ancak ‘O’ sonsuza kadar dindirebilir.
Öğleye kadar pazartesi,
ne yap yap yetiş bilmiyorum…
Belki bir gülümseme yeter, bilmiyorum…
On beş kat nefes nefese çıktığım merdiven boşluğundan aşağı bakmak gibi dünyaya bakmak…
her basamakta bir tabela,
her kapıda yorgun bir ses…
Küçük çırpınışlarla sürüklendiğim bu imdat tırmanışı,
her göz çukurunun kuytusunda bu umut arayışı..
hep aynı şarkının nakaratında dönüp duran bu hayat yarışı..
bilmiyorum…
ılık ılık bıraksam kendimi yağmura
belki çok kafiyeli… bilmiyorum ..
sonra?
sonra adı “çocukluk” olsun delice ıslanmaların,
sonra adı “mucize” olsun hayata ikinci kez başlamaların,
nefesini ciğerlerinde uzun uzun tutmaların..
sonra adı “insanlık” olsun sabrın vicdanın ahlakın adabın…
adı “aşk” olsun vazgeçmemelerin,
‘yeniden doğmak’ olsun adı sevmelerin..
Bir melek yağmur getirsin ıslak kanatlarıyla
yıkayıp durulasın kederi,
ağlamaklı gözlerin…

Herkes deliriyor, gökyüzü deliriyor,
akıl, fikir, vicdan, adalet deliriyor,
yollar, haberler, bombalar, hırslar, ruh hastası dizi filmleri…
Sen delirme!
Pazartesiyi kurtar,
öğlen olmadan yetiş,
nasıl yaparsın bilmiyorum..
Sevmeye alıştır.
Bir pazartesiyi kurtarmak,
hayatı kurtarmaktır…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen − 10 =