Bir İsveç anısı

Bir sürü eş dost vardı tabi oralarda, uzun zamanlar T.R.T Stockholm muhabirliği yapan Ali Kıral Rona, Stockholm Şehir Tiyatrosunda çalışan Oktay Öztenar, Ankaralı Ateş Birgivi, Erenköylü eski futbolcu Haluk Eralp ağabey, gene Kadıköy den arkadaşım greko –romen Doğan ve büyük usta (Trompet) Muaffak Folay, kısaca “MAFİ”. Mafi bizi Lidingö denen semtte Monica Zetterlund isimli hatun kişinin evine yerleştirdi. Monica İsveçlilerin gözünde ilah gibi olan, bir caz şarkıcısıydı. Soranlara onun evinde kalıyoruz dediğimde, herkes yüzüme hayretle bakıyordu. Ne kel alaka der gibi. Maalesef evime gelen bir İsveçliden öğrendiğime göre Monica Hanım 2005 Mayısında yanarak ölmüş Allah rahmet eylesin toprağı bol olsun. Ali ve Mafi yaşıyor diğerleri hepsi rahmetli oldu, Oktay ve Ateş orada, Doğan ve Haluk ağabey burada Türkiye de ebedi uykularındalar. Allahtan onlara rahmet geride kalanlara sağlıklı bir uzun hayat dilerim. O zamanlar iki ay kadar kalmıştım İsveç de,
İsveç ten Almanya ya dönerken, otobanda kaza yapınca, Güneş ağabeyimle
Ortak olarak aldığımız Opel marka arabayı ona bırakarak. 1966 senesinin nisan ayında soluğu, eski işimde çalışmak için “VAN’DA” almıştım. Herkes beni deli ilan etmişti. Nerden bilsinler benim Almanya dan daha iyi para kazandığımı Van’da. O seneler herkes Avrupa ya gitmek için uğraş veriyordu. Biz ise çocukluk arkadaşım, Kazım Kumbaracı ile aç kalmıştık Almanya da. Bu yüzden iki kişilik grev bile yaptık çalıştığımız fabrikada, Belki ilerde bir gün bu grev hikâyesini size yazabilirim.


Sonra 1978 senesinde iki haftalık bir İsveç yolu daha oldu hayatımda, bu sefer Hamburg tan uçakla gitmiştim. İsveç Polisi Hava alanında vize uygulaması yapmıştı bana. O zamanlar bir mana verememiştim bu vize işine bizlere vizeyi başlatan ilk ülke olmuştu İsveç. Sonrası bugün dünyanın hiçbir ülkesine vizesiz gidemiyoruz. Ateşi buldum, Oktay yoktu Haluk ağabey ve Doğan Türkiye ye dönmüşlerdi.


Son İsveç seyahatim 1993 senesinde, bizim Oktay’ın ısrarı yüzünden oldu,  Oktay bir gün bir Türk’e nerelisin diye sorduğumda, burada kimseye nerelisin diye sormana gerek yok Önder. Kulu lumusun diye soracaksın dedi şaşırdım, sonra devam etti şu anda Stockholm’de 26.000 bin Türk var, 24.000 bini Konya nın Kulu kazasındandır diye açıklamada bulundu. Geriye kalan 2000 kişide Türkiye’nin muhtelif şehirlerindendir diyerek konuyu kapattı. Beş hafta kaldım Oktay’ın yanında. Yeni insanlar


Tanıdım, Orhan Baba, Mekteb-i Sultan-i mezunu Abdulrahman “Abduş” ağabeyi tanıdım. Benim Haluk ağabeyi tanıdığımı öğrenince, beni evine yemeğe almak istedi. Fakat hastalandı olmadı, artık Türkiye ye dönme zamanı geldiğinde, Abduş ağabeye veda etmeden olmazdı. Abduş ağabeye dönüyorum artık ben dediğimde. Olmaz muhakkak yemeğe gitmemiz lazım dedi. Nereye gidelim falan derken, Polis Muammer’in oraya gidelim “ÜSKÜDAR” mezeler var, Rakı var, diyince ağabey sen bilirsin demekten başka bir söz kalmamıştı bana. Yolunuz Düşerse Stockholm’e uğrayın Muammer’in Üsküdar’ına, selam söyleyin benden sizi ağırlar gerektiği gibi. Mafi, Orhan Baba, Oktay ve genç Fatih’de bize takıldılar. Muammer’in dükkânına girer girmez, Muammer benim için ben arkadaşı bir yerden çakıyorum dedi.


Başladık araştırmaya, müşterek arkadaşlarımız çıktı bir sürü, ama sonunda bulduk beraber Galatasaray’ın B takımında Futbol oynamıştık.
Abduş ağabey dayanamayıp bana dönerek, bukalemun gibi adamsın Önder yakıştırması yapmıştı. Güzel bir gece olmuştu, çok gülmüştük. Polis Muammerle hala selamlaşırız. Bu anıda nerden aklıma geldi diye sorarsanız.  Yazar Tunç Müstecaplıoğlu bir İsveç anısı gönderince, benim de aklıma bu arkadaşları yâd etmek geldi. Sevgi ve Saygılarımla.


İsveçliler Norveçlileri hiç sevmez, tabi ki tersi de geçerli bu iki ülke için.
Küçük bir fıkra size,
İsveçli; Bir insanın cebinde balık varsa o muhakkak Norveçlidir. Ona pasaport sormak gerekmez der.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here